|
Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu
Perinçek, Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk
ve eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu'nun
da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 86 sanıklı "Ergenekon" davasının
görülmesine bugün başlanıyor.
"Ergenekon" davasının görüleceği Silivi Ceza ve İnfaz Kurumları
Yerleşkesi'ne alınan basın mensupları, avukatlar ve sanık yakınları
2'si detaylı olmak üzere 3 arama noktasından geçerek adliye binasına
giriş yaptı.
Cezaevi nizamiyesinden girişte, jandarma
görevlileri içeriye girenlere dizüstü bilgisayar, cep telefonu gibi
elektronik cihazların alınmayacağı uyarısında bulundu. Daha sonra
detektörlerle çanta ve üst araması yapılan basın mensupları, avukatlar
ve sanık yakınları, ziyaretçilerin beklediği bölüme alındı.
Burada
"Ergenekon" davasının ilk duruşmasını izleyecek olanlar ile diğer başka
suçlardan tutuklu bulananlar ayrı noktalarda işlem yaptırdı. Burada
öncelikle başta Anadolu Ajansı olmak üzere 6 haber ajansı
muhabirlerinin kayıtları yapıldı.
Ajanslardan sadece 2'şer
muhabirin cezaevine girişine izin verilirken, jandarmanın elinde
bulunan bilgiler doğrultusunda duruşmayı izleyecek ve salonun dışında
bekleyecek muhabirlere iki ayrı kart verildi.
Buradaki kayıt
işlemi sırasında basın mensuplarının cep telefonları,kayıt cihazları
teslim alındı. Kayıt işleminin ardından X-Ray cihazlarından çantalar
geçirildi.
Basın mensupları, üzerlerinde cihazın sinyal
vereceği herhangi bir eşya olmamasıkonusunda uyarılarak detaylı bir
arama sonrası güvenlik kapısından geçişleri sağlandı. Bu işlemler,
avukatlar ve sanık yakınları için de ayrı ayrı gerçekleştirildi.
Bu
arada, davanın tutuklu sanıklarından İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı
Doğu Perinçek'in eşi Şule Perinçek de davayı izlemek için yerleşkeye
girdi.
Perinçek, basın mensuplarının soruları üzerine "Siyasi
bir davaya giriyorum. Ne göreceğimizi bilmiyoruz daha... Girdikten
sonra netleşir" dedi.
İşçi Partili "Türkiye Gençlik Birliği" ve
"Biz Kaç Kişiyiz Derneği"ne üye gruplar cezaevi çevresinde davayı
protesto ediyor. Ellerinde Türk bayrağı ve Atatürk posterleri bulunan
gruplar, davayı protesto eden sloganlar atıyor.
Bu arada,
yerleşke karşısında ellerinde "Atam izindeyiz" yazılı kaşkol ve şapka
ile Türk bayrağı ve su satan seyyar satıcılar bulunması dikkat çekti.
Alemdaroğlu
Davanın
tutuksuz sanıklarından eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof.
Dr. Kemal Yalçın Alemdaroğlu, "Anayasaya, yasalara ve yüksek yargı
organlarının kararlarına uygun uygulamalar yaptık. Rektörlük dönemimde
yaptığım budur. Bundan ötürü suçlanıyorsam, ülke yöneticileri bunu
düşünsün" dedi.
Yerleşkeye gelişinde fotoğraf ve görüntü almak
isteyen basın mensupları arasında izdiham yaşanması üzerine
Alemdaroğlu, "Bana gösterilen bu ilgi, dünya savaşı katiliyim gibi
görünüyor. Öyle miyim yoksa?" diye konuştu.
Alemdaroğlu, "dünya
tarihinde ilk defa böyle bir komedinin yaşandığını" ileri sürerek,
yapacağı savunmanın 800 sayfa olduğunu belirtti.
Duruşmaya 280 kişi alınacak
Toplam
280 kişinin alınacağı duruşma salonunda mahkeme heyeti, savcılar,
avukatlar ve sanıklara 200, basın mensupları ve izleyicilere de 80
kişilik yer ayrıldı.
Duruşmada dinlenilecek "gizli tanıklar",
salon bitişiğinde oluşturulan ve ses ile görüntülü kayıt sistemi de
kurulan bir bölümde, kendisini sorgulayacak hakim ile bulunacak.
Salondaki
diğer kişilerce tanınmaması için görüntüsü mozaiklenerek, seside
değiştirilerek salona aktarılacak tanığa, mahkeme heyeti ve avukatlar
da doğrudan soru yöneltebilecek.
İlk duruşma
Duruşma
görüntülerinin, salon yakınına kurulan bir LCD ekrandan basın
mensupları ve izleyicilere canlı olarak aktarılacak davanın ilk
oturumunda, 2455 sayfadan oluşan iddianame ya da bu iddianame yerine
geçen belgeler okunacak.
Toplam 86 sanığın yargılanacağı davanın
ilk oturumu, sanıkların ifadeleri bitene kadar her gün yapılacak.
Kimlik tespitlerinin ardından ilk olarak tutuklular olmak üzere
sanıkların ifadesi alınacak duruşmalarda, sanık sayısının çokluğu
nedeniyle mağdurlar ve tanıklar daha sonra dinlenilecek.
Salona kurulan sistem sayesinde ses ve görüntü kaydı yapılacak olan duruşmada yaşananlar, daha sonra kağıda dökülecek.
Basın mensuplarının durumu
Davaya
bakacak mahkemenin, duruşmalarla ilgili 3 sayfalık talimat yazısına
göre, basın mensupları için 30 kişilik yer ayrılan duruşma salonunda
Anadolu Ajansı başta olmak üzere 6 haber ajansı duruşma süresince tüm
gün boyunca birer muhabir bulundurabilecek.
Diğer basın
kuruluşları temsilcilerinin de dönüşümlü olarak duruşma salonu ya da
koridordaki ekrandan takip edebileceği duruşmayı izlemek içinbölgeye
gelecek canlı yayın araçları, adliyenin bulunduğu cezaevi yerleşkesi
girişindeki otoparka kadar alınacak.
Kendilerine verilen tanıtım
kartları ile duruşma salonuna girecek basın mensupları, iki ayrı arama
noktasından geçtikten sonra duruşma salonuna alınacak.
İddianameden...
İstanbul
Cumhuriyet Savcıları Zekeriya Öz, Nihat Taşkın ve Mehmet Ali
Pekgüzel'in hazırladığı 450 klasörden oluşan 2455 sayfalık iddianamede,
Danıştay 2. Dairesi üyesi Mustafa Yücel Özbilgin "maktul", Özbilgin
dışında dönemin daire başkanı, şimdiki Danıştay Başkanı Mustafa Birden,
üyeler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet
Çobanoğlu da "mağdurlar" olarak sıralanıyor.
"İhbar eden" olarak
da Şevki Yiğit'in adı geçen iddianamede, soruşturmanın 12 Haziran
2007'de Trabzon İl Jandarma Komutanlığı'nın 156 hattını gizli numaradan
arayarak, isim ve kimliğini belirtmeyen bir kişinin telefon ihbarıyla
başladığı, ihbardan yola çıkılarak Ümraniye'de bir gecekonduda 27
adetel bombası ele geçirildiği ve bazı kişilerin yakalandığı
belirtiliyor.
Bu kişilerden bazılarının, başta Cumhuriyet
gazetesine el bombasıatılması ve Danıştay saldırısı olarak bilinen
eylemler olmak üzere, daha önce meydana gelen bazı adli olay ve olay
failleriyle bağlantılarının kurulması üzerine soruşturmanın
genişletildiği ifade edilen iddianamede, soruşturmada, daha önce bir
ceza davasına konu olmamış "Ergenekon" isimli terör örgütüne ulaşıldığı
kaydediliyor.
"Derin devlet"
İddianamede, "Türk
tarihine ait önemli bir kavram ve bilinen Türk destanının da adı olan
Ergenekon ile terör örgütü kelimelerinin iddianamede yanyana
getirilmesinin savcılığın tercihi olmadığı" vurgulanarak, ele geçen
'İstanbul 29 Ekim 1999 Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma, Yönetim ve
Geliştirme Projesi" isimli dokümandan ve soruşturma evrakı genelinden
'Ergenekon' terör örgütünün bu dokümanın yazım tarihi olan 1999'dan da
öncesine dayanan, gizli örgütlü faaliyet içerisinde bulunduğunun,
yönetici ve üyelerinin örgütü 'derin devlet' kabul edip dışa karşı da
bu şekilde gösterdiklerinin anlaşıldığı ifade ediliyor.
Tuncay
Güney'den ele geçirilen belgelere yer verilen
iddianamede,gerçekleştirdiği eylemlere rağmen, örgütün deşifre
edilmesinin daima engellendiği anlatılarak, Susurluk'taki trafik
kazasının, örgütün kapılarını kısmen de olsa araladığı belirtiliyor.
