Ertan Yıldız, AVM’de kesildiği iddia edilen 197 perde beton ve deprem riski nedeniyle gündeme gelen sürecin kamu güvenliği açısından ele alınması gerektiğini savunarak, “Ali Rıza Akyüz’ün derdi rüşvet değil, belediyenin sorumluluğunu yerine getirmesiydi” dedi. Şimdi efendim, belediyeden hiçbir yetkili artık oraya gidemiyor. Korkuyor, "Beni tutuklarlar." diye. Çünkü hemen şikayet ediyorlar "Bizden bu yetkililer rüşvet istediler." diye. Şimdi ben tapelere baktım Sayın Başkanım. Bir tape var, tapede... Tapede Süleyman Atik diyor ki: "Size" diyor "150 milyon... " O zamanki rakam 150 milyon konuşulan zamanlar. "...ceza kesilecek." Tutanak gerekçesi diyor ki: "Ama açıktan mı istenecek?" Süleyman Atik'in öyle bir ifadesi yok. "150 milyonu vereceksiniz." diyor. "Bunu" diyor "vereceksiniz. Bununla da bitmiyor." diyor. "Bir de" diyor "orayı güçlendirmeniz lazım." "Siz hem cezayı ödeyeceksiniz hem güçlendireceksiniz. Bakın belediye sizinle bu işi çözmek istiyor. " diyor. "Gelin bu işi beraber çözün." diyor. Hatta şunu diyor: "Bakın," diyor, "orada belediye size bir yeri göstermeye hazır." diyor. "Yani göstereceğimiz yer de belediyenin göstereceği yer de Capacity'nin karşısında eski Balıkçı Bayram dediğimiz bir alan. Bu alan Balıkçı Bayram da yıkılmış, şimdi boş. Tam Capacity'nin karşısında. Deniyor ki onlara: Gelin buraya otopark yapın." E zaten 700 otoparkı onlar mağaza yaptılar. Diyorlar, "Gelin en azından bunu Bakırköy'e bu kaybını karşılayın 700 ve bunu" diyorlar, "cezadan mahsup edelim." Bak bakın, ya rüşvet isteyen kişi otopark yaptırıp oradan mahsup eder mi? Bence etmez Başkanım. Yani şimdi bunlar benim yorumlarım hani... Diğer taraf konuşmuyor. Ama ben Ali Rıza Bey'i de tanıyorum, Süleyman Atik'i de... E sonra Süleyman Atik bana geldi. "Ben" dedi, "artık bu işle ilgilenmiyorum." dedi. "Çünkü" dedi, "anlaşamıyoruz." dedi. E zaten bundan sonra da Ali Rıza Bey galiba, "Artık yeter, ben otopark falan istemiyorum. Bunlara ceza ödetecekler." şeklinde bir ifadesi olmuş. Anlaşma tutanağı tutulmuş. Capacity meselesi budur efendim. Katıldığım tek toplantı o. Ne kimseden rüşvet istedim, ne rüşvet isteyen birisini gönderdim. Benimle ilgili sadece Mehmet İplikçioğlu'nun husumete dayalı bir ifadesi var, başka da hiçbir ifade yok. Bu eylemden de beraatimi isterim. Benim Capacity ile ilgili hiçbir alakam yoktur. Şimdi Bakırköy Capacity ne yapmış? Yapılan şey şu: Bilmiyorum siz bir vekil olarak Bakırköy'e gitmiş misiniz, Capacity'ye gittiniz mi bilmiyorum. Belki gitmişsinizdir. Giderseniz şunu görürsünüz; Capacity'nin 1. otopark katı artık yok. Mağaza olmuş. Nasıl yapmışlar? Kesmişler perdeleri, açmışlar oraları, mağazalara kiraya vermişler. Şimdi efendim bir alışveriş merkezinin hacmine göre bir otopark kapasitesi olması lazım. Bakırköy'deki alışveriş merkezinin de olması gereken otopark kapasitesi 2.100. 2.100… Ama tadilattan sonra 1.400'e düşmüş. 700 otopark yok, bitmiş! Mağaza olmuş. Peki bu 700 otopark gidince ne oluyor? Sadece alışveriş merkezinin mi otoparkı yok? Hayır, Bakırköy'de 700 otoparklık bir otopark kapasitesi azalıyor. Zaten Bakırköy'de otopark yok, aracınızı koyacağınız yer yok. Yani bir trafik sıkışıklığına sebep oluyor. Şimdi sonra şöyle de bir şey yapılmış, onu da söyleyeyim. Mesela şunu da söyleyeyim Başkanım, yani şimdi bütün bunlar olduktan sonra dedik... Şimdi şöyle bir şey var: 2 tane rapor var. Bir tane İTÜ'nün raporu diyor ki... Yalnız bu raporla ilgili bir takım iddialar var. Yani bu raporun gerçeği yansıtmadığı şeklinde birtakım iddialar var. Bir de Yıldız Teknik'in raporu var. Diyor ki: "Sıkıntı var." Öbürü diyor ki: "Yok, statik açıdan kurtarıyor." Şimdi efendim bir belediyeye ya da kamuya düşen nedir? Burada gerçeği ortaya çıkarması gerekmez mi? Çünkü orada Capacity'de binlerce insan var. Yani orada, Allah korusun, bir depremde oranın yıkılması ve insanların ölmesi... Sonuçta o zaman bu bizim sorumluluğumuz olacaktır. Normalde ne yapması lazım belediyenin? Belki bak Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın, hatta valiliğin bu konuyla ilgilenmesi lazım. Bu konuyla ilgilenmesi lazım. Yani gerçekten statik şey varsa Yıldız Teknik'in raporu var. Bu raporun altında iki tane profesörün imzası var. Toplantıda değerlendirme yapıldı ve değerlendirme sonucunda yani normal olarak şu karar çıktı: Kendileriyle, Capacity ile görüşülecek. Bu görüşmeler sonucunda kendilerinden statik rapor istenecek. Statik raporun sonucuna göre hareket edilecek ve biz bunu Capacity ile beraber çözelim diye bir karar alındı. Şimdi Capacity'yi kapatmak zor bir şey. Yani Bakırköy'ün göbeğinde binlerce insanın, herkesin bildiği bir yeri kapatırsanız yani bu istenen bir şey değil yani. Belediyenin böyle bir derdi yok. Yani belediye, "İlla orayı kapatalım." demiyor. Belediyenin derdi oranın deprem açısından sağlam hale getirilmesi. Bunun için uğraşıyor. "Bu toplantıları yapın." dendi. Sonrasını ben takip etmedim, benim görevim de değil. Fakat Süleyman Atik bir keresinde ofisime geldi zannedersem. "Nasıl gidiyor?" dedim. "Anlaşamıyoruz." dedi. "Bir türlü olmuyor." Ali Rıza Bey'e sordum. Ali Rıza Bey dedi ki, "Yok." dedi, "Getirmiyorlar, anlaşamıyoruz, biz bunlara ceza keseceğiz. Ve de ihbarda bulunacağız. Ya bunu şeyi getirsinler ya da burayı mühürleyeceğiz, başka çaremiz kalmadı." şeklinde şey yaptı. Bu arada şunu da söyledi: "Bunlar getirmedi, statik raporu biz kendimiz alacağız." dedi. Sonra daha sonra statik raporu Yıldız Teknik Üniversitesi'nden alınmış. Statik raporda 2 tane profesörün imzası var ve statik rapor diyor ki: "Capacity AVM'de 197 tane perde duvar kesilmiş, binada deprem riski var." diyor. Çok net, ben de okudum. Bu bu statik raporu kendilerine tekrar konuşuluyor. "Bakın," diyor, "geliyor. Burayı düzeltmeniz lazım. Ceza da kesilecek, bunu da ödemeniz lazım." Kendileri yanaşmayınca bu sefer bir ihtarname, arkasından 1 ay süre, 1 ayın sonunda da burayı kapatmak düşüncesi var. 1 ayın son günü Sayın Başkanım, son günü bunlar İTÜ'den bir statik raporu getiriyorlar, "Burası sağlamdır." diye yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar. Şimdi ben şunu soruyorum Sayın Başkanım, konuyla ilgili başka söyleyeceklerim de var da: Bu İTÜ'den statik raporunu daha önce alamazlar mıydı? Daha önce alsalardı bunların hiçbiri olur muydu? Yani yapacağın tek şey, "Gidin kardeşim, bu binada sıkıntı yok. Üniversiteden rapor getir." Bu senden isteniyor. O zaman bu tartışmaların hiçbiri olur muydu? Hani iddia ettikleri gibi kimsenin bunlardan rüşvet istemesine gerek kalır mıydı? Kalmazdı Sayın Başkanım. Ama bunu yapmadılar. Kendilerine kesilen cezayı da bugün rüşvet gibi algılatmaya çalışıyorlar Şimdi efendim, şöyle bir kere benim olayla hiçbir ilgim yok. Benim söylediğim şey şu. Ben az önce de bahsettim; tek bir toplantıya katılmışım, toplantıyı anlattım. Mehmet İplikçioğlu bu toplantıda... Mehmet İpekçioğlu ifadesinde diyor ki: "Ertan Yıldız" diyor, "bizden" diyor, "5 milyon dolar istediğini tekrarladı." diyor, 5 milyon dolar. Hatta demişim ki: "3 değil, artık 5 vereceksiniz." Ya Allah aşkına Sayın Başkanım, bakın ben ben 56 yaşındayım. Hayatım böyle... Dünyayı biliyorum yani pek çok ülkede iş yaptım, pek çok insanla iş yaptım. Ya ben ilk defa tanıştığım bir insan, tanımıyorum. İlk defa bana gelmiş ziyarete, çay içiyoruz. Kendisinden 5 milyon dolar ben rüşvet isteyeceğim, öyle mi? Ya Allah aşkına böyle bir şey kim inanır ya... Yani ben hayatımda hiç kimseden para istemedim. Mehmet İpekçioğlu da dahil. Mehmet İpekçioğlu o gün ben ona bağırdığım için, sinirlendiğim için kendisi biraz kibirli bir arkadaştı, çok belliydi. Bir husumetle bana iftira atmıştır. Bu kadar nettir. Bu bu kadar nettir. Bunun üzerine ben sinirlendim. Aynen şu ifadeleri kullandım: "Ya beyler" dedim, "burada insan hayatından bahsediyoruz. Capacity gibi benim kendimin de gittiği bir yer, Bakırköy'de oturuyorum, Bakırköy'de büyüdüm. Kendim gidiyorum, eşim gidiyor, çocuklarım gidiyor, binlerce insanın ziyaret ettiği bir yer. Yani burada depremle ilgili bir konudan bahsediyoruz, deprem riski var deniliyor. Siz 'bir şekilde hallederiz' diyorsunuz. Burada yapılması gereken şey belli. Gidersiniz, statik raporu alırsınız. Sağlamsa sağlamdır, sakatsa da gereğini yaparsınız" şeklinde ifadem oldu ve gittiler. Benim Capacity ile ilgili bunun dışında ne bir toplantı yapmışlığım, ne kimseyle görüşmüşlüğüm, hiçbir şey yoktur. Yaptığım tek toplantı budur. Bu toplantıyı da Ali Rıza Bey getirdiği için yaptım. Ali Rıza Bey'e sordum ben, "Ya bu adamları bana niye getirdin?" dedim. Dedi ki, "Şahit ol diye getirdim." dedi. “Senin de şahit olmanı istedim?" dedi. "Çünkü kabul ettiremiyoruz, sen de şahit ol." "İyi, güzel. Fakat," dedim, "bu konu önemli bir konu. Biz bu konuyu bak Bakırköy Belediyesi'nin en tepesiyle bir konuşalım. Capacity'den bahsediyoruz. Ben de katılayım, bir değerlendirelim." dedim. Ve ben birkaç gün sonra Bakırköy Belediyesi'nde başkan Ayşegül hanım, işte bütün başkan yardımcıları, ben, Ali Rıza Bey, Cemalettin Bey, hukuktan sorumlu başkan yardımcısı, imar müdürü gibi yani en tepedeki kişiler bu işle ilgili toplandık. Bir de ben Süleyman Atik'i çağırdım. Süleyman Atik'i niye çağırdım? Süleyman Atik, ben yaklaşık 10-12 yıldır tanıdım. Kendisini de imarla ilgili, imar mevzuatına hakim bir hukukçu olarak tanıyorum. Kendisiyle bir işim olmamıştır. Fakat birkaç kez işte Anıtlar Kurulu'yla ilgili, birkaç konuda kendisine danışmışlığım vardır. Yani kendisini böyle tanırım. Ayşegül Ovalıoğlu Bakırköy Belediye Başkanı olduğunda, benden şöyle bir ricada bulunmuştu . Sayın Başkanım. Dedi ki, "Ben dedi imar konularını bilmiyorum. Kadro da eski Bülent Kerimoğlu zamanından kalma. Bana dedi bir danışman bulabilir miyiz?" dedi. "Yani çok zorlandığım zaman hani sorabileceğim." Ben de kendisine Süleyman Atik'i önermiştim. Yani Süleyman Atik aslında sadece Capacity ile ilgili değil, yani bize önemli konularda teknik danışmanlık veren, bu konuda uzmanlık sahibi bir arkadaş. Kendisini çağırdım, o da geldi, toplantıya katıldı. Ben Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesiyim ve belediyede hiçbir imza yetkim yok. Hiçbir icrai görevim yok. Benim AVM kapatmak, AVM ruhsat vermek gibi bir gücüm, yetkim yoktur. Önce onu bir belirteyim. Bir AVM'nin otoparkına ruhsat vermek ya da bir alışveriş merkezinin mühürlenmesi ile ilgili bir yetkiye sahip değilim... Ben Capacity AVM ile ilgili ne herhangi bir kimseden para istedim, ne ben kimseye para istemesi için talimat verdim. İddiaları kesinlikle reddediyorum. Bu konuyla ilgili Seyfi Beyaz ve avukat Mehmet İplikçioğlu olacak. Benim rüşvet istediğimi iddia etmişlerdir. Bunlar gerçek dışı ifadelerdir. Ben Seyfi Beyaz'ı hiç tanımam Sayın Başkanım, hayatımda görmedim. Az önce burada gördüm Seyfi Beyaz'ı. Muzaffer Bey'in yanındaydı, herhalde oydu. Hayatımda ilk görüşüm budur. Benim kendisinden rüşvet istediğimi iddia etmiş. Benim o olayla ilgili bilgim şöyledir: Bir gün Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz beni arayarak, yanında iki kişi olduğunu, bunların Capacity'nin yetkilileri olduğunu, yanıma gelmek istediklerini söyledi. Ben de "Buyursunlar gelsinler" dedim. Geldiler. "Nedir?" dedim konu. Ali Rıza Bey dedi ki: "Ertan Bey" dedi, "Capacity AVM'de" dedi, "yaklaşık 197 tane perde beton kesilmiş. Bir bina statik açıdan sıkıntıya atılmış. Binanın deprem riski var. Ve biz Capacity yetkililerinden istiyoruz ki bir statik analiz yapın. Eğer statik analizde binada deprem problemi varsa, güçlendirme yapılması gerekiyorsa bunu da bir an önce yapın, insan hayatı söz konusu" şeklinde kendileriyle görüşüyoruz. "Fakat kendileri bunu kabul etmiyor" dedi. Ben tabii Mehmet Bey'e, Seyfi Bey'e döndüm. Onlar dediler ki: "Yok Ertan Bey" dediler, "bizim yapı kontrol belgemiz var. Bizim hiçbir statik problemimiz yok. Biz bir şekilde hallederiz." Bakın Başkanım, şu çok önemli: "Biz bir şekilde hallederiz" ifadesi. Bunu yapan Seyfi Bey'dir. "Başkanım, biz bir şekilde hallederiz" dedi.
GÜNDEM
Yayınlanma: 25 Ağustos 2026 - 18:02
Güncelleme: 25 Ağustos 2026 - 19:45
Ertan Yıldız'dan Capacity AVM Savunması: "Kimseden Rüşvet İstemedim ,Belediyede hiçbir imza yetkim yoktur"
Ertan Yıldız’dan Capacity AVM Savunması: “Kimseden Rüşvet İstemedim” İBB davasında iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı ve Bakırköy Belediye Meclis Üyesi itirafçı Ertan Yıldız, Capacity AVM’ye ilişkin iddialara yönelik savunmasında, AVM’nin ruhsatlandırılması veya kapatılması konusunda herhangi bir yetkisi bulunmadığını belirterek, “Capacity ile ilgili yaptığım tek toplantı bu. Kimseden ne rüşvet istedim ne de rüşvet istesin diye birisini gönderdim” dedi.
GÜNDEM
25 Ağustos 2026 - 18:02
Güncelleme: 25 Ağustos 2026 - 19:45





