Haberler
Perşembe, 28 Ağustos 2008
Nenemin başörtüsü ve militan laiklik PDF Yazdır E-posta
(0 votes)
Pazartesi, 21 Temmuz 2008
Son yıllarda sürekli olarak sanki Türkiye’de “dine ve başörtüsü takanlara” karşı bir tepki varmış, özellikle de laiklik ve buna önem veren kitleler, kurumlar “dinden bağımsız veya dine karşı”ymış gibi gösterildiği için bu aldatmacayı düzeltmek bence çok önemli...
Devamlı yazıyoruz, TV programlarında da hep bu konuya açıklık getirmeye çalıştım ama yanlış o kadar israrla, içerden ve dışardan pompalanıyor ki düzeltmek gerçekten kolay değil.
Mesela şu soru ve benzerlerini sıkça duyuyoruz “Dedem Kurtuluş Savaşında şehit düştü, nenemin başında örtü vardı, annemde de var, örtüye neden karşı çıkılıyor?”
Örtüye karşı çıkılmıyor, şu anda Türkiye’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, neredeyse tüm bakanları, milletvekillerinin büyük bir kısmının eşleri türbanlı... O nenelerimizin, annelerimizin başörtüsüne de benzemeyen, “velev ki siyasi” denilen, bir partinin ve ideolojinin simgesi haline getirilmiş tarzda örtünmüş durumdalar.
Bu da sorun olmuyor. Ama kadının “isteyen örtünsün” denerek örtünmesiyle başlatılıp sonunda yine kadının örtünmediği (ve hatta tarif edilen şekilde örtünmediği) takdirde sorgulandığı, para veya hapis cezasına çarptırıldığı, din-ahlâk polislerince izlendiği, başını örtmeyen kadınların sırf bu nedenle “dinsiz veya ahlâksız” ilan edildiği, bu noktadan başlayarak televizyonun, kitabın, eğlencenin bile yasaklandığı, kadınların çalıştırılmadığı, diğer tüm dini uygulamaların Kur’an’a da değil hadislere dayandırılarak dayatıldığı diğer Müslüman çoğunluklu ama laik olmadığı için demokrasiyi de koruyamayan ülkelere dönmemek için laiklik ilkesinin elbette korunması gerekiyor.
Kim ne derse desin İran, Malezya, Endonezya, Fas, Cezayir ve diğerlerine benzemekten Türkiye’yi koruyan tek şey “laik-demokratik” rejimdir.
Ve bu laiklik, her ne kadar bir Avrupa ülkesiyle kıyaslanmayacak kadar çok Müslüman yaşadığı, türbanın baskıyla, iknayla, ödülle büyük bir hızla yaygınlaştırılabileceği bir ülke olsa da Türkiye’de bazılarının dediği gibi katı militan bir laiklik değildir.
85 yıldır herkes dinini, inancını özgürce yaşamıştır, tek kısıtlama devlet alanlarında dini kıyafet ve ibadetlere izin verilmemesidir ki bu da söz ettiğimiz baskıların veya siyasi istismarların önlenmesi nedenine dayanmaktadır.

FRANSA ÖRNEĞİ

Katı laiklik hiçbir dinin, aynı zamanda Fas’tan, Cezayir’den gelen çok sayıda Müslüman’ın da dini uygulamaları devlete dayatmaması için çok sıkı kurallar getiren Fransa’da vardır örneğin... Fransa’da devlet başkanının Papa’nın önünde eğilmesi bile sorun yapılabilmektedir.
Sekiz yıldır Fransa’da yaşayan ve 3 çocuğunu da burada doğuran Fas asıllı çarşıflı bir kadının vatandaşlık başvurusunun reddedilmesi çok yeni bir haberdi. (13 Temmuz Pazar)
“Mahkemeye göre çarşaf basit bir dini seçim ya da vicdan özgürlüğünün getirdiği hak olarak değerlendirilemez, tersine en militan radikaller için bir sembol. Kim mahkemenin kararında haksız olduğunu söyleyebilir ki” diyordu Le Monde başyazısında.
Kadının “çarşaf din özgürlüğümdür” diyerek açtığı dava reddedilmiş, ona vatandaşlık hakkı verilmemişti. Aynı Fransa’da okullara haç asmaya, boyuna haç takmaya da izin verilmiyor.
Bu noktada “Ama Türkiye Müslüman çoğunluklu bir ülke, Fransa gibi değil” itirazı gelir. İşte tam da bu nedenle, dönüşümün, siyasi İslâm’ın (anlattığımız diğer ülkelerdeki gelişmelerin benzeri) kısa sürede geri dönüşü çok zor bir noktaya getirilmesinin daha kolay olması nedeniyle “devlet alanları”na üniversiteler de dahil edilmiştir.
Nitekim daha “üniversitede türban” değişikliği Anayasa’da yapılırken iktidar partisinin “her alanda, okullarda, devlet dairelerinde, Meclis’te de serbest olacak” açıklamaları bu adımın devamını açıkça anlatmıştır.

ÇARŞAF DA DİN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ?

Ayrıca... Aynı tartışma içinde daha önce benim “Nur Suresi başörtüsü emridir deniyorsa o zaman Ahzap Suresi de çarşaf emri kabul edilebilir. Çarşafın da din özgürlüğü olarak görülmesi gerekir” sözlerimin Mıasır’da da, Fransa’da da gündeme geldiği ortadadır.
Kısacası, türban-çarşaf konusu başladı mı, kadın üzerinden yürütülen siyasetin kazanımları görüldü mü, bunun sonu yoktur.
Konu örtünmeye tepki değil, dini kıyafetlerin, uygulamaların özel alanda kalmak yerine devlet eliyle baskı haline getirilmesine ve bunun rejimi dönüştürme ihtimaline önlemdir.
Laiklerin dindar olmadığı veya dine karşı olduğu ise -tekrar ediyorum- okkalı bir yalanla toplumu bölmek, düşmanlaştırmaktır, başka bir şey değil. Ki bunu AB ile ABD de kendi planları doğrultusunda destekliyorlar. Bugüne kadar din bölünmesi, din üzerinden düşmanlık hiç yaşamadık aldatılmaya izin vermeyelim, uyanalım artık!

*****

Harika bir konser!

Zülfü Livaneli’nin Bodrum Antik Tiyatro’da verdiği konsere gittim. Onun New York’taki dahil konserlerinin çoğunu kaçırmamış biri olarak bunu da kaçıramazdım.
En güzel şarkılarını, en doğal, en sade haliyle ve etrafında neredeyse bir sevgi, barış haresi yaratarak, izleyicisiyle muhteşem bir iletişim içinde söyleyen Livaneli, yüzlerce kişilik izleyici korosunun eşliğinde en az daha önceki performansları kadar iyiydi.
Konserin ilerleyen dakikalarında sahneye gelen (dünyanın en ünlü caz ve blues sanatçılarından biri) Jocelyn Smith’in söylediği “Mutluluk” filminin müziğiyle yapılan İngilizce şarkı “Bliss”, daha sonra Mevlana’nın “Dünü unut, bugünün çocuğu ol, çünkü senin için en önemli şey bugündür” diyen Sufi felsefesini anlatan Bitmeyen Gün (Eternal Day) şarkısıyla büyülendik. O ne ses ve sesi enstümandan farksız kullanan nasıl bir tekniktir, insan şaşırıp kalıyor.

Livaneli ile Smith’in “Leylim Ley”i birlikte Türkçe ve İngilizce olarak söylediği finalden sonra dışarı çıktığımda uzun süre bu kusursuz konserin etkisinden kendimi kurtaramadım.
İmkânı olanların İstanbul’daki konseri kaçırmamalarını öneriyorum.

Bu makaleyi tavsiye et...


Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 16 | Yazdır | E-posta

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >
Bakirkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy Nenemin başörtüsü ve militan laiklik - Bakirkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy - Bakirkoy Gazetesi | Haberin Merkezi | Bakırköy

Özel Haber

 

e-Bülten

Bakırköy Gazetesi e-bültenine abone olmak istermisiniz?






Ziyaretçiler

Ziyaretçi Kimliği

Yazarlar

----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------
----------------------------------