İddianamede,
"Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak derecede
eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek,
nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak
hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip,
hukukdışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit
edilmiştir" deniliyor.
Devletin resmi kurumlarından alınan
cevaplara göre yapılan değerlendirmede de "kendilerini 'derin devlet'
olarak niteleyen 'Ergenekon' yapılanmasının, devletin hiçbir resmi
kurumuyla irtibat ve alakasının bulunmadığı dile getiriliyor.
Örgütün yapısı
İddianamede,
sanıklar Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk,
emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu
Perinçek, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, eski İstanbul Üniversitesi
(İÜ) Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu ve Kuvayı Milliye Derneği Başkanı
emekli Kurmay Albay Fikri Karadağ'ın "örgütün üst düzey sorumluları ve
yöneticileri" oldukları belirtiliyor.
Ele geçirilen dokümandan
örgütün, "Ergenekon Başkanlığı"na bağlı yurtiçi ve yurt dışı olmak
üzere yapılandığı anlatılan iddianamede, dokümandan örgütünün yurt içi
yapılanmasının "askeri yapılanma", "devlet kurumlarında yapılanma",
"sivil yapılanma", "mafya yapılanması" ve "terör örgütü yapılanması"
şeklinde beş ana bölümden oluştuğu, kurulan sivil toplum örgütlerindeki
kişilere darbeden sonra çeşitli makam ve mevkiler vadedildiği
kaydediliyor.
İddianamede, örgüt üyelerinin Ulusal Kanal,
Cumhuriyet gazetesi, Aydınlık Dergisi ve bağlı birleşik kuruluşlar ile
diğer medya organları içerisinesızdırıldığı, mafyanın örgüt tarafından
yönetilip kontrol altına alınması ve yurtdışındaki mafya örgütleriyle
de entegrasyonunun sağlanmasının benimsendiği ifade ediliyor.
İddianamede,
bu doğrultuda mevcut yapılanma içinde yer alan Sami Hoştan, Sedat
Peker, Semih Tufan Gülaltay ve Osman Yıldırım gibi kişiler vasıtasıyla
örgüte gelir temin edildiği anlatılarak, örgütün yurt dışı yapılanması
konusunda örgüt dokümanında açık hükümler bulunduğu, sanıklar Veli
Küçük, Sevgi Erenerol, Kemal Kerinçsiz, Kemal Yalçın Alemdaroğlu, Doğu
Perinçek, Sedat Peker, Sami Hoştan ve Ferit İlsever'in yurt dışında
örgütsel süreklilik arz edecek şekilde toplantılara katıldıklarının
tespit edildiği ifade ediliyor.
TSK'yı darbeye teşvik
İlhanSelçuk'un,
"Ergenekon" üst yapılanmasında yer alan "Teori Tasarımı ve Planlama
Dairesi Başkanlığı"na bağlı sivil bölümün başında olduğu, bu bölümü
yönettiği ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) darbeye teşvik
ettiğibelirtilen iddianamede, Kemal Alemdaroğlu'nun da Selçuk'un
yardımcılığını yaptığı, aynı zamanda örgütün üniversite yapılanması
içerisinde görev aldığı kaydediliyor.
İddianamede, aynı bölümde
faaliyet gösteren ve Selçuk ile örgütsel faaliyetleri yürüttüğü
anlatılan Perinçek'in de bunun yanında askeri yapılanma ile de
irtibatlı bulunduğunun anlaşıldığı bildiriliyor.
"Ergenekon" ve
lobi dokümanında ayrıca "köprü personelden" bahsedildiği anlatılan
iddianamede, "Delillerden, Ergenekon gizli yapılanmasıile sivil
unsurları oluşturan lobi yapılanması arasındaki ilişkiyi 'köprü
personel' olarak şüpheliler Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'in sağladığı
anlaşılmıştır" ifadelerine yer veriliyor.
Küçük'ün, örgütün deşifre edilen tüm sivil uzantılarıyla ilişkili olduğu vurgulanan iddianamede, şunlar kaydediliyor:
"Küçük'ün
zaman zaman örgütün karargahı konumunda olan Türk Ortodoks Kilisesi'nde
açık ve gizli toplantılar düzenlediği, örgütün gerçekleştirdiğibirçok
toplumsal gösteri ve basın açıklamalarına katıldığı, alınan gizli tanık
beyanlarından yakın tarihimizde ülkemizde ciddi kaos ve gerginlik
oluşmasına neden olan birçok faili meçhul olayların planlayıcısı ve
azmettiricisi olduğu, tüm bu eylem ve faaliyetlerini, etrafındaki mafya
gruplarına ya da suikasttimlerine yaptırdığı, bu ilişkilerini de halen
sürdürdüğü anlaşılmaktadır."
