Bugünlerde olayların artık Ergenekon’dan veya “kapatma davası”ndan çıktığını, sorunun “cumhuriyet ve laik rejim” haline getirildiğini görüyoruz ve ben de “liberalim, demokratım” diyenlerin rejimle sorununu anlayamıyorum ya...
Aynı sorunu çağrıştıran yazılar daha da dikkatimi çeker oldu.
Haydi İslâmcı kökenden gelenlerin cumhuriyetten rahatsızlık duymalarını, “laik-demokratik” rejim, laik Anayasa olmasa istedikleri düzeni daha rahat getirebilecek olmalarını anlayabiliriz ama nasıl oldu da “liberalim” diyenler de cumhuriyetle sorunlu hale geldi?
İşte burada hemen “iktidar gazeteleri” ile “iktidar gazetecileri” gündeme geliyor. Dün Ulusal Kanal’dan aradılar “medyanın bugünkü durumu” ile ilgili bir program dizisi hazırlıyorlarmış, beni de davet ettiler, katılamıyorum ama böyle bir programın yapılmasının gerekli olduğunu da düşünüyorum.
Hiçbir dönemde görülmemiş bir medya tablosuyla karşı karşıyayız. Hiçbir dönemde iktidar elinde “güçlü, büyük bir medya kesimi” tutmaya (geri kalanını da susturmaya) bu kadar önem vermemişti.
Her neyse ben bugün Nazlı Ilıcak’ın 10. Yıl Marşı’yla ilgili bir yazısından söz etmek istiyorum... Artık 10. Yıl Marşı’nı söylemeye, çalmaya bile korkar hale gelebiliriz, bu başlangıçlar ciddi noktalara varıyor, onun için önemli bence...
“Ergenekon kapsamında gözaltına alınan bazı isimlerin hayret uyandırdığını” söyledikten sonra şöyle devam ediyordu Ilıcak:
“Mesela Sinan Aygün’ün ne ilgisi olabilir? Bir irtibat var, ya da yok ama bazı karineler mevcut.
10. Yıl Marşı eşliğinde gerçekleştirilen eylemlerin demokrasilerde garipsendiğini (Türkiye’den başka hangi demokrasilerde bu marş var ki? R.M.) hatırlatmalıyız.”
Daha sonra aynı yazıda “10. Yıl Marşı’nın 28 Şubat’ın sembolü haline geldiğini, bunun tesadüf olmadığını” yazmış.
“Kanla irfanla kurduğumuz cumhuriyet tehlikede” mesajı veriliyormuş kitlelere.
Öyle cümleler ki tutar tarafı yok, kusura bakmasın Nazlı Hanım... Başta “Ne ilgisi olabilir” diye sorup “ama bazı işaretler var” dedikten sonra “işaret” değil, “kesin delil” havasında, o kadar kararlı yazıyor.
“Tesadüf değil”miş.
“Cumhuriyet tehlikede mesajı veriyor”muş.
Ne veriyor bu mesajı? 10. Yıl Marşı.
Neden? Çünkü o 28 Şubat’ın sembolü...
Yok canım... Neredeyse cumhuriyetin sembolü diyeceğimiz, 75 yıllık marşımız nereden 28 Şubat’ın sembolü oluyormuş, kim karar vermiş buna ?
Ayrıca darbelerin en korkuncu 27 Mayıs darbesinin gerçekten sembolü olan Harbokulu Marşı’nın “kanla, irfanla” dizeleri nasıl olmuş da 10. Yıl Marşı’na karışmış?
Bundan sonra 10. Yıl Marşı’nı da her söylediğimizde tehlike mi hissedeceğiz yani?
Yoksa sahnede sık sık bu marşı söylemiş olan sanatçılar, örneğin Kenan Doğulu da mı Ergenekoncu?
Atatürk konserleri yapan Erol Evgin de mi?
İnanamıyorum yahu bu olup bitenlere...
Haydi hep beraber şimdi:
Çıktık açık alınlaaa ...
10 yılda her savaştaan...
*****
Şener’i atacaklarmış!
AKP’nin MYK toplantısında Abdüllatif Şener tartışılmış, partiden ihraç edilmesi istenmiş.
Hatırladığımıza göre ve hatta Independent gazetesinin yazdığına göre (“Erdoğan, kariyeri 1997’de biten İslâmcı bir politikacının varisiydi” diyor) AKP’nin kuruluşu da, kurucuların daha Erbakan’la beraberken yaptıkları planlar ve çalışmalarla olmuştu. E bu tepkiye ne gerek var o zaman?
Tarih tekerrür ediyor ama oluşturanların hafızası biraz zayıf galiba!
***** Düzeltme
Birkaç kez benzer hatalar oldu, telefonla son dakika düzeltmesi yaptığımda yanlış kelimelerin değiştirilmesinin üzüntüsünü yaşadım ama hâlâ uslanmadım.
Dünkü yazımda bir parantez ilavesini telefonla yapınca sorumlu arkadaşımız aynı kelimenin yukardaki “dekoltemanyak” yerine de yazılmasına karar vermiş (!) ve onu “çarşafmanyak”la değiştirmiş.
Oysa söz konusu yazıda İzmirli kadınlar “tüm laik kadınlar”ı temsilen “dekoltemanyak” yapılmış ve laik rejim konusundaki endişeler tamamen bir saptırma, yanıltma, hakaret şeklinde “dekolteme karışacaklar korkusu” olarak yansıtılmıştı.
Bilgim dışında yazımda yapılan hatadan dolayı özür diliyorum.