Gezi Parkı Davası’nda tüm yaşananlar!

Gezi Parkı Davası'nda tüm yaşananlar!

Gezi Parkı eylemleri gerekçesiyle 840 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala ve tutuksuz 15 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşması bugün Silivri'de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu ve diğer sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dosya kapsamında yargılanan tek tutuklu sanık Osman Kavala da beraat etti tahliye edilecek.

18 Şubat 2020 - 16:48 - Güncelleme: 18 Şubat 2020 - 17:38

Gezi Parkı eylemleri gerekçesiyle 840 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala ve tutuksuz 15 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşması bugün Silivri'de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu'nun da aralarında bulunduğu 16 sanıklı davada 9 sanık haklarında isnat edilen tüm suçlardan beraat etti.

Bu kapsamda davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala da beraat etti ve tahliye edilecek.

Yurtdışında bulunan gazeteci Can Dündar, tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Mehmet Ali Alabora, Açık Toplum Vakfı Türkiye Temsilcisi Gökçe Yılmaz Handan, roman-araştırma-tiyatro yazarı Handan Meltem Arıkan ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Koordinatörü Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, oyuncu Ayşe Pınar Alabora hakkındaki yakalama kararları kaldırılırken, mahkeme sanıkların dosyasını ayırma kararı aldı. Mahkeme, bu sanıklar hakkında ifadelerinin alınmasına yönelik yakalama kararı çıkardı.

İsveç, Kanada, İsviçre, Danimarka, Almanya ve Hollanda'nın başkonsolosları ile İngiltere, Lüksemburg, Belçika, İrlanda ile ABD'nin büyükelçileri veya büyükelçilik temsilcileri de duruşmaya izleyici olarak katıldı.

Gezi parkı davasında sanıklar, "hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet istemiyle toplamda 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyordu. İddianamede 746 müşteki yer alıyor. Müştekilerin başını Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 61. hükûmetin bakanları çekiyordu. 

MÜCELLA YAPICI'DAN İLK AÇIKLAMA

Gezi Davası'ndan beraat eden Mücella Yapıcı yaptığı ilk açıkalmada "Gezi onurdur, yargılanamaz" dedi.

TAHLİYE KARARI BÖYLE KARŞILANDI

Gezi davasında tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin ardından mahkeme salonu böyle görüntülendi.

Celse arasında mütaalasını açıklayan savcı, AİHM kararına karşın halen tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, akademisyen Yiğit Aksakoğlu ile Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet hapis, 6 sanığında 15 ile 20 yıl arasında hapsini istemişti. Yurt dışında bulunan sanıkların dosyasının ayrılmasını isteyen savcı, bu sanıkların Kavala, Aksakoğlu ve Yapıcı ile aynı eylemlerde bulunduğunu iddia etti.

Açıklanan mütalaada savcı, tutuklu bulunan Osman Kavala ve akademisyen Yiğit Aksakoğlu ile Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet hapis, sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi'nin de 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. İddianamede 746 müşteki yer alıyor. Müştekilerin başını Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 61. hükûmetin bakanları çekiyor. 

Duruşmanın başında, Mehmet Ali Alabora'nın avukatı Kaan Karcıoğlu söz aldı. Alaboranın tweetleri hakkında takipsizlik kararı verildiğinin hatırlatan Karcıoğlu, bunların getirilmesinin istediklerini söyledi. Telefon dinleme kayıtlarını da incelemek istediklerinin kaydeden avukat Karcıoğlu, kayıtların üzerinde oynanıp oynanmadığına bakmak istediğini ifade etti.

Karcıoğlu'nun ardından Can Atalay, Mücella Yapıcı ve Tayfun Kahraman'ın avukatı Evren İşler söz aldı.

Dinletmek istedikleri tanıkların salonda olduğunu belirten İşler, yargılamayı uzatmaya yönelik bir durum olmadığını belirtti.

Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk'in 28 Ocak'taki duruşmadan sonra dosyada yaşanan gelişmeleri okumasıyla başladı. Osman Kavala salona getirilirken izleyiciler ayakta alkışlayarak destek oldu.

Duruşma savcısı, yargılamanın uzatılmasına yönelik taleplerin reddedilmesini istedi ve esas hakkındaki mütalaayı okudu.

Bunun üzerine Yiğit Aksakoğlu'nun avukatı Turgut Kazan söz alarak "Taleplerimi savcı görmedi. Savcı hiçbir şey bilmiyor. Ne istediğimizi bilmeden duruşmayı uzatma amacıyla verilimiş deniliyorsa o iddia makamı değildir" dedi.

Kazan'ın beyanlarının ardından Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, Osman Kavala'yı kürsüye çağırdı fakat avukatlar müdalede bulunarak, bu durumun usule aykırı olduğunu ifade etti.

Yurtdışında bulunan Memet Ali Alabora'nın avukatı Kaan Karcılıoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Mücella yapıcı avukatı Evren İşler, Çiğdem Mater Utku'nun avukatı Hürrem Sönmez, İnanç Ekmekçi avukatı Aynur Tuncel Yazgan sırasıyla söz alarak müvekkillerinin ve tanıkların dinlenmesini talep etti. mahkemenin istenilen delillerle ilgili bir karar vermediklerini ifade etti.

BELEN: BİZ HANGİ AŞAMADAYIZ?

