T urizmci Sevan Nişanyan artık ne yaparsa yapsın bundan sonra adı söylenir söylenmez akla �bir kavanoz dolusu dışkı� gelecektir. Arkadan da bu kavanozu bir kadının (hem de, üstelik eşinin) başından aşağı boca edişi... Bütün meslek hayatı boyunca kadınların haklarına, onlarla ilgili kanun değişikliklerine, onlara yapılan haksızlık ve saldırılara öncelikli yer veren, haksızlıkların giderilmesi için mücadele eden biri olarak inanın bu kadar berbat ve insanlık dışı hakareti, saldırıyı (tecavüz ve cinayet dışında) hiç görmedim. Yıllarca beraber yaşadığı, �eşim� dediği bir kadına karşı bu ne nefret, ne ölçüsüz öfkedir ki hayvanlara bile yapılsa karşı çıkılması gereken, düşüncesi bile akla gelmeyecek bir aşağılamayı eyleme dönüştürebilmiş. Aslına bakarsanız akli dengesi yerinde olan, en azından kendine saygısı olan birinin yapabileceği bir şey değil... Ama hakimler, avukatlar bilirler (biz de kadın hakları savunucusu avukatlardan duyarız), bu kadarı olmasa bile benzer saygısızlıkları çeken kadınlar var Türkiye�de... Sebebi bence yine �hak ettikleri yaptırım�ın ne toplum, ne de hukuk tarafından uygulanmamasıdır. Şimdi kadın kuruluşları, kadın yazarlar bu olaya tepki gösteriyor, Nişanyan�a çalıştığı gazetede yazı yazdırılmamasını istiyorlar ama bu istek gazete tarafından �iki kişi arasındaki kavga işine engel değildir� diye reddediliyor. Oysa ne kavgası?? Bu normal bir kavga değil, yazma iddiasındaki kişinin �kişilik bozukluğunu� gösteren, kendisi ve yazıları dışında gazetesinin ve hatta yazarlığın kalitesini düşürecek nitelikte bir �olay�dır. Sadece çalıştığı gazete tarafından değil, hakimler tarafından da ciddiye alınması ve hak ettiği şekilde cezalandırılması gereken önemde bir �olay�dır. Son zamanlarda genç kızlara, kadınlara �hakaret, tecavüz, cinayet� olaylarına gereken cezaların verilmeye başlanması adalete karşı kaybolan güveni de yeniden yeşertmeye başladı. Bu dehşet verici eyleme ne ceza verileceğini merakla bekliyoruz. Eşinin kafasından dışkı döken birinin �cumhuriyeti, devrimleri� filan ağzına alması ve hatta kitap yazmaya kalkması ise Türkiye�de herkesin kendini her şey zannetmesi trajikomikliğinin en belirgin göstergesidir. İnsan gülsün mü, ağlasın mı kestiremiyor.
*****
�İrtica korkusu� mu, �tehlikesi� mi?
Uzun süredir yazılan, söylenen ama son haftalarda daha net şekilde ön plana çıkarılan iddia; Türkiye�de durup dururken bir rejim tehlikesi ve irtica korkusunun yaratıldığı... AKP�ye açılan kapatma davasının ve türbanla ilgili anayasa değişikliğine iptal kararının da bu korku temelinden ortaya çıktığı... Yani aslında ortada endişe yaratacak hiçbir neden, hiçbir gelişme yokken topluma �halüsinasyon gören kesimler, kurumlar tarafından� yersiz bir korkunun enjekte edildiği öne sürülüyor. Bununla birlikte iktidara çok yakın yazarlar arasında bile; �AKP laikliğin özenle korunmasının önemine inanan vatandaşları tedirgin edici polemikler üretti, rejim konusunda güvence veremedi� diyenlerin sayısı az değil. Bu Pazar Her Açıdan�ın sezon finalinde haftanın önemli gündem konuları, açıklama ve gelişmeleriyle birlikte �Türkiye�de irtica tehdidi, laik rejime karşı siyasi İslâm (yani İslâm devleti politikası) korkuları gerçeklere mi, kuruntulara mı dayanıyor� sorusunu tartışacağız... Cumhuriyet�in ve kazanımlarının tehlikede olduğu duygusu nasıl ve ne zaman ortaya çıktı, �laik-dindar� gibi anlamsız bir bölünme noktasına nasıl gelindi? Türkiye dışındaki laik ve Müslüman çoğunluklu ülkelerde bu yıl ne gelişmeler oldu? Milliyetçi Hareket Partisi uzun süre destek verdiği iktidar partisine şimdi neden karşı? Türk toplumu Atatürk devrimleriyle gerçekten travma yaşadı mı? Fethullah Gülen�in Türkiye siyasetindeki rolünü ve son açıklamalarını siyaset bilimciler nasıl değerlendiriyor? Kapatma davasının sonucu Türkiye�nin AB sürecini etkileyebilir mi? 2008 yazında ne gibi gelişmeler olacak? Bunlar ve daha birçok sorunun cevabını bulacağınız programın konukları: MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, Eski Devlet Bakanı, Yeditepe Üniversitesi �Cumhuriyet ve Atatürk Devrimleri Tarihi� Öğretim üyesi, hukukçu Önay Alpago, Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim üyesi Prof. Dr. Nurşen Mazıcı, Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Çarkoğlu olacak. �Avrupa ülkelerinde anayasa hukuku� uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ekrem Ali Akartürk ise programa telefonla katılacak. 2007 Ekim ayında başladığımız sezonun son Her Açıdan�ı 29 Haziran Pazar günü, öğlen 12.30�da STAR�da. Gerçekleri duymak isteyenleri bekliyoruz.