KEMAL Derviş’le yapacağım mülakata hazırlanırken, Birleşmiş Milletler bünyesindeki “Büyüme ve Kalkınma Komisyonu”nun raporunu okudum. Çok şaşırmasam da çok üzüldüm; başarılı ülkeler listesinde Türkiye’nin adı yoktu çünkü!
“Son otuz yılda”, evet son otuz yılda, “istikrarlı ve yüksek oranlı büyüme”yi başarmış 13 ülkenin listesi... Tabii Japonya var, Çin var, Güney Kore, Brezilya, Tayland, Hong Kong, Singapur ve Tayvan var. Müslüman ülkelerden Endonezya ve Malezya var. Umman da var ama petrol zengini ve küçük bir ülke olduğu için istisnai sayılabilir. Hindistan niye yok? Çünkü Hindistan’ın “istikrarlı ve yüksek oranlı ekonomik büyüme” başarısı son on yılın işidir. Türkiye niye yok?! Beynimizi çatlatırcasına düşünmemiz gereken soru budur.
Sorumlusu kim? Bu dev soruya önyargılarımızla acele cevaplar verilebilir: Ülkeyi elli yıldır yöneten sağ iktidarlar, denilebilir. Halkın ‘cahil’ olmasından, İslamın engelleyici rolünden bahsedenler de olabilir. Fakat o ülkeler de modernleşmeye başladıklarında halk onlarda da cahildi. İşte Müslüman Endonezya ve Malezya istikrarlı büyümeyi başarmış. Türkiye’yi 1950’lerden beri yöneten sağ iktidarların elbette sorumluluğu var. Ama 1950’den önce kalkınma rakamlarımız dünyayla mukayeseli olarak nasıldı? 1950’den sonra muhalefetteki akımların ekonomik görüşleri neydi? 13 ülkeyi kalkındıran piyasa ekonomisi, dışa açık büyüme, teknoloji gibi temel ekonomik yaklaşımları mı savunuyorlardı, yoksa ‘ilgisiz’ görüşleri mi? Demek istediğim şu: “Neden hızlı ve istikrarlı büyümeyi başaramadık?” gibi dev bir sorunun son derece karmaşık ve araştırmalar gerektiren cevaplarını zihnimizdeki hazır önyargılarla veremeyiz! Dahası, bizi araştırma yapmaktan uzaklaştırır, alıştığımız tutumları aynen devam ettirmemize sebep olur ve “kalkınma tavrı”nı yeterince geliştiremeyiz.
Öncelikler sorunu Benim görüşüm şu: Biz siyasi ve ideolojik ya da kültürel konuları öylesine önemsiyoruz ki, ekonomi gölgede kalıyor; “ekonomik akıl”dan ziyade siyasi çatışmalar bize yön veriyor! Eğitimde bile iş ve teknoloji zihniyeti yerine siyasi değerler aşılamayı önemsiyoruz. Klasik Osmanlı tarihinde de yüz elli yıllık modernleşme tarihimizde de büyük devlet adamları, kumandanlar, hukukçular ve sanatçılar vardır, peki iktisatçılarımız kimlerdi?! Siyasi kavga yapan Jön Türklerin iktisadi görüşleri neydi?! Değerli araştırmacı Tevfik Çavdar’a göre, 1933’te yayımlanan Ülkü dergisindeki iktisadi yazıların sayısı 49’da kalırken, dönemin politik önceliklerini yansıtan ‘dil ve tarih’ konularındaki yazıların sayısı 147 idi; ağır bir ekonomik kriz döneminde üstelik. Bizde sadece şimdi değil, hemen her dönemde siyasetin asli konusu ekonomik kalkınmaya ilişkin tartışmalardan çok, ideolojik ve kültürel çekişmeler olmuştur. Onun için eylemler, çatışmalar, darbeler bize on yıllar kaybettirdi. Türkiye “başarısız” değil ama başarısı “ortalama” düzeydedir; niye daha fazlasını başarmayalım? Artık gerilim noktalarımızı demokrasi yoluyla rahatlatarak ekonomiyi, ekonomik büyümenin gereklerini öncelikli olarak konuşan bir toplum olmalıyız. Tabii başta liderler... Sayın Kemal Derviş’e bu konuları da sordum; bugün saat 15.15’te CNN Türk’te izleyebilirsiniz.
Dünya Gazze'de BM okuluna saldırı İsrail, Gazze Şeridi'nin
içlerine doğru ilerliyor. Hamas direnişinin kalesi Gazze kenti
kuşatıldı, zırhlı... + Devamı
Milli TakımTERİM'LE 2012'YE KADAR!"İmparator"
başladığı işi bitirecek. Sözleşmesini 2012'ye uzatan Terim, 2010 Dünya
Kupası'nda Ay-Yıldızlı ekibimizin başında olacak. + Devamı
Ekonomi Türkiye'ye gaz akışı tamamen kesildi Rusya'nın Ukrayna'ya
verdiği gazı kesmesiyle başlayan kriz büyüyor. Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Türkiye'nin Ukrayna üzerinden aldığı Rus
gazının... + Devamı