TARHAN Erdem, Anayasa Mahkemesi’nin son iptal kararı konusunda çok önemli bir makale yazdı. Anayasa Mahkemesi anayasa değişiklikleri konusunda sadece şekil incelemesi yapabilir, madde 148. Halbuki Anayasa Mahkemesi son anayasa değişikliğini esastan inceleyerek iptal etti. Erdem’e göre, mahkeme üyeleri hem “148. maddeye aykırılığını bilerek”, hem kararlarının “toplumdaki kutuplaşmayı hızlandıracağını bilerek” bu kararı vermişlerdir!
Peki hem anayasa hükmüne aykırı hem toplumdaki kutuplaşmayı hızlandıran bu kararın dayanağı nedir? Sayın Erdem bu dayanağın “cumhuriyetin korunması görevi” olduğunu söylüyor. Bu görevin “Anayasa’ya uygunluk denetimi” gibi hukuki bir görev değil, “siyasi bir görev” olduğunu da belirtiyor. (Radikal, 9 Haziran 2008) Sayın Oktay Ekşi de bir yazısında, anayasa değişikliklerinin sadece şekil yönünden incelenmesinin bir anayasa hükmü olduğunu ama Yüce Mahkeme’nin “yasalardan değil, o mahkemeye hayat veren devletin temel felsefesinden” kaynaklanan bir görevle karar verdiğini yazdı. (Hürriyet, 8 Haziran 2008) Bunlar tamamen gerçekçi yorumlardır ve Türkiye’deki “yargı sorunu”nun önemli bir boyutunu tescil etmektedir. Koruma ve kollama Bu nasıl bir “cumhuriyeti koruma” veya “devletin temel felsefesi” anlayışıdır ki, cumhuriyetin Anayasa’sına aykırı davranabilir! Dahası, “toplumdaki kutuplaşmayı hızlandırmak”tan bile çekinmez! Askeri darbelerin de gerekçesi aynı değil miydi?! Darbelerin Türkiye Cumhuriyeti’ne yarar sağladığını kim söyleyebilir?! Bu nasıl “koruma kollama” anlayışıdır ki, uzun vadede cumhuriyetin çağın standartlarına ulaşma kapasitesine zarar veriyor?! Bize çok benzeyen Fransa da bu sorunları yaşamış, ordunun veya yargının eliyle geniş kitleleri demokratik katılımın dışına itmenin, adalete güveni sarsmanın çok acısını çekmiştir! Yüz yıllık çalkantıdan sonra Fransa şu iki ilkenin cumhuriyeti daha da güçlendireceği sonucuna varmıştır: - Rejimin sivilleşmesi, çoğulcu demokrasinin gelişmesi. - Yargının siyasi görüşler karşısında tamamen tarafsız hale gelmesi. Bugün Fransa’da istikrar ve özgürlükler, her kesimden Türk vatandaşını imrendirecek düzeydedir. (S. Hazareesingh, The Jacobin Legacy in Modern France, özellikle sf. 190-216) Amaç ve sonuç? Türkiye’de yargının “koruma kollama” görevini üstlenmiş olması, akademik hukuk literatüründe de önemli bir yer tutmaktadır. Yargı, hukuku hukuk bilimi ve evrensel normlardan çok, “devlet elitlerinin ideoloji”sine göre yorumluyor ve bu yüzden “tarafsız hakem” fonksiyonunu yapamıyor. Daha fenası, geniş kitlelerin adalete güvenini sarsarak ve sisteme katılımını frenleyerek toplumsal entegrasyona da zarar veriyor; amacı bu olmadığı halde... “Amaçlanmamış sonuçlar” insan tabiatının ve sosyal bilimlerin en önemli konularından biridir. Yargı artık rejimi koruma amacıyla yaptığı hataların doğurduğu zararlı sonuçlar hakkında bir vizyona ulaşmalıdır. Yargının devlet elitlerinin ideolojisinden yana “taraf” olması ve bunun doğurduğu sakıncalar konusunda Türkiye’de artık çok geniş bir bilimsel literatür vardır. Onlarca akademik kaynak zikredebilirim. Özet: Cumhuriyet, vatandaşların bir bölümünü kayırıp öbür bölümünü döverek değil, 70 milyonu kucaklayarak güçlenir.
Bu makaleyi tavsiye et... Favori olarak ekle (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 31 | Yazdır | E-posta
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |