Geçenlerde bir okurum Türkiye’de pek tanınmış bir hoca efendinin türbanlı ve türbansız olanları “perdeli ve perdesiz ev”e benzettiğini yazmıştı.
Perdeli olanın gizliliği var, “özeli”ni koruyor, diğeri ise açıkta (sözüm ona), isteyen bakabilir, hakkıdır. Bu çirkin mesajları alan sapıklar, caniler tabii bu mesajları da alınca yalnız bakmakla kalmıyor, saldırma hakkının da olduğunu sanıyor.
Mısır’da ise “türban lolipop gibidir, kağıdı açarsan sinekler üşüşür” benzetmeli bir türban kampanyası yapılmış. Bizde de dev sokak panolarıyla “giyinmek güzeldir” temalı bir türban reklamı yapılmıştı, onu hatırladım.
İşte hep vurguladığımız, önce “isteyen taksın, devlette de okulda da taksın”la başlayan hareket sonra aile ve çevreyle de sınırlı kalmıyor, devlette de, her alanda da bu baskılara dönüşüyor.
Türbansızsan çıplaksın veya “sinekler üşüşür” ...
İki koca yalan... Türban takmadığı halde ölçülü giyime dikkat eden, aklı başında hiçbir kadın çıplak değildir, bu bir... Sadece saçı kapatmak kadını daha korumalı yapmaz (artık saç dışında tesettür çok değişti, giyimler hemen hemen aynı... Ama hele bir gelişme sağlansın ona da izin kalmaz merak etmeyin.)
Sineklere gelince... Artık bu medeni dünyada onlara Sheltox, Detan kullanmak, haddini bilmeyen sineği (sıradan sinekten farklı olarak kullanabileceği bir beyin olduğuna göre) ağır şekilde cezalandırmak, onlara “kendi sineğine bakmayı, başka sineklere saygılı olmayı, her yere konamayacağını” öğretmek dururken neden konacağı yerleri terbiye etmeye çalışıyorlar ki?
“Erkekleri durduramazsınız”mış, hem de öyle bir durdurursunuz ki... Yeter artık kadınları aptal yerine koyup aldattıkları!