Haberler
Cumartesi, 06 Eylül 2008
Namus, şeref kaybolursa... PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 31 Mart 2008
Reha Muhtar’ın Cuma günkü yazısından Muhtar’la beraber bizim de içinde bulunduğumuz 40’tan fazla gazetecinin Veli Küçük’ün defterinde “Türk ve yabancı istihbarat servisleriyle bağlantılı ajan listesi” haberini öğrenen Deniz Adanalı aynı gün telefonda bana bir şiir okudu.

Daha doğrusu bir Japon şairin şiirinin son kısmını. Sizinle paylaşmak istiyorum, Türkiye’de şu anda oynanan oyunlara ve her sahtekârlığın amaç için mubah sayıldığı, gelinen noktadaki ahlak erozyonuna öyle uyuyor ki...

“Su, rüzgar ve namus bir gün saklambaç oynamaya başlamışlar.

Önce su saklanmış, bulmak kolay olmuş, derin vadiler arasında,

Sonra rüzgar saklanmış, onu da bulmak kolay olmuş, yüksek dağlar tepesinde,

Sıra namusa gelince namus şöyle seslenmiş:

Dikkat ediniz bir kere, kaybolursam bir kez ben bulunmam hiçbir yerde!”..

***

Namus kaybolunca meslek onuru, toplumsal sorumluluk, dürüstlük gibi tüm olumlu özellikler, insana değerlerini hatırlatan sınırlar onunla birlikte kayboluyor.

O zaman da işte “Aa, filanca kişinin defterinden isimleri çıktı” diye 40-50 gazetecinin adı bir anda çetecilikle, darbeyle ilişkilendirilebiliyor.

Siz istediğiniz kadar bu olumlu özellikleri, değerleri korumaya çalışın “çamur”lar sizi de çamura çekmeye çalışıyor.

Namus, şeref bir kez kaybolunca...

(Not: Merak ediyorum bu isimler defterdeki notların ortalarında bir yere Veli Küçük’ün el yazısıyla mı yazılmıştır, yoksa sonuna “daktilo ile” yazılarak mı eklenmiştir. Ya da “ayrı bir kağıtta” defterin arasına mı “konmuştur”...)

*****
Anayasa Mahkemesi’nden sağduyu (2)

Dün Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile 3 üyenin kadına (ve çocuğa) karşı aile içi şiddete kolaylık sağlayacak bir “yasa iptali” istediklerini ama 7 üyenin karşı çıkmasıyla bu hatanın engellendiğini yazmıştım.

O yasanın iptalini isteyen anlayışla “kadınlar tecavüzcüleriyle evlenmeyi kabul ederlerse suç ortadan kalksın” diyen yasa yapıcı prof’ların anlayışı arasında fazla fark yoktur. Her ikisi de “şiddete karşı kadının hoşgörüsü”nden söz eder.

Ama sonuçta bu iptal olayı Anayasa Mahkemesi’nde “sağduyu”nun hakim olduğunu gösteriyor. Kapatma davasında da aynı sağduyuyu bekleme ümidi veriyor bu...

Şimdi hemen “Medeni Kanun Mal Rejimi” ile ilgili ve dosyasının çoktan Anayasa Mahkemesi’ne gittiği davadan söz edebiliriz.

Milyonlarca kadının aile içi huzuru büyük ölçüde bu “kadın nüfusu ikiye bölen ve yarısını yasadan yararlanma hakkından mahrum eden” maddenin değiştirilmesine bağlı...

Dosya bekliyor ama raportörün sesi duyulmuyor.

Acaba o sağduyulu 7 üyeden “Kadınları evlilik süresince edinilmiş mallardan yararlanamadığı için sokakta kalma korkusuyla şiddete bile katlanmak zorunda bırakan”, tam bir “yangından mal kaçırma” anlayışıyla gece yarısı çıkarılmış maddenin değişmesi kararını da bekleyebilir miyiz?

Bu makaleyi tavsiye et...


Favori olarak ekle (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 42 | Yazdır | E-posta

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Mayıs 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
Bakırkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy Namus, şeref kaybolursa... - Bakırkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy - Bakırkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy

e-Bülten

Bakırköy Gazetesi e-bültenine abone olmak istermisiniz?






Ziyaretçiler

Ziyaretçi Kimliği

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------