Muzaffer Tekin
İddianamede,
Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olayını bizzat emekli Yüzbaşı
Muzaffer Tekin'in yaptırdığı ifade edilerek, dosyadaki tüm delillere
birlikte bakıldığında, Tekin'in bu eylem kararı ve talimatlarını tek
başına verebilmesinin mümkün olmadığı, diğer ilişkilerine bakıldığında
Ergenekon terör örgütünün gizli yapılanması içerisinden gelen emir ve
talimatları uyguladığının anlaşıldığı belirtiliyor.
İddianamede,
"Ergenekon" örgütünün, terör örgütlerinin yok edilmesini değil, kontrol
altına alınıp örgüt adına kullanılmasını benimsediği savunuluyor.
"Bu
konuda Veli Küçük ve Ümit Oğuztan'tan çıkan 'Panzehir' isimli
dokümanda, PKK'nın tamamen tasfiye edilmesi yerine, Abdullah Öcalan ile
işbirliği yapılıp bizzat Ergenekon terör örgütü içerisinde bulunan
kendilerince genç subay olarak tabir ettikleri, muhtemelen örgüt adına
çeşitli askeri kurumlara sızmış örgüt üyelerinin PKK'nın üst düzey
yönetici kadrolarının yerlerine getirilmesinin öngörüldüğü ifade edilen
iddianamede, dosyadaki delillerden Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve
Hayati Özcan'ın PKK kamplarında terör örgütünün elebaşı Abdullah
Öcalan'la birçok fotoğrafının bulunduğuna işaret ediliyor.
Sanıkların
DHKP/C ve Hizbullah terör örgütleriyle doğrudan bağlantılarının
bulunduğu kaydedilen iddianamede, delillerin incelemelerinde, tüm
şüphelilerin Ergenekon yapılanması altında değişik isim ve
faaliyetlerle belirtilen kurum, dernek ve platformlar ile medya
kuruluşlarında örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu kaydediliyor.
Ele geçen malzemeler
Emniyet
Genel Müdürlüğünden (EGM) 5 Haziran 2008'de "Ergenekon" yapılanması ile
ilgili gelen yazıya da yer verilen iddianamede, yazıda,soruşturmada 39
el bombası, 2 içi boşaltılmış el bombası, 11 kilogram C-3 patlayıcı,
1160 gram tahrip kalıbı, 1 gaz bombası, 10 fünye, 5 işaret fişeği, 3sis
bombası, 21 TNT kalıbı, 1 yangın bombası, 84 kapsül, 24 ateşleme
çakmağı, 50infilak fitili, 35 çeşitli boylarda infilak fitili, 1 eğitim
bombası, 2 demirçubuk içerisinde patlayıcı, 18 gram Emolite marka
patlayıcı, 13 santimetreuzunluğunda infilak kapsülü için irtibatlık
fitil, 3 Golden ibareli plastik tüpiçerisinde hidrolik asit, 3 uzun
namlulu tüfek, 2 av tüfeği, 2 havalı tüfek, 21tabanca, 3 kuru sıkı
tabanca, 34 şarjör, bin 74 dolu fişek, 73 av fişeği, 1susturucu, 2 içi
boşaltılmış havan mermisi, 9 içi boşaltılmış uçak savar mermisi,1
kasatura, saniyeli fitil, çok sayıda demir bilye, bomba yapımında
kullanılan malzemeler, telsiz, kasatura ve bıçak ele geçirildiğinin
kaydedildiği bildiriliyor.
İddianamede, EGM'ce "Ergenekon
yapılanmasının 3713 Sayılı Kanun'da belirtilen özelliklere sahip bir
terör örgütü olduğu belirtilmiştir" denilerek,"yapılanmanın açıkça
terör örgütü olduğu" vurgulanıyor.
Suikast planları
Örgütün
gerçekleştirmeyi planladığı eylemlere de değinilen iddianamede, İP
Genel Merkezi'ndeki aramada çok sayıda CD bulunduğu, bunlardan birinde,
Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde emekli Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın İzmir ve Balıkesir'de yapacağı ziyaretler
sırasındaki koruma planının yer aldığının anlaşıldığı kaydediliyor.
İddianamede,
bu konunun sorulduğu Doğu Perinçek'in şüpheli cevapları, aynı yerden
ele geçirilen Yargıtay krokileri ve İzmir NATO Karargahı krokileriyle
birlikte değerlendirildiğinde, Orgeneral Büyükanıt'a yönelik kötü
amaçlı eylem veplanlar yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü
belirtiliyor.
Ayrıca, şüpheliler arasındaki telefon
görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, örgütün Kuvayı Milliye
Derneği'ndeki yapılanmasının, Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk,
Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel'in öldürülmesi konusunda plan
yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi
niteliğinde bulunacağı anlatılıyor.
Cumhuriyet gazetesinin
bombalanması ve Danıştay olayı faillerinin aynı şahıslar olduğunun
anlaşıldığı ifade edilen iddianamede, sanıkların işlediği öne sürülen
suçlara yer veriliyor. Devlete ait çok gizli belgelerin ele geçmesi ile
suikast planlarına yerverilen iddianamede, Ankara'da bulunan Kuvva-i
Milliye Derneğinin Genel Merkezi'ndeki aramada elde edilen şüpheli
Bekir Öztürk'e ait dizüstü bilgisayarda kayıtlı dosyada, Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan veya AK Parti'den herhangi birinin Cumhurbaşkanı olması
durumundaki simülasyona ulaşıldığı anlatılıyor.
Bu simülasyona
göre, şok suikastlar olarak Fener Rum Patriği Bartholomeos'un, Türkiye
Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan'ın ve iş adamı İshak Alaton'un
öldürülmesi konularını içeren Fuat Ermiş Sesar imzalı belgenin
bulunduğu, bununda son zamanlarda meydana gelen farklı dinlere mensup
kişilerin öldürülmesi olayları ile doğrudan irtibatlı ve hedef
gösterici yazı olması sebebiyle, yazıyıhazırlayan şahısların tespit
edildiği belirtiliyor.
Örgütün eylemleri
İddianamede, "Ergenekon terör örgütü"nün gerçekleştirdiği belirtilen eylemler şöyle sıralanıyor:
-Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ıskata teşebbüs,
-Darbe ortamı hazırlamak amacıyla halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne karşı silahlı isyana tahrik,
-Mayıs 2006'da Şişli'de bulunan Cumhuriyet gazetesi merkezine el bombası atılması,
-10 Mayıs 2006'da Şişli'deki Cumhuriyet gazetesine el bombası ile ikinci saldırının gerçekleştirilmesi,
-11 Mayıs 2006'da Cumhuriyet gazetesine el bombası atılmak suretiyle üçüncü saldırının gerçekleştirilmesi,
-17
Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesi'ne yönelik gerçekleştirilensilahlı
saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürülmesi ve
2 üyenin yaralanması,
-13 Haziran 2007 günü İstanbul-Ümraniye ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 27 adet el bombası ele geçirilmesi,
-25
Haziran 2007'de Eskişehir'de emekli Yüzbaşı Fikret Emek'ten 12 adet el
bombası, 2 adet uzun namlulu silah, 11 kilogram C3 patlayıcı madde,
11kilogram TNT patlayıcı madde, 2 adet ruhsatsız silah ve bol miktarda
dokümanın ele geçirilmesi,
-Devlete ait gizli bilgi ve belgelerin ele geçirilip amacı dışında kullanılması,
-Kişilerin
siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine,hukuka aykırı
olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına veya sendikal
bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetme eylemleri,
-Silahlanma, ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma eylemleri.
Örgütün geliri
"Ergenekon"
terör örgütünün "silahlı bir örgüt" olduğu ifade edilen iddianamenin
"Örgütlenme Eylem ve Faaliyet Alanları" başlıklı bölümünde, örgüte
gelir getirici illegal faaliyetler, "mafyanın kontrol altına
alınması,uyuşturucu ticaretinin kontrol altına alınması, kamu ve hazine
arazilerinin illegal olarak satılması, bankalardan hackerler yoluyla
para çalma, kimyasal silah üretim ve ticareti, hava kargo ticareti
(kara para aklamak için), dini içerikli naylon vakıflar kurulması,
naylon şirketler kurulması, insan kaçakçılığı ticareti ve sivil toplum
kuruluşlan vasıtasıyla yardım toplama" olarak sıralanıyor.
Sonuç: Örgüt hükğmetleri devirmeye elverişli
İddianamenin
sonuç bölümünde, dosyadaki tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu
"Ergenekon terör örgütü"nün birçok alanda örgütlenmesini tamamladığı
belirtiliyor.
Bu örgütün amacına ulaşabilmek için Danıştay
saldırısı benzeri birçok suikastı da planladıklarının, ele geçirilen
belgeler, iletişim tespit tutanakları, bir kısım şüpheli ve tanık
beyanlarından anlaşıldığı kaydedilen iddianamede, şöyle deniliyor:
"Ergenekon
terör örgütünün bu tür eylemler için sabıkalı ve suça meyilli insanları
Kuvayı Milliye Derneklerine üye yaptırdığı, bu tür insanları
derneklerde toplayıp çeşitli rütbeler ve sözde askeri görevler verdiği,
basın yayın kuruluşlarını, mafyayı ve terör örgütlerini kontrol altına
almaya çalıştığı belirlenmiştir.
Sivil toplum kuruluşların üst
düzey yönetimlerinde örgütlenerek bu kuruluşları amaçları doğrultusunda
sevk ve idare etmeleri, medya, mafya ve terör örgütleri üzerindeki
etkileri dikkate alındığında, anılan örgütün her yönüylehükümetleri
devirip yönetimi ele geçirmeye elverişli olanaklara sahip oldukları
anlaşılmıştır."
Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi
İddianamede,
tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün, "kişiyi yerine getirdiği
kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye azmettirmek" ve"cebir ve
şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya
veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs
etmek" suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapsi isteniyor.
"Kişiyi
yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmeye
teşebbüse azmettirmek" suçundan 4 mağdur için ayrı ayrı
cezalandırılması istenen Küçük'ün bu suça ilişkin toplam 52 ile 80 yıl
arasında hapsi öngörülüyor.
Küçük'ün diğer suçlamalarla ilgili
olarak da 194 ile 435 yıl arasında hapsi talep edilen iddianamede,
tutuklu sanık Doğu Perinçek'in de "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye
Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veyagörevlerini yapmasını
kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçundan
ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.
Perinçek'in
TCK'nın 220. maddesinde yer alan "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail
olarakcezalandırılır" hükmü uyarınca "Kişiyi yerine getirdiği kamu
görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek" suçundan da ağırlaştırılmış
müebbet hapsi istenen iddianamede, Perinçek'in diğer suçlamalara
ilişkin de 192 ile 417 yıl arasında hapse çarptırılması talep ediliyor.
İddianamede,
Küçük ile Perinçek'e ilişkin sevk maddeleri arasında Kültürve Tabiat
Varlıkları Koruma Kanunu'nun 73. maddesi ile Telsiz Kanunu'nun 32.ma
ddesinin de bulunması dikkat çekiyor.
İlhan Selçuk ve diğerleri
Diğer
sanıklardan tutuksuz yargılanan Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz sahibive
başyazarı İlhan Selçuk ile tutuklu sanık Kuvayı Milliye Derneği Başkanı
emekli Kurmay Albay Mehmet Fikri Karadağ'ın da "cebir ve şiddet
kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya
görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek"
suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor.
İddianamede,
Selçuk ve Karadağ ile tutuksuz sanık eski İÜ Rektörü Kemal Yalçın
Alemdaroğlu ve tutuklu Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi
Erenerol'un da TCK'nın 220. maddesinde yer alan "örgüt yöneticileri,
örgütünf aaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca
fail olarak cezalandırılır" hükmü uyarınca "kişiyi yerine getirdiği
kamu görevinden dolayı tasarlayarak öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış
müebbet hapsi isteniyor.
Tutuklu sanık emekli Yüzbaşı Muzaffer
Tekin'in "kişiyi yerine getirdiği kamu görevinden dolayı tasarlayarak
öldürmeye azmettirmek" ve "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye
Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını
kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçlarından 2 kez
ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen iddianamede, bu sanıkların diğer
suçlamalara ilişkin olarak da 217 ile 500 yıl arasında değişen hapis
cezalarına çarptırılmaları talebinde bulunuluyor.
İddianamede,
yine tutuklu olan avukat Kemal Kerinçsiz'in de aralarında bulunduğu
diğer 79 sanığın ise değişik suçlamalardan 1 ile 74 yıl arasındadeğişen
hapsi isteniyor.
Bir kısım şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya
yer olmadığına karar verildiği belirtilen iddianamenin sonunda, bir
kısım şüpheliler hakkındaki evrakın da ayrıldığı belirtiliyor.
Bu kategoride yeni haberler:
Bu makaleyi tavsiye et... |