Siyasetin merkez sağı yine hareketlendi. Özellikle de pusuda bekleyen eski kurtlar gözlerini AK Parti'nin kapatılma kararının açıklanmasına dikmiş durumda. Bütün dertleri de yeni siyasi şekillenmede pozisyon almak. Siyasetin merkezinde yer alan DYP'yi meclis dışına çıkartan, 22 Temmuz öncesi DP projesini yüzlerine gözlerine bulaştırıp çökertenler hala siyasette "oyunkurucu" olmanın hesabını yapıyor. Bu tür hesap yapan merkezlerin sayısı da hayli fazla... Önceki gün bir dönem DYP içinde genel başkan danışmanlığı yapan bir akademisyen şöyle diyordu: "Ankara'da merkez sağı yeniden ele geçirme hesapları yapan çok sayıda siyasi grup var. Herkes kendisini işin merkezine koyup fırsat bekliyor. Doğrusu halkta karşılığı olmayan bu siyasi grupların hesaplarının tutma ihtimali de yok." Ankara'da, DP, AP ve DYP gibi geçmişi derin bir siyasi geleneğe dayanan eski siyasetçilerin pusuya yattığı bir zemin var. Bunun yanında bu geleneğin son temsilcisi DemokratParti ise genç siyasetçi SüleymanSoylu ile yoluna devam ediyor. Eskilerin burun kıvırmasına, hatta küçümseyen bakışlarına rağmen seçim öncesi başlattığı "BeyazYürüyüş"ü sürdürüyor. Bu gezilerden biri nedeniyle Trabzon-Rize hattındayız. Kendisi de Trabzonlu olan SüleymanSoylu memleketinde, küçük ama coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanıyor. Her gittiği şehirde, her salon toplantısında "kavgasiyaseti"nden "çözümsiyaseti" ne geçmenin gerekliliğini anlatıyor. Gerçekten de Soylu'nun işi hayli zor. Bir yanda eski kurt politikacıların "Ankaraoyunları" sürüyor, öte yanda AK Parti ile CHP arasında siyaseti kutuplaştıran gerilim siyaseti... Genç Soylu, toplumun önüne "Üçüncüyol" sunmanın çabası içinde...
"Defosuzvelekesizlider" Soylu, Çayeli'nde halka şöyle sesleniyor: "Bu ülkenin demokratikleşmesini, sanayileşmesini ve zenginleşmesini istiyoruz. Hakkın ve hukukun üstün olduğu bir Türkiye'ye ihtiyacımız var. Bunun için yeni bir siyaset anlayışını ortaya koymaya çalışıyorum." İçinden geçtiğimiz sürece de dikkat çeken Soylu, Türkiye'nin "darbe" ve "kötüyönetim" arasında sıkışmaması gerektiğini belirtiyor ve şöyle diyordu: "Biz DP geleneğinden geliyoruz. Darbelerin bu ülkede, bu toplumda nasıl yaralar açtığını en iyi biz biliyoruz. 1960 darbesine de, 70'e de, 80'e de, 28 Şubat sürecine de karşıyız. Darbelerinolmadığı,demokratikbirTürkiyeözlemimizvar.Darbeözlemcileribıraksabizbuülkeyikötüyönetenlerlesandıktabirgüzelhesaplaşırız. Bundan şüpheniz olmasın." Soylu'nun bu konuşmalarını izleyen bir DP'li yaşadıkları zorluğu şu sözlerle anlatıyor: "Yüzde 1'lere düşen bir partiyi ayağa kaldırmakla, partiyi yeniden yapılandırmakla ve etrafımızı saran eski politikacıların negatif propagandasıyla uğraşıyoruz. Ama bu kez önemli bir şansımız var; son 20yıldırilkkezdefosuzvelekesizbirlideresahibiz.Veilkkezbirliderisavunmakzorundakalmıyoruz . Bu da bize güç veriyor." Soylu'yu DP yolculuğuna başladığı ilk günden beri dikkatle izliyorum. Benim izlenimim de bu yönde; umut, pozitiflik. Konuşmalarıyla, düşünceleriyle Soylu, gittiği şehirlerde siyasetin geriliminden yorulmuş insanlara umut aşılıyor, onların kalplerini kazanıyor. Ancak bu yürüyüş zorlu bir yürüyüş... Bu savaşın sonunda galip çıkacak mı, "makulçoğunluğun" sesi olacak mı, bunu da ilerleyen zamanlarda göreceğiz.