Bakırköy'de 3 kuruşluk zam dayatmasına karşı grev kararı
Aylar süren oyalamanın sonunda gelen saatlik 5 liralık teklif, Bakırköy’de TİS’i bir pazarlık olmaktan çıkardı. Ücret, çalışma süresi ve insanca koşullar için yürüyen belediye işçileri, “3 kuruşluk zam”ma karşı grev bayrağını astı.
Bakırköy Belediyesinde DİSK/Genel-İş üyesi 1120 belediye işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi (TİS) süreci, belediye yönetiminin ve CHP’li belediyelerde işveren tarafını temsil eden SODEMSEN’in son toplantıda saatlik ücretlere yalnızca brüt 5 lira zam teklif etmesiyle grev aşamasına geldi. Aylar boyunca yüzde 11’de tutulan artış oranı son toplantıda yüzde 13’e çıkarılırken, işçiler bu artışı “3 kuruşluk zam” olarak niteledi. Bütçesi yüzde 80 artan Bakırköy Belediyesinde işçiler, sefalet dayatmasına karşı grev kararını belediye binasına asarak, uzlaşma sağlanmaması halinde 6 Ocak’ta greve çıkacaklarını ilan ettiler.TİS görüşmeleri, bir önceki sözleşmenin ağustos ayında sona ermesine rağmen belediye yönetiminin aylarca masaya gelmemesi nedeniyle ancak 24 Temmuz’da başlayabilmişti. Aradan geçen yaklaşık beş ay boyunca yeni sözleşme imzalanmadı; işçiler eski ücretlerle çalışmaya devam etti. 60 günlük arabuluculuk sürecinin de sona ermesine rağmen masada sonuç çıkmadı. Son olarak 12 saati aşan toplantının ardından gelen saatlik ücretlere 5 liralık zam teklifi, işyerlerinde biriken öfkeyi sokağa taşıdı.
1621 liradan 1835 liraya: Bu hayatla örtüşmüyor
Belediye yönetiminin ilk aşamada yüzde 11’lik artışla günlük brüt 1621 liradan 1800 liraya çıkarmayı önerdiği ücret, son toplantıda 1835 liraya yükseltildi. Bu artış, saatlik ücrete yalnızca 5 lira brüt zam anlamına geliyor. İşçilerin TİS taslağındaki talebi ise günlük brüt 2125 lira.İşçiler, “TÜİK’in bile yıllık enflasyonu yüzde 31 açıkladığı bir dönemde bize yüzde 13’ü reva görüyorlar” diyerek tepki gösteriyor. Tepkilerin merkezindeki bir diğer başlık ise bütçe kıyası. İşçilerin altını çizdiği üzere, ücretlere yüzde 11-13 arası artış dayatıldığı dönemde Bakırköy Belediyesinin bütçesi yüzde 80 artırıldı. Fotoğraf: Evrensel
Yürüyüş, grev kararı ve 40 saat talebi
Son teklifin ardından işçiler, İsmail Erez Bulvarı’nda toplanarak sloganlarla belediye binasına yürüdü. Belediye önünde yapılan açıklamanın ardından grev kararı binaya asıldı. İşçiler yalnızca ücret artışı değil, haftalık 40 saatin 5 güne bölünmesi talebini de mücadelenin merkezine koyduklarını vurguladı.İşçilerin anlattıklarına göre belediye yönetiminin 40 saati 6 güne bölme ısrarı, fiilen haftalık çalışma süresini 43-45 saate çıkarıyor ve fazla mesai ücretinden kaçınmanın bir yolu olarak kullanılıyor. Özellikle temizlik işlerinde öğle paydosunun öne çekilmesiyle, işçilerin her gün fazladan çalıştıkları ancak bunun karşılığını alamadıkları belirtiliyor.Bakırköy Belediyesinde çalışan 1120 işçinin yaklaşık 950’si en alt ücret skalasında yer alıyor. Sahada çalışan, temizlik, çöp toplama ve ağır beden işi yapan işçilerin büyük çoğunluğu en düşük ücretle çalışıyor. Yol ve yemek dahil bir belediye işçisinin eline geçen ücret yaklaşık 40 bin lira. Bu rakam yoksulluk sınırının oldukça altında kalırken, aynı birimde çalışan kadrolu personelle aradaki fark 25 bin liraya kadar çıkabiliyor. İşçiler bu tabloyu, “Yan yana çalışıyoruz ama biri fazla, biri az alıyor. Aynı işi yapıyoruz” sözleriyle özetliyor.
Sosyal haklarda da tablo değişmiyor
Dayatılan koşullar yalnızca ücretlerle sınırlı değil. İşçilere günlük 285 lira yemek ücreti teklif ediliyor. Yakacak yardımı aylık 360 lira, çocuk parası ise çocuk başına 270 lira. Kıdem zammı yıllık yalnızca 35 kuruş. İşçiler bu rakamları “dalga geçer gibi” sözleriyle tarif ediyor. Aynı belediyede kadrolu çalışanlara günlük 356 lira yemek parası ödendiğini hatırlatan işçiler, bu eşitsizliğin giderilmesi talebinin dahi karşılıksız bırakıldığını aktarıyor.
İşçilere dayatılan zam reel olarak yüzde 3
Bakırköy Belediyesi işçilerine dayatılan zam oranı, gerçek yaşam koşulları karşısında neredeyse sembolik. Ağustos ayından bu yana bekleyen işçilerin brüt günlük ücreti 1620 TL iken, belediyenin uzun toplantılar sonucu sunduğu teklifle bu rakam günlük 1835 TL’ye yükseliyor. Görünürde yüzde 13’lük bir artış gibi görünse de, TÜİK verilerine göre kasım ayına kadar gerçekleşen enflasyon yüzde 8.7 seviyesinde. İstanbul Ticaret Odasının hesaplamalarına göre ise aynı dönemde enflasyon yüzde 9.5 olarak kaydedildi. Merkez Bankasının yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 32.Bu veriler ışığında işçilere dayatılan zam, reel olarak yalnızca yüzde 3 civarında kalıyor. Ağustos ayında alınan ücretin yıl sonunda aynı alım gücünü koruyabilmesi için günlük ücretin en az 1785 TL olması gerekiyor. Buna karşın dayatılan rakam, işçilerin alım gücünü bile yeterince koruyamıyor. Üstelik sözleşmenin ikinci altı aylık döneminde enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi durumunda, zamın reel değeri daha da eriyecek ve işçilerin maaşı tekrar değer kaybedecek.İşçiler, bu tabloyu “Bütçesi yüzde 80 artan bir belediyede bize dayatılan zam reel olarak üç kuruşluk bir artış” sözleriyle özetliyor. Günlük hayat pahalılığı, uzayan mesailer ve ağır iş yüküyle birleştiğinde, dayatılan zam oranı, işçilerin insanca yaşama taleplerinin ne kadar gerisinde kaldığını açıkça gösteriyor. Bu nedenle işçiler, sadece maaş artışı değil, çalışma saatleri, sosyal haklar ve insan onuruna uygun koşullar için de grev hazırlıklarını sürdürüyor. DİSK/Genel-İş İstanbul Avrupa Yakası 2 No’lu Şube Başkanı Süreyya Doğan
TİS sürecinin neden bu noktaya kilitlendiğini ve grevin neden kaçınılmaz hale geldiğini DİSK/Genel-İş İstanbul Avrupa Yakası 2 No’lu Şube Başkanı Süreyya Doğan ayrıntılarıyla anlatıyor. Son toplantının saatler süren, sonuçsuz bir pazarlığa dönüştüğünü vurgulayan Doğan, işveren tarafının adım atmamakta ısrar ettiğini söylüyor.Doğan, son görüşmenin gece yarısını da aşan bir süreçte gerçekleştiğini aktararak, “perşembe günü 14.00 gibi işverenle yeniden bir araya geldik. Aralar verildi, defalarca konuştuk. Görüşmeler gece saat ikiye kadar sürdü. İşverenin daha önce 1800 lira olan günlük brüt ücret teklifi bu toplantıda önce 1825 liraya çıktı. Biz ise masada bitirmek istediğimiz için sendika olarak bir geri adım attık ve talebimizi 2125 liradan 2050 liraya çektik” dedi.Ancak bu geri adımın da karşılıksız kaldığını belirten Doğan, “Masada bir uzlaşma olsun diye teklifimizi düşürdük ama işveren tarafı buna rağmen 2050 liraya yaklaşmadı. En son aldığımız rakam 1835 lira oldu. Yani saatler süren görüşmenin sonunda işçiye önerilen artış, saatlik brüt 5 liradan ibaret kaldı” diye konuştu.Sadece ücretlerin değil, sosyal hakların da masada kilitlendiğini vurgulayan Doğan, “Yakacak yardımı, çocuk parası, ikramiye, kıdem zammı gibi başlıklarda işveren hiçbir adım atmadı. Yemek ücreti konusunda ise net bir şey söylemediler. İşveren bana açık bir şey söylemeyince ben de bunu dışarıda işçiye anlatamıyorum. Bu belirsizlik hali bile başlı başına bir dayatma” ifadelerini kullandı.
40 saat talebi: Fazla mesaiyi buharlaştırma hesabı
İşçilerin en temel taleplerinden biri olan 40 saat çalışma süresinin 5 güne bölünmesi meselesinin de masada sert biçimde reddedildiğini söyleyen Doğan, bu ısrarın arkasındaki niyete dikkat çekti:“Biz 40 saatin 5 güne bölünmesini istiyoruz. İşveren ise 40 saati 6 güne bölme konusunda ısrar ediyor. Bu, fazla mesai ücretinden sıyrılmak demek. Özellikle Temizlik İşleri Müdürlüğünde çalışma saatleri fiilen değiştirildi. Yıllardır 12.00–13.00 olan öğle paydosu 11.00–12.00’ye çekildi. İşçi günde 7,5 saatten 6 gün çalışınca haftalık fiili süre 45 saate dayanıyor. Kâğıt üzerinde 40 saat deniyor ama işçinin haftalık 3 saati yok sayılıyor.”Bu durumun yalnızca ekonomik değil, işçi sağlığı açısından da ciddi riskler taşıdığını vurgulayan Doğan, “Zaten ağır iş yapan, sokağı süpüren, çöp toplayan, moloz yükleyen arkadaşlar ertesi gün yorgun argın tekrar işe geliyor. Bu yorgunluk dikkat dağınıklığına, özellikle araç arkasında çalışanlar için ciddi iş kazası risklerine yol açıyor” dedi.