Daha sonra söz alan Bahri Belen "Yargılamanın bu aşamasında yerine getirilmesi, tamamlanması, duruşma aşamasında yargılama faaliyetinini tamamlanabilmesi için yasadaki normların ve normların ötesinde CMK'nın temel ilkelerine uygun bir sürecin izlenmesi gereklidir. Çünkü ceza muhakemesi sürecinde kuralları ihlal edenlerin cezalandırılması gerekir, böylece ceza normlarının caydırıcılık etkisinin sağlanır. Bulunduğumuz noktada yargılama faaliyeti, savunma ve mahkemenin vereceği hüküm faaliyetinin eksiksiz olması gerek. Peki biz hangi aşamadayız?" dedi. 

Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, Belen'e "Bunun cevabını siz vereceksiniz" dedi.

"BİZİM TANIKLARIMIZ DİNLENMEDİ"

Belen "Bu iddianame ve delillere göre, sanıkların sorgusunu aldınız.

Bu tamamlandı. Ondan sonra sanıkların savunmasına yönelik deliller nerede? Bunlar toplandı mı?

Bize göre deliller yok. Biz de mecbur bırakıldığımız için savunma delillerini sunmak istiyoruz. Mahkeme önüne getirilmiş delillerle hüküm kurar diyor CMK. Bunlar dosyaya konulduktan sonra kanuna göre ne olması gerekiyor?

CMK 214'te açık olarak belirtilmiş. Tanıkların dinlenmesinden sonra bizim tanıklarımız dinlenmedi. bunlar da dinlendikten sonra taraflara ne diyeceklerinin sorulması gerekir. Tahkikat aşaması davamızda tamamlanmamıştır. Usule aykırı dinlenen bir tanık var. Size göre usule uygun olabilir. Ancak bizim tanıklarımız dinlenmedi. Yazılı belgeler tartışılmadı. İki tane polis ve Murat Papuç tanık dinlendi. Gaz maskesinden bahsetti ifadesinde Papuç. Bu maske salona getirilmedi. Bu maskeyi kim satın aldı, kim kullandı, Gezi'ye katılanlarına maskesine benziyor mu? Bunlar sorulmadı, çünkü mahkeme önüne getirilmedi. Eğer bu maske ile Türkiye halkının özgürlükler ve demkorasi konusunda akılalmaz bir tarihi deney yaşadığı Gezi olayının yargılamak istiyorsanız bu dosya, hakimler, savcılar ve biz bu Papuç'un altında kalırız. Aslında bu dosya muhteşem Gezi eyleminin altında kalır" diye konuştu.

"DELİLLERİ TOPLAMALISINIZ"

Savunmanın delillerinin toplanmasını isteyen Belen "Bu talepler Gezi olayını bir Papuç'un altında kalmaktan kurtaracaktır. Aklıyla malul bir tanık yerine Gezi'yi teneffüs edenlerle görüp değerlendirin. Bu sizin tarihi görevinizdir. Bunun için ciddi delilleri toplamalısınız" dedi.

Gezi olaylarına tanıklık eden bir tanığın dinlenmesini isteyen Belen "Bu tanık şu an buradadır. Bu tanık Gezi olayını duyularıyla gördüğü gibi anlatacaktır. Davadaki sanıkların herhangi birinin talebiyle değil, Gezi'yi yaşamış biridir. Yangından mal kaçırıyormuş gibi değil, temel ilkelere göre karar vereceksiniz delilleri toplayın, tanıkları dinleyin. İşte o zaman Gezi eylemleri Türkiye'yi aydınlatacaktır" ifadelerini kullandı.

KÖKSAL: AMACIMIZ YARGI MAKAMINA YARDIMCI OLMAK

Belen'in ardından Mine Özerden müdafii Tuğçe Duygu Köksal da taleplerinin tartışılması gerektiğini söyledi. Yargılama makamına yardımcı olmak için bazı delillerin toplanmasını, bazı delillerin ise reddedilmesini talep ettiklerini ifade eden Köksal, amaçlarının yargılamayı uzatmak olmadığını tersine delil toplanması için dilekçelerini ilk duruşmaya çıkmadan önce verdiklerini söyledi.

MAHKMEME BAŞKANI: MERAKLI SEYİRCİLER

Turgut Kazan talepte bulunacağı başlayacağı sırada bazı avukatların duruşma salonu dışında kaldığını, içeriye giremediğini söyledi. Mahkeme Başkanı Perk'in, Kazan'ın ifadesini "Meraklı seyircilerin yerine onları alabiliriz" şeklinde cevaplaması üzerine izleyiciler tepki gösterdi. Mahkeme başkanı 'meraklı' yerine 'duyarlı' şeklinde düzeltelim dedi.

TURGUT KAZAN: SES KAYITLARINI GETİRMEYE MECBURSUNUZ

Dinlenmesi için tanık listesi veren Turgut Kazan, talepleri eğer reddedilirse kamu vicdanının yaralanacağını söyledi. 

Mütalaanın baştan aşağıya yanlışlarla dolu olduğunu ifade eden Kazan, müvekkili Yiğit Aksakoğlu'nun 0-3 yaş arası çocuklarla ilgili çalıştığını ve çoğu AKP'li belediyelerle iş yaptığını anlattı.

Aksakoğlu2nun belediyelere hibe yardımı yapılmasını sağladığını dile getiren Kazan "Bu desteklerin nasıl sağlandığı, ne çalışmalar yapıldığını mutlaka dinlemeniz, öğrenmemiz gerekmektedir.

Ahmet Misbah Demircan, Hüseyin Keskin, Fatma Şahin dinlensin" diye konuştu.

Ses kayıtlarının mahkemeye getirilmesi gerektiğini söyleyen Kazan ses kayıtları yoksa hüküm kurulamayacağını belirterek üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebinde bulundu.

LAÇİN: EL KONULAN TELEFON İÇİN İNCELEME YAPILMADI

Yiğit Aksakoğlu'nun avukatlarından Serdar Laçin de gözaltı sırasında müvekkilinin telefonuna el konulduğunu ama bununla ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek esas hakkında savunma yapabilmeli için inceleme yapılması gerektiğini söyledi.

İnceleme yapılmadan mütalaanın sunulmasının doğru olmadığını belirten Laçin ayrıca mütalaada Aksakoğlu'nun siddetsizeylem.org sitesinin sahibi olrak gösterildiğini, site için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ifade etti.

KOYUNCU: DELİLLER TARTIŞILMADIĞI İÇİN SAVUNMA YAPMAYACAĞIZ

Osman Kavala'nın avukatı İlkan Koyuncu da söz alarak deliller tartışılmadığı için savunma yapmayacaklarını söyledi. Murat Papuç'un usulüne uygun biçimde avukatlarında olduğu bir duruşmada dinlenmesi gertektiğini belirten Koyuncu, "Papuç'un sunduğu gaz maskesi üzerinde inceleme yapılmalı" dedi.

Bildirdikleri tanıkların da dinlenmesi gerektiğini ifade eden Koyuncu, "Heyetiniz Adalet Bakanlığı'nın AİHM kararının kesinleşmediğini söylediğini aktarıyor. Adalet Bakanlığı böyle demiyor. Bakanlığa yazı yazarak kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını istiyoruz" diye konuştu.

ATAKTÜRK SEVİMLİ: BİBER GAZININ İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN SAPTANMASINI İSTİYORUZ

Yiğit Ali Ekmekçi'nin avukatı Emel Ataktürk Sevimli müvekkilerin ağır cezalarla yargılandığını belirterek, "Üzerimizde zaman baskısı hissetmeden taleplerimizi dile getirebilirsek bu son derece rahatlatıcı olacak" dedi.

"Tanıkların usulüne uygun olarak dinlenmesi, ispat araçlarının toplanmış olması, delillerin tartışılması gerekirdi. Şu ana kadar bu yapılmadı" diyen Ataktürk Sevimli, mahkemenini tutumunun, hızla yargılama yaptığı şeklinde olduğunu ve yargılamanın karara götürüldüğü endişesi yarattığını dile getirdi.

Mahkemenin her şeyden önce yargılamaya maksimum özen göstermesi yönünde taleplerinin olduğunu dile getiren Ataktürk Sevimli şöyle konuştu:

"Müvekkilimle ilgili iki suçlama var. Bunlardan ilki yurtdışında ithal edilen biber gazına ambargo koyulmasını sağlamak ve kamuoyu gündemine getirmek. Bunlar suç değil. Bu yargılamanın bu delillerle sürdürülmemesi gerekirdi. Yeniden kıymetlendirme müessesini inceleyerek, buna uygun bir karar alınması, yargıçlarla ilgili soruşturma - kovuşturma evrakını getirtilerek değerlendirme yapılması gerekirdi. Bu aşamaya kadar hiçbiri getirtilmedi, tartışılmadı. Hukuka aykırı delillerin nasıl bir soruna yol açtığı karara bağlanmadı.

"Murat Papuç'un savunmadan gizlenen ifadelerinin dosyaya getirtilmesi ve burada tartışılması zorunludur. Bu nedenle her şeyden evvel AİHM kararının uygulanmasını, eksik olan belgelerin getirtilmesini, soruşturmanın genişletilmesi taleplerimizin değerlendirilmesini talep ediyoruz.

"Biber gazının insan sağlığı üzerindeki etkinin saptanabilmesi için Türk Tabipleri Birliği ve TİHV'den görüş alınmasını istiyoruz. Savunmaya kapalı gerçekleştirilen iki celseye ilişkin sesli ve görüntül kayıtlarının tarafımıza verilmesini istiyoruz."

TÜM TALEPLER REDDEDİLDİ

Avukatların beyanın ardından mahkemeye 15 dakika ara verildi. Aranın ardından mahkeme heyeti sanıkların ve müdafii avukatların tüm taleplerini reddetti.

DAVUTOĞLU ÇEKİLDİ

İddianamede 746 müşteki yer alıyor. Müştekilerin başında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Erdoğan'ın başbakanı olduğu 61. hükümetin bakanları vardı.

Dönemin Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç, Ali Babacan, Beşir Atalay, Bekir Bozdağ ve Emrullah İşler; dönemin Ulaştırma, Denizclik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler ve dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da müştekiler arasındaydı.

Son olarak Gezi eylemleri sırasında darp edilerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'a ölümcül tekmeyi attığı gerekçesiyle 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan polis Mevlüt Saldoğan'ın davaya müdahil olma talebi "zarar gördüğü" gerekçesiyle Aralık ayındaki duruşmada kabul edilmişti.

AKP'den ayrılarak Gelecek Partisi'ni kuran Ahmet Davutoğlu, dün (17 Şubat) yaptığı açıklamada PKK, FETÖ ve IŞİD örgütleriyle bağlantılı dosyalar ile Pelikan gibi yapıların işlemiş oldukları kamusal suçlar haricindeki, şahsına yönelik işlenen ve kamusal nitelik taşımayan, başta hakaret olmak üzere ceza davası dosyalarından feragat ettiğini duyurdu.

Bu kararla birlikte Davutoğlu, yarın görülecek ve mağdur sıfatıyla yer aldığı Gezi Parkı davasından da çekilmiş oldu.  

Çiğdem Mater Utku'nun avukatı Hürrem Sönmez: Müvekkilime yöneltilen suçlamayla ilgili tanığımız şu an buradadır. Dinlenmesini talep ediyoruz. 

İnanç Ekmekçi avukatı Aynur Tuncel Yazgan: Toplanmasını istediğim delillerle ilgili bir karar vermediniz. Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tanık hazır edilmişse, belge sunulduysa mahkeme kabul etmek zorundadır. Tanığımız buradadır. Bizim için dinlenmesi gerekli bir tanıktır. Dinlenmesini talep ediyorum.

Avukat Bahri Belen: Bize göre deliller yok. Biz de mecbur bırakıldığımız için savunma delillerini sunmak istiyoruz. Bu iddianame ve delillere göre, sanıkların sorgusunu aldınız. Bu tamamlandı. Ondan sonra sanıkların savunmasına yönelik deliller nerede? Bunlar toplandı mı? Mahkeme önüne getirilmiş delillerle hüküm kurar diyor CMK. Bunlar dosyaya konulduktan sonra kanuna göre ne olması gerekiyor? CMK 214'te açık olarak belirtilmiş.

Tanıkların dinlenmesinden sonra bizim tanıklarımız dinlenmedi. bunlar da dinlendikten sonra taraflara ne diyeceklerinin sorulması gerekir. Tahkikat aşaması davamızda tamamlanmamıştır. Usule aykırı dinlenen bir tanık var. Size göre usule uygun olabilir.

Ancak bizim tanıklarımız dinlenmedi. Yazılı belgeler tartışılmadı. Mütalaa aşamasına böyle gelinir. İki tane polis ve Murat Papuç tanık dinlendi. Gaz maskesinden bahsetti ifadesinde Papuç. Bu maske salona getirilmedi. Bu maskeyi kim satın aldı, kim kullandı, Gezi'ye katılanlarına maskesine benziyor mu? Bunlar sorulmadı çünkü mahkeme önüne getirilmedi. Eğer bu maske ile Türkiye halkının özgürlükler ve demkorasi konusunda akılalmaz bir tarihi deney yaşadığı Gezi olayının yargılamak istiyorsanız bu dosya, hakimler, savcılar ve biz bu Papuç'un altında kalırız. Aslında bu dosya muhteşem Gezi eyleminin altında kalır. Yangından mal kaçırıyormuş gibi değli di temel ilkelere göre karar vereceksiniz delilleri toplayın, tanıkları dinleyin. İşte o zaman Gezi eylemleri Türkiye'yi aydınlatacaktır. Gezi olaylarına tanıklık eden bir tanığın dinlenmesini istiyorum. Şu an buradadır. Bu tanık Gezi olayını duyularıyla gördüğü gibi anlatacaktır. Davadaki sanıkların herhangi birinin talebiyle değil, Gezi'yi yaşamış biridir. Savunmanın delillerini lütfen toplayınız. Bu talepler Gezi olayını bir Papuç'un altında kalmaktan kurtaracaktır. Aklıyla malul bir tanık yerine Gezi'yi teneffüs edenlerle görüp değerlendirin. Bu sizin tarihi görevinizdir. Bunun için ciddi delilleri toplamalısınız.

Mine Özerden müdafii Tuğçe Duygu Köksal: Taleplerim konusunda nasıl bir karar vereceğinize yönelik yönlendirmem haddim değil. Hukukçu olarak ihtimalleri söyleyebilirim. Bunları kabul edebilirsiniz, üzerinde tartışırız. Ya da reddedersiniz. Bu takdirde CMK 217. madde çerçevesinde tartışmadığımız için hükme esas alamazsınız.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 657 sayfalık iddianamede, Osman Kavala, Memet Ali Alabora, Ayşe Mücella Yapıcı ve Can Dündar'ın da aralarında bulunduğu 16 sanık ve 746 müşteki bulunuyor. 

Sanıkların, "Gezi olayları" olarak anılan ancak bir kalkışma girişimi olan hususlarla ilgili 2011'den itibaren yönlendirme yaptıkları belirtilen iddianamede, 2013'te meydana gelen olayların ve eylemlerin finansmanı ile koordinasyonunun sağlanmasına yönelik eylemlerine yer veriliyor.

Tüm sanıklar hakkında "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamede, bazı sanıkların "mala zarar verme", "tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması", "ibadethane ve mezarlıklara zarar verme", "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet", "nitelikli yağma" ve "nitelikli yaralama" gibi suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor. 

İddianamede, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Osman Kavala'nın, "mala zarar verme, nitelikli mala zarar verme, ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el degiştirmesi, kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na muhalefet, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" ve "nitelikli yağma" suçlarından 612 yıldan 3 bin 158 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Gezi davası ile ilgili süreç, duruşmalarda yaşananlar özetle şöyle:

1. Gezi soruşturması ne zaman başlatıldı?

İddianameden ve soruşturma evrakından ortaya çıkan bilgi, soruşturmanın henüz Gezi olayları sürerken başlatıldığını gösteriyor. Soruşturma o dönem anayasal suçlara bakan savcı Muammer Akkaş tarafından başlatıldı. Akkaş, Haziran 2013'ün sonlarında hem soruşturmayı başlattı, hem de telefon dinleme talebinde bulundu.

Bir yandan da olaylarla ilgili emniyetten rapor istedi. 17/25 Aralık operasyonlarında görev alan Akkaş, önce bu görevinden alındı. Hakkında soruşturma başlatılan Muammer Akkaş daha sonra yurt dışına kaçtı.

Akkaş, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra başlatılan ''FETÖ" soruşturmaları kapsamında halen aranıyor. Buna rağmen soruşturma rafta bekletildi. Bu süreçte, Gezi olayları ile ilgili açılan farklı soruşturmalar ve davalar karara bağlandı. Taksim Dayanışma Platformu üyeleri ile ilgili soruşturma takipsizlikle sonuçlandı, Çarşı grubu ile ilgili dava açıldı ve bu davada "Hükümeti yıkmaya teşebbüs" suçundan beraat kararı verildi.

Firari savcı Akkaş'ın açtığı soruşturma ise rafta kaldı. Gezi dosyasının Osman Kavala'nın gözaltına alınmasıyla açıldığı sanılıyordu. Ancak ortaya çıkan yeni bilgiler, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra dosyanın raftan indirildiğini gösteriyor. Kavala dâhil 100'ü aşkın ismi kapsayan dosya ile ilgili olarak İstanbul Başsavcılığı yeni bir inceleme başlattı. Ancak bu inceleme Muammer Akkaş'ın açtığı dosya üzerinden, o dosyaya giren kanıtlarla yapıldı. Başsavcılık, dosyada cemaat gölgesinin bulunması nedeniyle, iddianamede, "delillerin yeniden kıymetlendirildiği, FETÖ izlerinin silindiği" iddiasına yer verdi. Ancak İddianamenin çekirdeğini oluşturan tüm bilgiler Akkaş'ın telefon dinleme talebi üzerine alınan kayıtlar ve emniyetin o dönem hazırladığı fezleke ve analiz raporuna dayanıyor. Bu raporları hazırlayan, dinlemeleri yapan tüm isimler FETÖ suçlamasına maruz kaldı.

2. Kavala hakkında daha önce herhangi bir iddia ortaya atılmış mıydı?

Kavala'nın "Gezi'nin finansörü" olduğu iddiasına dayanan bir fezlekenin varlığı ortaya çıkmıştı. Cemaat soruşturmasından tutuklu bulunan, dönemin KOM Müdürü Nazmi Ardıç imzalı fezlekede, iddianamede yer alan bilgilerin neredeyse tamamı bulunuyor. Ancak o dönemde fezleke işleme konulmamış, Kavala ile ilgili olarak da yasal işlem yapılmadığı açıklanmıştı. Fezlekede "Osman Kavala'nın üyesi olduğu Açık Toplum Vakfı'nın George Soros bağlantılı Açık Toplum Enstitüsü ile bağlantılı olduğu, enstitünün çeşitli ülkelerdeki isyanları başlattığı, Occupy/İşgal hareketinin teorisyenliğini Gene Sharp'ın yaptığı Sivil Başkaldırı yöntemini uyguladığı, uygulayıcısının Otpor/Canvas adlı grup olduğu, grubun liderliğini İvan Marovic'in yaptığı, Marovic'in Sırbistan, Gürcistan ve Arap ülkelerindeki olaylarda etkili olduğu" anlatılıyordu. Yine fezlekede "Marovic'in Gezi olayları öncesi Mısır'a gittiği, Memet Ali Alabora'nın da aynı tarihte Mısır'da olduğu, sonrasında Mi Minör adlı oyunu sahneleyerek halkı galeyana getirmeye çalıştığı" yer alıyordu. "İsyanın ilk olarak 2012'de ODTÜ'de başlatılmak istendiği, ancak başarısız olunca Gezi olaylarında yeniden sahneye konduğu" iddiası da fezlekede dile getiriliyordu.

3. Bu fezlekedeki iddialar, Gezi iddianamesine yansıdı mı?

İddianame, tamamen aynı iddiaların üzerine inşa edilmiş durumda. İddianamede, üçlü sacayağı olarak Soros-Kavala-Marovic sayılıyor ve fezlekedeki iddialar aynı sistematik içerisinde aktarılıyor. "Kavala'nın Gezi'nin finansörü olduğu, Memet Ali Alabora'nın Marovic ile Mısır'da görüştükten sonra Mi Minör adlı tiyatro oyununu sahneye koyduğu ve halkı galeyana getirmeye çalıştığı" kelimesi kelimesine iddianameye yansıtılmış durumda. 657 sayfalık iddianamede, 16 sanığın hukuki durumları, telefon konuşmaları, haklarındaki kanıtlar olduğu savunulan bulgular sıralanmış. İddianame tekniği nedeniyle "kanıtlar" fezlekeden daha detaylı yer tutuyor. Ancak iddianamenin giriş ve kanıt kısımları fezlekeyle birebir örtüşüyor. İddianamede, Sharp'ın 198 maddelik "sivil başkaldırı" teknikleri tek tek anlatılarak, bunların hangisinin Gezi'de uygulandığı gibi detaylar da yer alıyor. Uçak biletleri ve konuşma kayıtları ile sanıkların ayrıntılı değerlendirmesi iddianamenin hacmini genişletmiş durumda.

4. Gezi iddianamesinde bu iddialar nasıl kanıtlandırılıyor?

Kanıtlandırıldığını söylemek güç. Polislere çiçek verilmesi de polislerin protesto edilmesi de Gezi'de ölenlerin anılması da Sharp'ın eylem planına benzeştiriliyor. Sanıklardan Memet Ali Alabora'nın eylemler devam ederken bir süre evden çıkmaması bile "evde oturma" başlığı altında "sivil itaatsizlik" olarak gösteriliyor. İddianamede Alabora'nın Mısır'da bulunduğu tarihte Marovic'in Mısır'da olduğuna yönelik tweet atması görüşme yapmalarına kanıt gösteriliyor. Aynı tarihte Kavala'nın da yurtdışında olduğu belirtilerek, bu yolculuklar "olayların planlanması" olarak gösteriliyor. Ancak görüştüklerine dair ne belge, ne fotoğraf, ne konuşma kaydı, ne tanık ifadesi var.

5. Kavala, hangi kanıtlarla Gezi'nin finansörü olmakla suçlanıyor?

İddianamede, Soros'la bağlantısı ve Gezi olayları sırasında yaptığı toplantılar, sivil toplum kuruluşlarına verilen fonlar bu iddiaya dayanak olarak gösteriliyor. Kavala'nın, Gezi gibi Türkiye geneline yayılan tüm olayları nasıl finanse ettiğine, kime para verdiğine yönelik bir kanıt ise yok. Tek "kanıt", Kavala'nın yaptığı bazı konuşmalarda, gaz maskesi alınması için destek vereceğini söylemesi, poğaça, iskemle, masa alınması gerektiği yönündeki konuşmaları. Ancak bu konuşmaların o dönem Gezi'ye destek veren diğer kişilerin durumundan ne farkı olduğu iddianamede anlatılmadığı gibi, bu başlıklarla sınırlı davranışların nasıl "Gezi'nin finansörü" olmaya yettiği de açıklanmıyor. İddianamede, Kavala'nın herhangi bir para aktarımı, verdiği meblağ vs. gibi bir bilgi de bulunmuyor.

6. Öne sürülen kanıtlar, başka hangi nedenlerle eleştirildi?

İddianamede yer verilen, Kavala'dan çıkan ve Türkiye'yi "bölünmüş" gösterilen haritanın arıcılık ile ilgili olduğu, arıların lokasyonlarını anlattığı ortaya çıktı. Sanıklardan Çiğdem Mater'in suçlandığı belgeselin hiç çekilmediği anlaşıldı. Sanıklardan Yiğit Aksakoğlu'nun para aldığı söylenen kişinin gerçek patronu olduğu açıklandı. Taksim Dayanışma üyelerine yöneltilen suçlamaların ise daha önce de gündeme geldiği görüldü. Taksim Dayanışma'nın yasal taleplerinin Gezi Parkı ve polislerin soruşturulmasından ibaret olduğu iddianameye de yansıdı, ancak suçlama "hükümeti yıkmaya teşebbüs" olarak açıklandı.

7. Gezi'yi organize ettiği iddia edilen Marovic'in Türkiye ile bağlantıları var mı?

İddianamede, Marovic'in Türkiye'ye yaptığı bazı seyahatler, Mısır'a yaptığı ve Twitter'dan duyurduğu seyahat, bütün suçlamaların kanıtı olarak sunuluyor. Savcılık, bu seyahatlerin tarihlerini, Marovic'in havaalanında çekilen bir fotoğrafını, Mehmet Ali Alabora'nın Mısır seyahati ve Kavala'nın yaptığı bazı seyahatlerin uçak biletleri ve gidiş-dönüş tarihlerini iddianameye koydu. Ancak Marovic'in ne Alabora ne de Kavala ile görüştüğüne dair tek kanıt yok. Birbirlerini tanıdıklarına dair bir belge, konuşma, tanık ifadesi de bulunmuyor. Mısır'a Alabora'nın yaptığı seyahatin Marovic'in bu ülkede bulunduğu döneme denk gelmesi "eğitim aldı" iddiasına dayanak yapılsa da, iki ismin görüştüklerine dair iddianamede tek kanıt da bulunmuyor. İddianamede, Marovic'in Kavala ile yan yana geldiği ya da telefonla görüştüğüne dair de kanıt yok. Ancak bu duruma rağmen, iddianamede, "Eğitim aldıkları, görüştükleri anlaşılmıştır" denilerek, kanıt olmadan değerlendirme yapılıyor. Marovic'in Türkiye'ye yaptığı seyahatlerin büyük bölümünün, başka ülkelere giderken İstanbul'u aktarma amaçlı kullanmasından kaynaklandığı biliniyor. İddianamede en geniş yer ayrılan bölüm, Marovic ve arkadaşlarının 28 Haziran 2013'te Türkiye'ye giriş yapıp Antalya'da bir otele gitmeleri ve 5 Temmuz 2013'te otelden ve Türkiye'den ayrılmaları. İddianamede, bu seyahat, "Gezi'nin en hareketli günleri sürerken yapılan gizli bir toplantı" gibi gösteriliyor. Ancak seyahatin tatil amacı dışında yapıldığına yönelik bir kanıt yok. Bu tarihte ne Alabora ne de Kavala'nın Marovic'le görüştükleri, telefonla konuştukları, yüz yüze geldikleri gibi bir kanıt bulunuyor.

8. Osman Kavala, hangi suçlamayla tutuklandı?

Soruşturma dosyasından çıkan yeni belgeler, Kavala'nın "hükümeti devirmeye teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandığını, ancak suçlamaların içerisinde 15 Temmuz darbe girişiminin de olduğunu gösteriyor. Dosyalardan çıkan belgeler gösterdi ki, Kavala, soruşturmada ABD Konsolosluğu'nda görevli Metin Topuz ile birlikte tutuklanmış.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın evrakına göre, 14 Aralık 2018 tarihine kadar Kavala ve Topuz ortak dosyada soruşturuldu. Bu tarihte Kavala'nın dosyası Topuz'unkinden ayrıldı. Gezi olayları ile ilgili aynı dönemde, 2013'te başlatılan soruşturma kapsamında 97 kişinin isminin geçtiği bir soruşturma söz konusuydu. Yeni bilgilere göre, Kavala, zaten isminin de geçtiği bu dosyaya dâhil edildi. Daha sonra 18 Aralık'ta bu dosyadaki -Kavala dâhil- 16 kişinin dosyası da ana dosyadan ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 8 Şubat 2019 tarihli yazısına göre, emniyetten Kavala ile ilgili Gezi Parkı dosyasını ilgilendiren konuşma kayıtları ve kanıtlar istendi. Bu "kanıtlar" dosyaya kondu. Aynı yazıda, Kavala'nın "PKK terör örgütü faaliyetlerini deşifre etmek gerekçesiyle de dinlemeye alındığı" ifadesi yer aldı. İstenen bilgilerin aynı gün gönderilmesinden sadece 11 gün sonra 657 sayfalık iddianame hazırlandı. Bu durum, iddianamenin ağırlıklı olarak eski "kanıtlardan" hazırlandığını da gösteriyor.

9. Davanın ilk iki duruşmasında hangi gelişmeler yaşandı?

İlk duruşma İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 24 Haziran'da görüldü. Bu duruşmada, davanın Kavala ile birlikte iki tutuklu sanığından biri olan Yiğit Aksakoğlu tahliye edildi. İlk iki duruşmada, Kavala ve sanıklar savunmalarını yaptı.

10. Heyette değişiklik oldu mu?

İlk iki duruşmadan sonra Hakimler ve Savcılar Kurulu, kararnameyle, 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ni iki heyete ayırdı. Gezi davasına yeni oluşturulan heyet bakmaya başladı.

HSK, ilk iki duruşmada Kavala'nın tahliyesi yönünde karşı oy kullanan mahkeme başkanını bu heyete almadı. Hem Kavala hem de Aksakoğlu için "tutukluluğun devamı" yönünde oy kullanan kıdemli üye Ahmet Tarık Çiftçioğlu ise yeni heyette yer aldı. Heyetin başkanlığına ise İstanbul Anadolu Adliyesi hakimlerinden Galip Mehmet Perk getirildi. Birinci heyete İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görev yapan Talip Ergen de atandı. İstanbul Başsavcılığı, örneğine çok rastlanmayan bir görevlendirme yaparak, iddianameyi hazırlayan ve soruşturma sürecini yürüten iki savcıyı, duruşmalarda görevlendirdi. Bu savcılar, Gezi duruşmalarına çıkmaya başladı.

11. AİHM, Kavala'nın başvurusunu karara bağladı mı?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kavala'nın başvurusu üzerine verdiği kararda Türkiye'yi ağır biçimde mahkûm etti. Kavala'nın makul şüpheyle tutuklanmadığı, başvurularının süresinde ve etkili biçimde değerlendirilmediği, siyasi nedenlerle cezaevinde tutulduğu gerekçeleriyle Kavala'nın başvurusunu yerinde buldu. Kararda, tutuklamanın asıl amacının insan hakları savunucularını susturmak olduğu vurgusu yapıldı. Kavala'nın derhal tahliye edilmesi gerektiğini karar altına alan AİHM, HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın davasının ardından Türkiye'yi ikinci kez Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. Maddesi'nden mahkum etmiş oldu. Söz konusu madde, tutuklamaların siyasi gerekçelerle yapılmasını içeriyor. Mahkeme, Kavala'nın bireysel başvurusunu reddeden Anayasa Mahkemesi'ni de eleştirerek, başvurunun zamanında ve etkili biçimde değerlendirilmediğine hükmetti.

12. AİHM kararı uygulandı mı?

Hayır. Mahkeme, anayasanın 90. maddesindeki uluslararası sözleşmeler ve sözleşme niteliğindeki mahkeme kararlarının bağlayıcılığı hükmüne rağmen Kavala'yı tahliye etmedi. Aynı dönemde Anayasa Mahkemesi de Mehmet Altan kararında hak ihlali kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmamasının yeni bir hak ihlali anlamına geldiğine hükmetti. Buna rağmen mahkeme, bugüne kadar yapılan tüm duruşmalarda Kavala'nın tahliye talebini reddetti. Mahkeme, kararına, zorunluluk olmamasına rağmen AİHM kararının kesinleşmemesini ve kaçma şüphesini gerekçe gösterdi.

13. Son duruşmada avukatlar mahkeme heyeti için neden reddi hakim talebinde bulundu?

Galip Mehmet Perk başkanlığındaki heyet, 8 Ekim 2019'da yapılan üçüncü duruşmada yargılamaya katıldı. Perk, o gün yargılananları yeniden sorguladı. Soruları yöneltirken, Gezi eylemleri için "vandallık" ifadesini kullandı. 24 Aralık'taki duruşmada, ifadeleri Kavala'nın tutuklanmasının nedenlerinden gösterilen eski Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi Murat Papuç, tanık olarak mahkemeye çağrıldı. Pabuç, güvenlik gerekçesiyle duruşmada ifade vermek istemedi. 24 Aralık 2019'da yapılan duruşmaya dinlenilmeyen Papuç, avukatlara haber verilmeden ertesi gün yapılan duruşmada özel olarak dinlendi. Psikiyatri hastası olduğunu kendisi beyan eden, raporları bulunan Pabuç'un ifade tutanağı bazı avukatlara gönderilirken bazılarına iletilmedi. Bir sonraki duruşmada, Twitter'da Perk'in adıyla açılmış hesaptan, Gezi eylemleri sırasında polisin gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan'a "terörist" diyen bir mesajın beğenildiği görüldü. Perk, hesabın hesabın kendisine ait olmadığını söyledi ve duruşmadan bir gün sonra hesap kapandı. Ali İsmail Korkmaz'ı tekmeyle döverek ölümüne neden olan isimlerden polis Mevlüt Saldoğan, davaya "mağdur" sıfatıyla kabul edildi. Aynı duruşmada, avukatların talepleri reddedildi, eleştirilere karşılık savunma hakkını kısıtlayıcı olduğu söylenen uygulamalar sürdürüldü. Reddi hakim talepleri reddedilen avukatlar salondan çıktı. Heyet, buna rağmen avukatların yokluğunda Kavala'nın beyanını aldı.

14. Savcılık, esas hakkındaki görüşünü açıkladı mı?

Savcılık, bütün eleştirilere rağmen Kavala'nın Soros/Otpor/Canvas bağlantısıyla Gezi'yi finanse ettiği, tiyatro oyunu aracılığıyla Mehmet Ali Alabora ve diğer bazı sanıkların uygun ortayı yarattığı tezini, iddianamedeki kanıtlara atıf yaparak tekrarladı. Firari cemaat savcılarının görevde olduğu kanıtların ayıklandığı söylense de o dönemde hazırlanan fezleke ve yapılan dinlemelerle birebir uyumlu iddianame tekrarlandı. Savcılık, Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu için anayasal düzeni değiştirmeye kalkışmak suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteminde bulundu. Üç ismin, halen firari olan sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçunu işlediğini iddia eden savcılık, sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi'nin de bu suçun işlenmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep etti.  Savcılık, yurtdışında bulunan sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora ve İnanç Ekmekçi'nin dosyalarının ayrılmasını istedi ancak bu sanıkların da ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen isimlerle aynı eylemlere imza attıklarına işaret etti. Savcı Edip Şahiner imzalı mütalaada AİHM'nin derhal tahliyesini istediği Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep edildi.

15. Gezi davasında mahkemenin hızla karar açıklamaya çalıştığı eleştirilerinin dayanağı nedir, 6. duruşmada neler olması bekleniyor?

AİHM, Kavala'nın başvurusu üzerine Türkiye'yi mahkûm ederken derhal tahliye istedi. AİHM'nin bu kararı, Kavala'nın tutuklanması üzerine yaptığı başvuruya dayanıyor. Mahkemenin, davayı bir an önce bitirerek Kavala'yı hapse mahkum edeceği öne sürülüyor. Böylece AİHM kararının açığa düşeceği ve Kavala'nın "hükümlü" hale gelmesiyle hükümsüz kalacağı iddia ediliyor. Benzer bir biçimde Selahattin Demirtaş'ın davasında da aynı süreç yaşanmıştı. Demirtaş ile ilgili AİHM kararı uygulanmamış, bu sırada istinaf mahkemesi Demirtaş'ın daha önce ceza aldığı davayı onamıştı. Böylece Demirtaş hükümlü hale gelmişti. Yargılandığı mahkeme ise hükümlü hale geldikten sonra AİHM kararı uyarınca tahliye kararı vermişti ancak bu karar sonuç doğurmamıştı. Savcılığın, iki duruşma arasında esas hakkındaki mütalaasını açıklaması, bugün yapılacak duruşmada esas hakkındaki savunmaların alınarak davanın hızla bitirileceği yorumlarına yol açtı. Mevzuata göre, mahkeme, esas hakkındaki savunmaları aldıktan sonra soruşturmanın genişletilmesine yer olmadığına karar verirse, sanıklara son sözlerini soracak ve davayı karara bağlayacak. Bu sürecin de bir sonraki duruşmada tamamlanabileceği belirtiliyor.

Bu haber 35049 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
CHP olsa farklı ne yapardı? Kılıçdaroğlu 11 maddede yanıtladı!
CHP olsa farklı ne yapardı? Kılıçdaroğlu 11 maddede...
Rönesans Holding  duyurdu: Yeşilköy ve Sancaktepe'ye Sahra hastanesi yapılacak!
Rönesans Holding duyurdu: Yeşilköy ve Sancaktepe'ye Sahra...