FUTBOL kültürüm neredeyse sıfırdır; bunu noksanlık olarak itiraf ediyorum. Soranlara Fenerbahçeli olduğunu söylerim, bir de milli maçları heyecanla izlerim; hepsi bu.
Bu bilgisizliğim ve ilgisizliğim yüzünden, Hasan Doğan’ın Futbol Federasyonu’ndaki başarıları dikkatimi çekmemişti. Hırvatistan ve Almanya maçlarında, Milli Takımımız her gol attığında sevinçten eşi Aysel Hanım’la ayağa fırlayıp kucaklaşmaları herkes gibi benim de dikkatimi ve sevgimi çekti. Eşi Aysel Hanım türbanlı. Karı koca bayrak sallıyorlar, slogan atıyorlar, kucaklaşıyorlar; milyonların gözü önünde... Özgürce, içlerinden geldiği gibi... Ertesi gün ‘laik’ yazarlar da Hasan Doğan’ın ve türbanlı eşinin bu heyecanını, bu doğallığını öven yazılar yazdı. Özgürlük ve başarı Bilenlere, futboldan anlayanlara Hasan Doğan’ı sordum. Özetle şunları söylediler: Evvela, Hasan Doğan Federasyon’da herkese adil davranmış, güvenilir bir başkan olmuş. Federasyon’daki huzursuzlukları, tartışmaları bu sayede gidermiş. “Eşi türbanlı” bir yöneticinin herkese adil davranarak herkesin güvenini kazanması! Bunu çok önemli buluyorum. Bir yandan futbol camiasında farklı hayat tarzlarına sahip olanlar Doğan’a karşı ‘eşi türbanlı’ diye dışlayıcı bir tavra girmemişler... Öbür yandan, Hasan Doğan herkesin güvenini kazanacak şekilde davranmayı, iyi yönetici olmayı başarmış. Eşi tesettürlü, kendisi iyi yönetici, kızı dilediği giyimi tercih etmede özgür! Tercihleri özgürlük alanı olarak görmek, yönetimde ise “iş”e öncelik vermek, “başarı” odaklı çalışmak... Hasan Doğan’ın sergilediği bu örnek, siyasette de çatışan iki taraf için derslerle doludur. l İkincisi, Hasan Doğan ‘iyi yönetici’ olarak liyakati takdir etmiş, Fatih Terim’i desteklemiş, son imzası da zaten Fatih Terim’in süresini uzatmak olmuştu. Federasyon’u “iş” mantığıyla’ yöneten merhum Hasan Doğan sponsorluk gelirlerini yüzde 200 civarında artırmış. ‘Dışa açık’ bir yönetici olarak “UEFA kriterleri”ne gereken önemi vermiş, futbol okulları için altyapıyı süratle hazırlamış... Gururumuz olan Milli Takım’daki çocuklarımızın moralini elbette olumlu etkilemişti bütün bu ‘iyi yönetim’ uygulamaları... Lider tipli yönetici Bodrum’da Fatih Terim ve Milli Takım oyuncularına akşam yemeği hazırlamış, yemeğin verileceği oteli Türk bayrakları ve kırmızı beyaz tüllerle donatmıştı. Sıcak kişiliğini ve heyecanlarını yansıtan son çalışması bu oldu! Hasan Doğan’la maalesef tanışmamıştım. Onunla tanışmasam da başarılarından ve örnek kişiliğinden dolayı ona saygı duyan milyonlardan biriyim. Cenaze törenindeki muazzam kalabalık kaç faniye nasip olur ki? Bu tip insanlara her alanda ihtiyacımız var. Sonuçsuz soyut kavgalarla değil, herkesin özgürlüğüne saygı gösterip kimsenin nasırına basmadan, “iş” kafasıyla çalışan, ekibine liderlik eden ‘iyi yönetici’ tipi... Uzakdoğu’nun kalkınma sırrı! Çağımızda artık şirketlerde de bu anlamda ‘liderlik’ aranıyor, kurslar veriliyor. Doğan yüz kursa bedel mükemmel bir örnek vererek gitti! Onu sevenler “Evine hoş geldin” diye pankart yazmışlardı. Ben de “Ebediyete hoş geldin” diyorum, rahmet diliyorum. Bu makaleyi tavsiye et... Favori olarak ekle (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 21 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |