"ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ"
Tahsin Ataizi

Tahsin Ataizi

Tahsin Ataizi

"ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ"

10 Mayıs 2019 - 11:15

“Ağlarsa Anam Ağlar, gerisi…” klasik ifade ile kaleme aldığım bu yazımda;

Bir şehidimizin evladı, şimdi hepimizin evlatları olan şehit çocuklarımızın duygularını şiir olarak yansıtan silah arkadaşım Albay Ömer ERBIYIK’ın Şehitlik ziyaretinde içindeki hislerini dışarıya vuran tezahürleriyle yine bizleri gözyaşlarına boğdu…

Dökülen bu gözyaşları, duygudan yoksun, adeta RUHSUZ tabir edeceğim, olayları canlandıramayan, anlamayan, yaşamayan, RUHSUZLARIN gönüllerini sulasın da, azcık yandırsın diye! Ben de bu satırlarımda serzenişte bulundum.

Ömer ERBIYIK Albayımız; Bir şehidimizin çocuğunun kabristanında dua ederken, izlenimlerinde kaleme aldığı şiiri!

“ Ağlarsa Anam Ağlar: Gerisi mi?” Hiç sormayın! Mutlaka yalan olmasa da; bir yerden düşenin, kaybolan kaybedilen CAN, CANLAR ve onların yakınları ile Gazete-Radyo TV vs. medyada bazen 1–2 cümle, satırla geçiştirilen, sahifelerde haberleri küçük bir sütuna sığdırılan, Koca CAN ve CANLAR okuyan, izleyen, öğrenenler arasındaki FARK: “ Ağalarsa Anam Ağlar, Değil mi sizce?”

Bu farkı, empati yapan/ yapması gereken hiç kimseye nasip ve başa getirmesin bu elem dolu yaşamı…

Sonuçta; “ ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ” sloganları ile uğurladığımız ŞEHİTLERİMİZİN eş ve yakınlarına anlık, günlük, belirli zaman periyotları sınırlaması ile değil, onların acısın hafifletmek için onların daima yanında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz…

Sadece cenaze korteji sonrası ve telefonlarla göstermelik olmamak kaydıyla, yanlarında olabilmek ve rahatsızlık vermeden hissetmek ve hissettirebilmek… Naçizane görüşlerimdir.

Evet, Bu husustaki duygularım Ömer ERBIYIK arkadaşımın şiirine girizgâh tarzı ifadelerim sahifelere sığmaz… Arkadaşımın Şehitlikte kaleme aldığı doğaçlama yazdığı, BİR ŞEHİT ÇOCUĞUNUN yaşadıklarını ve içinde yaşattıklarını, dualarını okuduğu içerisindeki haykırış ve serzenişleri adeta aktaran, BİR ŞEHİT ÇOCUĞUNUN DUYGULARI ( şiiri) Aşağıdaki mısraları okurken; gönüllerimizde şehitlerimizi yaşatmak ülkemizi ayakta tutarak ŞEHİTLERİMİZİN ailelerine ve VEFA borcumuzu ödememiz gerektiğine inanıyorum.

Zira kim ne verirse versin devletin bile verdiği maddi vefat parası vs. be parası verirseniz verin; Dünyaları verseniz, seveninizi, sevdiğinizi Allah’ın verdiği Can’ı kimse geri getiremez. Diyerek Ömer ERBIYIK’ın şiiri:

ŞEHİT ÇOCUĞUNUN DUYGULARI:

Annem beni yarın babama götüreceğini söylemişti.

Heyecanlı mı heyecanlıydım.

İçim içime sığmıyordu.

Çünkü ertesi gün, yani bayram sabahı babama gidecektim.

Babama kendisini özlediğimi söyleyecektim.

 

 

 

Her gün yatmadan ona bakar,

Fotoğrafını okşadıkça okşar,

Gözlerimden damlar yaşar,

İç çekerek ağlar, ağlar.

 

Bir damla gözyaşı bile ne çok şey anlatır değil mi?

Bazen öfke, bazen özlem.

Bazen sesleniş, bazen de çaresizlik.

 

Sekiz yaşıma geçen ay girmiştim.

Ertesi gün erkenden kalktık,

Babamı çok özlemiştim.

Annemden saçlarıma örgü yapmasını istemiştim.

Çünkü babamın saçlarımı böyle sevdiğini söylemiştim.

 

En güzel elbiselerimi de giyinmeliyim,

Ne de olsa babama güzel görünmeliyim,

Hiç bayrağımı almayı ihmal eder miyim?

 

Otobüse bindik. Heyecanımdan tirtir titriyor,

Annemin her zamanki gibi gözlerinden yaşlar dinmiyor,

Hüzünlü hüzünlü dışarı bakıyor,

Dudakları titriyor, göz göze gelmek istemiyordu.

 

Durak babama yakın bir yerde.

Durağın yerini de ezberlemiştim zaten önceki gelişimizde.

Kendimi tutamadım;

“Anne babama geldik” diye haykırdım durağa geldiğimizde.

 

 

Otobüs durağa yanaştı. Annem elimden sımsıkı tuttu.

Heyecanımı o da hissediyordu.

Otobüsten indik.

Yavaş adımlarla babama yaklaştık.

Yani babamın mezarına.

Annemin elini bırakarak koştum yanaştım mezar taşına.

 

Evet, babam oradaydı.

Uzanmış yatıyordu boydan boya,

Sarıldım mezarına doya, doya.

Yorganı toprak, mezarının başında vardı Al bayrak.

Hasretliğimi gidermeye çalıştım ona, mezar taşına sarılarak.

 

“Babacığım ben geldim, yani kızın.

“Seni çok seven, seni özleyen kızın.”

“Kokladıkça doyamıyorum” dediğin o kızın.

Rüyalarımda hep sarıldığın, okşadığın, kokladığın kızın.

“Gidiyorum bekle yine geleceğim” deyip de gelmediğin,

Seni bekleyen o kızın.

 

Evet, babamı çok ama çok özlemiştim.

Mezar taşındaki fotoğrafını okşadıkça okşadım.

Bayramını kutladım.

Sarıldım mezar taşına, kapandım toprağına.

Yasemin kokan mezarına.

 

Götürdüğümüz suyla mezarındaki yaseminleri suladım.

Ayrılmak istemiyordum yanından, yanı başından.

Bir avuç toprak aldım mis kokulu yorganından.

Koydum cebime,

Annem bana baktı “ Ne yapıyorsun” dercesine.

“ Babamı eve götürüyorum anne,

Kahraman babamı evimize,

Ayırmayım hiç ama hiç yatağımın başucumdan” dercesine.

 

Annemin göz pınarları kurudu ağlamaktan.

Hiç mutlu değildi onsuz yaşamaktan.

Ama her defasında diyor;

“Sağ olsun, var olsun vatan”

Artık söyleyeceğim baba “ Ben Şehit çocuğuyum”

Gururlu mu gururluyum.

 

Dönerken bir amca geldi yanıma.

“ Ben babanın arkadaşıyım” dedi kulağıma

İrkildim sordum o amcaya;

“Babamı biraz bana anlatsana.”

Amca başladı ağlamaya,

“ Kızım ben de subayım ama,

“Seninle dertleşmek istedim” aslında.

Başladı kendi hayatını anlatmaya.

Okşadı başımı babam gibi dakikalarca orada.

Kaçınız okşadı bir şehit çocuğunun başını.

Sordumu hiç yemeğini aşını.

Unutmayınız ki mahzundur hep onlar.

Bizleri bazı günlerde de olsa neden hatırlamazlar.

Vatanı korumak için babamın ki gibi olmalıdır mangal bir yürek,

Gerekirse şehit olmak gerek.

Bunun için de vatanı, bayrağı sevmek gerek.

Şehit olmak demek,

Bayrağımıza renk veren kan demek.

Bu yazı 330 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar