|
Biri Paksüte susmayı öğretsin! |
|
|
|
|
Pazartesi, 07 Temmuz 2008 |
“Söz gümüşse sükût altındır” atasözü herhalde en çok diplomatlar ve Anayasa Mahkemesi üyeliği gibi çok önemli görevler yapanlar için söylenmiştir.
Diplomatlar her sözlerinin “temsil ettikleri devleti, ülkeyi bağlayacağını” bildiklerinden dikkatli ve az konuşurlar. Anayasa Mahkemesi üyeleri görevleri ile ilgili hemen hiç konuşmazlar, bunu eski Anayasa Mahkemesi üyesi Fazıl Sağlam’a “Her Açıdan” a çıkması için yaptığım ısrarlardan sonra bile razı edemediğimde çok iyi anlamıştım. Yine eski üye Yılmaz Aliefendioğlu teklifimden haftalar sonra (ve araya bir çok kişi girdikten sonra) programa gelmiş ama pek az konuşmuştu. Eski üye olmalarına rağmen yüksek mahkemeye saygıyı sürdürüyorlar.
Oysa bakıyoruz AYM Başkanvekili Osman Paksüt devamlı vitrinde... Üç günde bir yeni bir nedenle açıklama yapıyor. Durumuna bakılırsa Anayasa Mahkemesi üyeleri için bırakın konuşmamayı “hiç susmadıkları bir dönem” başlatmaya niyetli gibi...
Bir gazeteci olarak her konuşmasını, özellikle de son olarak söylediği “Ne karar alırsak alalım kıyamet kopacak” lâfını duyduğumda iki şey geliyor aklıma:
1. Siyasete girmeye niyetli, ismini öne çıkarıyor;
2. İktidarın AYM üyelerini de seçmeye niyetli olduğunu anladı, mesaj veriyor.
KIYAMETLERDEN KIYAMET BEĞEN
Kusura bakmasın ama hani arasa üyesi olduğu yüksek mahkemeye gölge düşürmek, vereceği kararı (her ne olursa olsun) şimdiden tartışılır hale getirmek için daha beter bir cümle bulamazdı.
Yani tam “dam üstünde saksağan”...
Dün Can Dündar Ergenekon soruşturmasının başındaki savcı olan Zekeriya Öz’le yaptığı konuşmada onun “İddianame açıklanınca kıyamet kopacak” dediğini yazmıştı.
Millete devamlı kıyamet bekletiyorlar, rahat huzur bırakmadılar. Ya o kıyamete, ya bu kıyamete razı olacak, mutlaka kıyametlerden kıyamet beğeneceksin!
Neyse bu kıyamet, kopsa da rahatlasak noktasındayız.
Osman Paksüt’ün bu konuşmasının ne anlama geldiğini, konuyu en iyi bilen bir uzmana; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, eski İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na sordum.
“Çok vahim, çok talihsiz ve aynı zamanda anlamsız bir konuşma olduğunu, yadırgadığını” söyleyerek başladı ve şöyle devam etti:
“Osman Paksüt’ün daha önce kapatma davası için ‘3-5 haftada biter’ açıklamasını yapması da yanlıştı. Açıkçası bu kadar yüklü bir dosyanın bitimine dair tarih vermek, 15 üyenin iradesini bağlamak olduğu gibi Anayasa Mahkemesi’nin ciddiyeti ile de bağdaşmaz. Ayrıca bir AYM üyesi davanın ne zaman biteceğini de bilemez.
Bu kez ’Ne karar çıkarsa çıksın kıyamet kopacak’demesi daha da vahim. Mahkeme 5 seçenekli bir karar verecek, hangisinden söz ediyor ve neden? Başta Başkanvekili olmak üzere yargıçların susması gerekir. Diplomasiden gelen Paksüt de en azından etik olarak buna uyması gerektiğini bilir.”
Prof. Dr. Kaboğlu bunları söylüyor, hiç hukuk bilmeseniz bile düz mantıkla ona hak verirsiniz.
Peki Osman Paksüt nasıl oluyor da bunlardan bihaber gibi davranıyor; anlayan var mı?
Bu makaleyi tavsiye et... Favori olarak ekle (4) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 17 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |