Maganda” kelimesi hafif kalıyor, “sapık” bunlar, ruhsuz, aşağılık, cani, canavar... Ve daha en kötü, en cehennemlik hangi tanım varsa o...
Kompleksli, pis ellerine aldıkları silahlarla kararttıkları her hayatı duyduğumda eksiksiz bunları yazdım. Hakimlere rica üstüne rica ettim, adeta yalvardım ‘verin şunlara ağır müebbet hapis cezasını, hiç değilse diğer canilere caydırıcı etki yapsın’ diye, hiç fayda etmedi (Bu durumlarda idam cezası olmalı, ne derseniz deyin!)
Daha önce bir başka maçta aynı olayı yine yazmıştım; Çek maçı bittiği dakika (hatta saniye) sanki oturduğum binanın etrafında savaş çıkmış gibi silahlar patlamaya başladı.
‘Eyvah’ dedim ‘Yine hangi çocuğun, hangi masumun canını alıyorlar acaba’... Yanılmamışım. Her seferinde olduğu gibi bu kez de birileri, maganda değil “aşağılık sapıklar”ın kurbanı oldu.
İstanbul’da maç sonrası (hem de babaannesi dışarı çıkmasına izin vermediği için evinin bahçesinden) fişek gösterisini izleyen 10 yaşındaki İzel başına isabet eden kurşunla yaralandı, beyin zarı zedelendi ve yüzü tanınmayacak hale geldi.
Yani zavallı küçük kız ölümden zor kurtuldu.
MANŞET ÖNEMLİ!
Dün gazetelerde Tarsus’ta iki esnafın kurşunlarıyla iki kişinin öldüğü haberi de vardı.
Benzeri en ilkel ülkelerde bile görülmeyecek bu olaylar neden hep Türkiye’de oluyor ve neden arkası kesilmiyor, sonu gelmiyor?
İktidarlar sadece oy, kadrolaşma, ihale kapma, yalan dolanla milleti aldatıp kutuplaştırma ile meşgul oldukları ve bu ÇAĞDIŞI sorunları çözecek zaman kalmadığı için olabilir mi?
Cevabı da ben vereyim; evet, durum aynen böyledir.
Ne vahşi sapıkların kurşunlarını, ne tecavüzünü cinayetini, ne trafik cinayetlerini önleyecek zamanları yok... “Biz daha iyiyiz” diye gelenlerin hiçbiri “daha iyi” olamadı.
Hıncal Uluç bu hasta yaratıkların “cinsel iktidarsızlıklarını, eksik erkekliklerini saklamak için silaha saldırdığını” yazmış. Bende eksik kalan hakaretleri de etmiş, eline sağlık.
Ama çözüm konusunda medyanın tümünü suçlamasına hak veremedim; ben yazıyorum, o yazıyor ama önemli olan manşetler...
Her benzer olayda, siyasi “dön baba dönelim” konuları geriye itip bu olayları manşetten vermek ve en ağır cezayı milletçe istemek gerekiyor.
Aksi takdirde daha çok İzel’lere ağlayacağız.
***** İşte “daha fazla” özgürlük!
Çarşamba günü Vatan’ın birinci sayfa haberiydi “İran’da yaz nedeniyle başlayan kılık kıyafet kontrolü”...
Küresel ısınma nedeniyle birden bastıran aşırı sıcaklarda çarşafın veya uzun pardösülerin sıkıntısına dayanamayan ve pantolon, tünik, yazlık elbise ve saçlarına örttükleri şallarla Tahran’da sokağa çıkan kadınlar 14 ayrı noktada denetim yapan ahlak polisleri tarafından gözaltına alınmış.
Hepsi bu ahlaksızlığı (!) bir daha yapmayacaklarına dair belge imzalamak zorunda kalmışlar. İkinci kez yakalanan “sakıncalı kıyafet” giymiş 7 kadın tutuklanmış.
O da yetmemiş polis “hangi mağazadan aldıklarını” sorgulayarak mağazalardaki ahlaksızlık (yani pantolon-ceket, uzun kollu elbise gibi) kıyafetlere de el koymuş.
Geçen yıl aynı kontrollerde 3500’e yakın kadının gözaltına alındığı bildiriliyor.
Burnumuzun dibinde “din diktatörlüğü gelince neler olduğunu” görmeyecek değiliz elbette. İçinde “cumhuriyet” olan her rejimin demokratik olmayacağını, özellikle “dinin siyasallaşması sonucunda toplum yaşamının da kolayca baskıya dönüşebildiği İslâm ülkelerinde” bu demokrasiyi sağlayabilecek asıl faktörlerin “laiklik ve hukuk” olacağını hatırlatmayacak da değiliz.
ABD’de Washington Post gazetesi de Yemen’deki olayları haber yapmış. Kendi ahlak polisini kuranların -hiçbir resmi yetkileri olmadığı halde- nasıl sorgulama yaptığını, burkalı öğrencileri bile “Taliban’dan beter” tartakladığını... İran gibi ülkelerdeki rejime, Humeyni’ye hayran olan, Türkiye’yi bu gibi ülkelerde görülen baskıdan koruyacak önlemleri almayı başarmış Atatürk gibi bir dehayı ise beğenmeyenlerin dikkatle izlemesi gereken örnekler bunlar.
“Türbana daha fazla özgürlük” diyerek kadın üzerinden, kadını kullanarak başlatılan mücadele sonucunda gelinen özgürlük noktası bu işte.
Daha açık nasıl anlatılabilir bilmiyorum.
Keşke bu anlayıştaki insanlarımızın kısa süre için İran, Suudi Arabistan, Yemen, Malezya, Pakistan, Afganistan gibi ülkelerde yaşaması mümkün olsa. Galiba ancak o zaman fark edecekler olayı...