Perşembe, 21 Ağustos 2008
TSK Geri Çekilmeyecek PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Cumartesi, 29 Mart 2008
ImageKKTC temaslarını tamamlayan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''Tam barış sağlanmadan, Kıbrıs Türk halkı tam güvende olmadan TSK Ada'dan çekilmeyecek'' dedi.


Bu makaleyi tavsiye et...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (12) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 28 | Yazdır | E-posta | Devamını oku...

Son Güncelleme ( Perşembe, 03 Nisan 2008 )
Devamını oku...
 
AK Parti'nin kapatılması yerel seçimleri nasıl etkiler? PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Cumartesi, 29 Mart 2008

AK Parti'nin kapatılması yerel seçimleri nasıl etkiler?

AK Parti'nin kapatılma girişimi hiç kuşkusuz genel siyasetin taşlarını yerinden oynattı. Ama asıl sarsıntı önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlerde yaşanacak...
Bu nedenle bütün yerel siyasi aktörler, mevcut belediye başkanları, olası adaylar, meclis üyeleri önümüzdeki süreci pür dikkat izliyor.
Acaba ne olacak?
Bu sürpriz gelişme bir gün sonra ne olacağını merak edilir hale getirdiğine göre, bir yıl sonra ne olacağını şimdiden kestirmek hayli zor. Ve bu yüzden herkes diken üstünde...
Dahası her şey mecrasında aksa bile kimin aday olacağı, liderin iki dudağı arasında olduğu için zaten kaygılı bir durum vardı. Şimdi bu kaygı daha da arttı ve karmaşık bir hal aldı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın dediğine göre kapatma davası açılırsa en az 6 ay sürer... Yerel seçimlere bir yılın kaldığı bir dönemde 6 ay çok önemli bir süre...
Bu sürede AK Parti kapatılacak mı, kapatılmayacak mı? Yoksa kapatılmayıp sadece 71 kişiye siyasi yasak mı gelecek?
Birçok olasılık var. Siyasi tavırlar da bu olasılıklara göre şekillenecek. Tabii ki belediye başkanlık seçimleri de.
AK Parti'de yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi, "Biz yolumuza devam ediyoruz" diyor ve süreci şöyle değerlendiriyor:
"Çalışmalarımızı aynen sürdürüyoruz. Ciddi bir hazırlık içindeyiz. 20 ilde kurduğumuz Siyaset Akademisi'nde önemli çalışmalara imza atıyoruz. Önümüzde de yeterli süremiz var. Günü geldiğinde halkımızın karşısına güçlü bir kadro ile çıkacağız."
Genel Merkez'den böyle görünen manzara aşağılara inildikçe yerini kaygı ve bilinmezliğe bırakıyor. Aday belirlemede etkin olan ve muhalif sesin çıkmasını bastıran "Güçlü lider, güçlü parti" havası eğer aynen devam etmezse çok farklı gelişmeler yaşanabilir. Özellikle belediye başkanları arasında yaşanan rekabet ve hatta "düşmanlık" düzeyine varan ilişkiler; en ufak bir tökezlemede skandalların patlamasına yol açabilir.
Bir belediye başkanı şöyle diyor:
"Kavga yokmuş gibi davranılıyor ama inanılmaz bir güç savaşı yaşanıyor. Herkes birbiri hakkında bilgi topluyor. Rakip gördüğü belediye başkanını izleten, hakkında dedikodular çıkartan başkanlar bile var. Amaçları hizmet değil, gücü ele geçirmek. Bu yüzden yarın neler olacağını kimse kestiremez."
Sonuç olarak AK Parti'nin kapatılması girişimi Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmediği sürece, çıkacak sonuç ülkenin siyasi geleceğini ve yerel seçimleri derinden etkileyecek.
Bitiş de, yüzde 60'la geri dönüş de ihtimal dahilinde... Sonucu, AK Parti yönetiminin ve Başbakan Erdoğan'ın bu kriz sürecini nasıl yöneteceği belirleyecek. Tabii bu koşullarda AK Parti'nin iddialı "yerel kaleleri zapt etme" projesinin geleceği de belirsizleşiyor.

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

İnternet yaşamdır!

İnternet çok hızlı bir şekilde hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor.
Her şey "Bir tık" ötemizde... Özellikle gençler arasında da vazgeçilmez bir iletişim kaynağı. Baksanıza 12 Eylül döneminin apolitik yetiştirilen çocukları, artık çok daha fazla aktif, daha ilgili. Ama gariplikler memleketi Türkiye'de hala bazı ayıplar da yaşanmıyor değil. Örneğin bazı ofislerde bilgisayar olmasına rağmen internet bağlatılmıyor, çalışanların dikkatinin dağılacağından korkuluyor. Bu, çalışanlara güvensizliğin bir yansıması ama daha beterleri var.
Mesela YouTube'un sürekli kapatılması olayı. Tavşan dağa küsüyor ama olan Türkiye'deki 16 milyonu aşkın internet kullanıcısına oluyor.
Türkiye 1992'de internetle tanıştı. Bir o yılı bir de bugünü düşünün... İnternet 12 Nisan'da 16 yaşına girecek ve Bilim Sivil Toplum Kuruluşları 720 Nisan arası dönemi İnternet Haftası olarak kutlayacak. O hafta İnternet Medyası Derneği de önemli etkinliklere imza atacak.
Umarım, Türkiye'nin yasakçı zihniyeti de bu haftayı biraz daha yakından takip eder ve internetin -özellikle gelişmekte olan bir ülke için-nasıl bir önem taşıdığını fark eder.

 

Bu makaleyi tavsiye et...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (8) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 51 | Yazdır | E-posta | Devamını oku...

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Mayıs 2008 )
 
Şaşkınlığın lüzumu yok PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Cumartesi, 29 Mart 2008

Şaşkınlığın lüzumu yok


SOSYAL Güvenlik Sistemi’nin restorasyonu sürecinde, kitlelere yönelik en sinik önerme, "Başta, emekliliğe esas yaş ve gün sayısı olmak üzere, yapılan düzenlemelerin halen çalışanları değil, yasa çıktıktan sonra çalışma yaşamına girecek olanları ilgilendirdiği" idi. Kısacası, çalışanlara "Gelecek nesillere boş verin, siz keyfinize bakın, biz de işimize..." deniliyordu.


Emek Platformu, çalışmama hakkını 2 saat kullanarak, bu ahlaksız teklifi elinin tersi ile geri itmişti. Görüşmelere devam edileceği söylendi. Bu süreçte, ana hatları ile platformun talepleri şöyle idi:


n Emeklilik yaşı 58-60, emekliliğe esas gün sayısı 7000 olarak kalmalı,


n Mevcut fiili hizmet zamları kaldırılmamalı,


n Emekli aylıklarında zaman içinde ciddi azalmalara yol açacak olan çalışılan her yıl için aylık bağlama oranında(memurlar için %3, işçi ve esnaf için %2.6) ve geçmiş dönemin güncelleme katsayısının, GSYİH artış oranının % 100 ü olarak alınması


n Sağlık Hizmetlerinden yararlanmada ’katılım payı’, ’ilave ücret’ gibi uygulamalara yer verilmemesi,


n Çalışanlara, sınırlı olarak verilen gözlük, ortez, protez, tıbbi araç ve gereç gibi sağlık hizmetlerinin mikdar, miad ve fiyatlarını belirleyen komisyonların mesleki örgüt ve sosyal tarafların temsilcilerinden oluşması


n Cenaze, emzirme yardımları, iş göremezlik ödeneği gibi ödemelerde traji-komik indirimlerden vazgeçilmesi.


Sonunda, emekçi Yaşar Usta’nın mahdumu sayın bakan ’mutabakata’ vardıklarını açıkladı. Diğerleri, Emek Platformu temsilcileri şaşkın, mahzun ve mütereddid... Mahdum ise, yangından mal kaçırırcasına, yasanın 27 mart günü mecliste görüşüleceğini açıklayıverdi. Bu gün, bu karmbolde, yasa meclise iniyor. Tarafların mutabakata vardığı tek konu 7200 gün. Sanki, işsiz sayısı artışında dünya ikincisi olan, resmi işsiz sayısı 2.5 milyon,gerçek işsiz sayısı 5 milyon olan bir ülkede, ’deliksiz’ olarak 7200 günü doldurmak kolaymış gibi.


Evet, sistem, 57 milyar geliri, 82 milyar gideri ile, yılda 25 milyar YTL açık veriyor.


Ama, asıl, bunun nedenleri tartışılmalı. Bu nedenlerin başında ’kayıtdışı çalıştırma’ ve ’düşük beyan’ geliyor. Ücretlilerde %21 olan kayıtdışılık, yevmiyelilerde %90’ı buluyor. Emekçilerin %60’ı asgari ücretli statüsünde. Böylesine bir finansman zevzekliği olamaz. Çalışma Bakanlığı ve Sosyal Sigorta müfettişleri çalıştırılmıyorlar mı? Anlaşılır gibi değil.


Şu an, kayıt altında olanların sayısı 14 milyon. Aktüeryal denge kurularak sistemin açığının giderilmesi için 10 milyon kişinin daha kayıt altına alınması gerekiyor.


Bir başka konu da, af uygulamalarına son verilerek, kurum alacaklarının süratle tahsiline, kurum varlıklarının, özerk bir mali yönetimle, fon yönetimi ilkeleri çerçevesinde daha etkin biçimde nemalandırılmasına imkan sağlanması. Bu amaçla, OYAK örnek alınabilir.


Pekiyi, şimdi ne olacak? Soru Emek Platformuna. Şaşkınlığın lüzumu yok...


Dr. Noyan UMRUK


Komşularımız haklı

OVERALL Bar "O bar nedeniyle hayatımız karardı" (25.3.2008) başlıklı yazıya bir açıklama yaptı: İşletmemiz 2004 aralık ayından beri faaliyettedir. Ankara’nın en gözde ve popüler mekánlarından biridir. İşletmemizde 24 sigortalı eleman çalıştırmaktayız. SSK ve vergi başta olmak üzere hiçbir borcumuz bulunmamaktadır. Yani ana hatları ile işletmemiz sahipsiz değildir. Şimdi yazınızdaki iddialara cevap vermeye çalışacağız:


1- Barın önünde biriken ve içki içen müşteriler konusu: İşletme önünde kesinlikle içki içilmemektedir. Daha önce emniyet ile de bu konuda görüştük ve kesinlikle bar önünde içki içmek yasaktır. Fakat aldığımız duyumlar, Overall ile bağlantısı olmayan kişilerin açık marketlerden ve bakkallardan içki alarak ara sokaklarda içtikleri yönündedir. Overall önündeki birikim, hafta sonları olmaktadır. Kapasitesi kadar müşteri alınmaktadır ve aşırı yoğunluktan dolayı içeriden çıkan kişi sayısında yeni müşteri kabul edilmektedir. Birikimin sebebi budur.


2- Korumalarla olan küfürleşme ve korumaların yaptığı taşkınlıklar konusu: Güvenlik görevlileri ile içeri alınmaması gereken müşteriler arasında tabiî ki karşılıklı ses yükseltmeler olmaktadır. İçkili bir yer çalıştırmaktayız, bunun bilinciyle hareket ediyoruz. Fakat sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde bu tip sıkıntılar yaşanmaktadır. Üstelik işletmemizde güvenlik amacıyla x-ray cihazı, el detektörleri, telsiz sistemi mevcuttur ve 26 kamera ile 24 saat her şey kayıt altına alınmaktadır. Zaman zaman adli olaylarda bu kayıtları emniyet teşkilatı ile de paylaşmaktayız.


3- Barın önündeki taksiciler konusu: Günümüzün zor ekonomik koşulları altında taksici arkadaşlar gece yarısı müşteri bulabilmek için bar önünde beklemektedirler. İşletme olarak beklemeyin nasıl diyebiliriz?


4- Vale hizmeti konusu: Müşteri arabalarının motor sesi bağırtılarak ve patinajlarla yerinden kaldırılması kesinlikle yasaktır. Belki bazı müşterilerimiz bar çıkışı bu şekilde kalkışlarda bulunuyor olabilir bu konuda bundan böyle daha hassas olacağız.


5- Etraftaki binalarda istifra, doğal ve cinsel ihtiyaçlar konusu: Açıkçası bu konu hakkında biz de şaşkınlık içindeyiz. İşletmemizde 9 adet bay ve 6 adet bayan tuvaleti mevcuttur. Buna rağmen çevre binalar çevresinde bu tür olaylar yaşanıyorsa çok üzgünüz demekten başka yapabilecek bir şey kalmıyor. Cinsel ihtiyaçlar konusu da kesinlikle tasvip etmediğimiz ve çevre binaların bahçelerinde olmaması gereken bir olaydır! Bu iddiaların da içinde biraz abartı payı olduğunu düşünmekteyiz.


6- Köpek sorunu konusu: İşletmemizde herhangi bir köpek beslenmemektedir. Fakat bazı yakın çevrede oturan müşterilerin köpekleriyle gelip, köpeklerini kapı önünde tuttuklarını biliyoruz, bundan sonra bu konuda da çok hassas olacağız ve kesinlikle yasaklayacağız.


Çevre apartmanlarda oturan komşularımıza kasıtlı olarak zarar vermek ve rahatsız etmek işletmemizin hiç istemediği bir olaydır. Tabii ki çevre sakinleri kendi açılarından haklı olarak size bu yazıyı göndermiş olabilirler. Üzerimize düşen her türlü yükümlülüğü sizin aracılığınız ile mahalle sakinleri ile konuşarak halledebiliriz.

Bu makaleyi tavsiye et...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (8) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 33 | Yazdır | E-posta | Devamını oku...

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Mayıs 2008 )
 
SABAH iyice tuhaflaştı! PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Cumartesi, 29 Mart 2008
SABAH Gazetesi, Başbakan�ın damadının �CEO� olarak görev yaptığı Çalık Grubu�na satıldıktan sonra, temel gazetecilik ilkelerini ve kurallarını bir kenara bıraktı; �tuhaf� bir yola girdi.

Haberlerinde bile objektifliği, tarafsızlığı unutarak, AKP�nin �resmi yayın organı� hüviyetine büründü.

Gazete bu yola gireceğinin işaretini aslında uzunca bir zamandır �köşe yazarları� aracılığıyla veriyordu.

Ama �taraftarlığını� açıkça ilan etmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı�nın AKP�ye kapatma davası açmasıyla başladı.

Yıllarca iktidarlara kafa tutmuş olan SABAH, o gün belki de �dünya yağcılık tarihi�ne geçmesine neden olabilecek bir �yorum-manşet�le çıktı:

�Meclis�i de kapatın!�

Oysa Yargıtay Başsavcısı sadece Anayasal görevini yapıyordu; ama bu SABAH�ı hiç mi hiç ilgilendirmiyordu!

SABAH�ın bu çılgınca iktidar aşkına ilk tepki, kendi içinden geldi...

Bugüne kadar birçok konuda taban tabana ters düştüğümüz Hıncal Uluç bile, 25 Mart 2008 tarihli �Zamanlardan �Veda� Zamanı� başlıklı yazısında, artık bu gazetede kalıp kalamayacağını sorguladı:

�Yazıişlerinde yapılan son değişikliklerden sonra, gazetenin haber sayfalarının �Besleme basın� günlerini hatırlatmaya başlaması beni çok sarsıyor. (...) �Meclis�i de kapatsınlar� diye buram buram bir yorum bir başlık, haberin üstüne konur mu? Haberde yorum olur mu? İlhan Ağabey�in serbest kaldığı hemen her gazetede verilirken, SABAH, bu haberi vermeden baskıya girer mi?�

KİMİN YAZDIĞI BELLİ DEĞİLMİŞ!

Hıncal Uluç bunları yazdı ama; yeni patronun transferlerinden �baş yazar� Mehmet Barlas, önce kapatma davasını açan Başsavcı�yı, �Hukuk ve yargı, toplumun yaralarını kaşımak, kamplaşmaları derinleştirmek için yoktur� diyerek hedef gösterdi (15 Mart)... Sonra da, �Bir gazete için en acı durum �kullanılmak�tır� (27 Mart) diyebildi...

İşin ilginci, bunu söylerken bile aynı köşede iktidarın çıkarlarına nasıl hizmet ettiğinin farkına varılmadığını sandı!

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni ise gerek köşesinde, gerekse sık sık boy gösterdiği televizyon ekranlarında, Başsavcı�nın AKP�yi kapatma iddianamesi için haktan-hukuktan biraz olsun anlayan sıradan vatandaşı bile çileden çıkartacak, �Kimin yazdığı belli olmayan iddianame� yorumunu yapabildi!

Bunu söylerken, açıkça suç işlemeyi bile göze aldı!

İLHAN SELÇUK�A KÜFÜR!

Gazetenin �tarikatçı şımarık çocuğu�nu oynayan Emre Aköz de, Türk basınının simge isimlerinden İlhan Selçuk için bakın neler yazdı: (26 Mart)

�Postal sahibi bir paranoyak: Her yerde şeriatçı arıyor. En sıradan bilgilere de sahip olmadan ahkâm kesiyor. Adam Avrupa�nın hangi ülkesine gitse yüzüne tükürülür. Ama işte bu adam bizde baş tacı ediliyor. Duayen sayılıyor.�

Aynı Emre Aköz, Ergenekon skandalının patlak vermesine �Elimize fırsat geçti� diye sevinebildi...

Dünkü yazısında ise, AKP�ye akıl hocalığına soyunup, �Kanınızın son damlasına kadar direnin� diyebildi!

GÖNÜLLÜ ASKERLER!

Dikkat edin; bu gazetedeki...

İktidarın gönüllü askeri Nazlı Ilıcak�tan...

Sonradan sonraya AKP�li olan ve bu yüzden hayatının parasını alarak SABAH�a geçen Engin Ardıç�tan...

Eşini son seçimlerde AKP�den milletvekili seçtirerek, bu partiyle ilişkisini �gönül bağı�ndan �aile bağı� düzeyine ulaştıran ve karikatürün muhalif ruhuna ihanet ederek AKP�ye �yağ karikatürleri� çizen Salih Memecan�dan söz bile etmiyorum!

Öyle ya; iktidar borazanı olmak sadece kendilerini ilgilendirir...

HABERCİLİK ADI ALTINDA ÇAMURCULUK!

Ama...

Bu gazetenin bir muhabirinin, eline nereden geçtiği belli olmayan bir belgeyle...

Ülkemiz basının en çok okunan gazetecilerini (bazılarını bizzat arayarak) �ajanlıkla� suçlaması...

Hele hele bunu bir de �haber� diye gazetesine götürmesi...

Ve işin ilginci; bu iğrençliğin, isim verilmeden de olsa gazete sütunlarında yer bulması kabul edilebilir gibi değil...

YÜKSEK YARGIYA SALDIRI

Ya SABAH�ın, sözüm ona bir İşçi Partili�nin ifadesine dayanarak, manşetten yüksek yargı kurumlarını hedef göstermesine ne demeli?

Sözüm ona bu İşçi Partili, Yargıtay Başkanı�yla, Yargıtay Başsavcısı�yla, Anayasa Mahkemesi üyeleriyle görüşmüş de...

Onlar da kendisine, �Kitle desteğini, halk desteğini oluşturun� demişler de...

İyi de bu haberi yazan muhabirin ya da manşete taşıyan Genel Yayın Yönetmeni�nin, �İşçi Partisi�nin son seçimlerde aldığı oy alt tarafı 120 bin... Oysa bir miting düzenlenince milyonlarca insan katılıyor. Böylesine kalabalık bir kitleye böyle bir partiyle ulaşılamayacağını o hâkimler bilmez mi� diye sorması gerekmez mi?

Diyelim ki öyle bir �belge� gerçekten var...

İyi de herhangi bir insan, kendi politik kariyerini sağlama almak için Genel Başkanı�yla yaptığı konuşmada tüm bunları uydurmuş olamaz mı?

Olabilirse; �tarafsız� bir gazete, sırf bir telefon kaydından yola çıkarak, yargı organlarının en tepesindeki isimlerin meslek onurlarını böylesine acımasızca ayaklar altına alabilir mi?

Üstelik o belgenin yayınlanması kesinlikle yasakken?

***

Dedim ya; SABAH tuhaflaştı...

İktidara övgü düzmek adına tehlikeli bir yola girdi...

Bu tehlikeli yolda sadece gazeteciliğe değil, ülkeye zarar verir hale geldi!

Bu gazetede görev yapan ve hukukun üstünlüğüne inanan, laik, sosyal, demokratik bir hukuk devletinden yana olan tüm meslektaşlarımı bu �oyun�u bozmaya davet ediyorum!



***



GÜNÜN SORUSU

Hayat sadece paradan ve makamdan mı ibaret? Düşüncenin, onurun, ilkenin hiç mi anlamı kalmadı?

Bu makaleyi tavsiye et...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 43 | Yazdır | E-posta | Devamını oku...

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Mayıs 2008 )
 
Haftalık raporumdur PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Cumartesi, 29 Mart 2008
Haftanın sorusu: Demokrasi nedir?

�Demokrasi, çoğunluğun borusu değil, azınlığın korunmasıdır.� Albert CAMUS

�Demokrasi, kapınız sabah 6�da çalındığında, gelenin sütçü olmasıdır.�

Henri JEANSON

�Demokrasi, halkın halk tarafından ezilmesidir.�

Oscar WILDE

�Demokrasi, güzel bir kadındır ve sadık kalması için her gün sevmek gerekir.�

Edouard HERRIOT

�Demokrasi, aslanların başını yiyen bit iktidarıdır.�

Philippe BERTHELOT

�Demokrasi, imdada çağrılan halkın adıdır.�

Robert DE FLERS

Haftanın üzüntüsü: Soğanların hüznü.

�Soğanlar, insanları demokrasiye saygıdan ağlatır. Eski zamanlarda, soğanlar güldürürdü ve neşelenmek isteyenler, soğan koklardı. Bir filozof, soğan koklayıp kahkaha atmayı anlamsız bulunca, soğanlar gücendi ve nedensiz gülmenin garipsendiği demokrasilerde nedensiz ağlamanın kabul gördüğüne bakıp, genel eğilimi benimsediler.�

NORGE

Haftanın düşüncesi: Gidişatın yorumu.

�Irmağın yatağını değiştirmek, debisini değiştirmekten kolaydır.�

Çin Atasözü

Haftanın kitapları: Üç ayda okuduklarım.

Cevat Çapan�ın harika �Şiir Çevir Denize At� seçkisi, Cumhuriyet Kitapları, 2008.

Ünal Ersözlü�nün �Gençliğin Dün Gecesi� şiir kitabı, Everest Yayınları, 2008.

Erdal Doğan�ın �Hitit Hukuku, Belleklerdeki Kayıp� araştırması, Güncel Yayıncılık, 2008.

Oktay Akbal�ın �Atatürk Bir Gün Gelecek�i (umarım), Cumhuriyet Kitapları, 2008.

Cemal Yıldırım�ın coşkuyla alkışladığım �Evrim Kuramı ve Bağnazlık� araştırması, Bilim ve Gelecek Kitaplığı-2 yayınları, 2007.

Kurt Aldeer takma adıyla edebiyatımıza Mike Hammer ve Sherlok Holmes parodileri kazandıran Erdal Erkut�un gerçek ismiyle �Asala�dan Bir Kız Sevdim� romanının birinci ve ikinci cildi, Erko yayıncılık, 2007/2008.

Füsun Akatlı�nın bilge kaleminden �Rüzgâra Karşı Felsefe�si, Kırmızı Yayınları, 2007.

Zeynep Oral�ın inat ve inançla unutturmadığı �O Güzel İnsanlar�, Cumhuriyet Kitapları, 2007.

Çocuklarınızla sizin çocukluğunuzun kahramanlarını paylaşmak isterseniz, modern desen dizaynı ve olağanüstü baskısıyla çok beğendiğim Türk tarihinden gerçek öykülere dair çizgi roman dizisi, �Çanakkale Destanı� 2. Seri (Mavi Medya, 2008).

Düşünmek istiyorsanız okuyun, düşündürmek için okutun.

Bu makaleyi tavsiye et...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (14) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 40 | Yazdır | E-posta | Devamını oku...

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Mayıs 2008 )
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 19 - 27 Toplam: 268
Bakirkoy Gazetesi | Haberin Merkezi Bakirkoy Gazetesi | Haberin Merkezi