İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Düzce ve Gölcük depremlerinden edinilen deneyimler ışığında, deprem tehlikesi ve riskleri yeniden ele alındı. İBB ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle “İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi-2019” hayata geçirildi.

Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü, projenin çıktılarını özelleştirdi.
İlçelere özel olarak analizler ve haritalamalar yapılarak, İstanbul’un 39 ilçesi için “İlçe Olası Deprem Kayıp Tahmini Kitapçıkları” hazırlandı.
Olası bir depremde ilçe ve mahallelerdeki bina hasarları, olası can kaybı ve yaralanmalar, altyapı hasarları ve geçici barınma ihtiyacı gibi bileşenler analiz edilerek rapor haline getirildi.

HER İLÇEYE ÖZGÜ SORUNLAR TEŞHİS EDİLDİÇalışma sayesinde, her bir ilçeye özgün sorunlar teşhis edildi. İstanbul genelinde etkili olabilecek yıkıcı bir depremin, ilçelerde neden olabileceği hasarlar ve kayıpların boyutları ortaya konuldu.
Kitapçıklarda, ilçelere ait genel bilgiler ile bina, altyapı ve nüfus bilgileri; üretilen analizler ve senaryo depremler neticesinde hesaplanan kuvvetli yer hareketi parametreleri baz alınarak hesaplanan olası hasarlı bina sayısı, olası can kaybı ve yaralı sayısı ile bunların mekânsal dağılımları; doğal gaz, içme suyu ve atık su şebekelerinde oluşması muhtemel hasarlar ve geçici barınma ihtiyacı bilgileri yer aldı.
1. Derece Deprem Bölgeleri
Web sitesini ziyaret edenler, olası bir depremde oturdukları mahallede kaç binanın ağır ya da hafif hasarlı olacağı, kaç kişinin öleceği ve yaralanacağıyla ilgili tahminleri okuyabilecek.Rapora göre ;
Arnavutköy’de 2 bin,
Ataşehir’de 3 bin,
Bağcılar’da 10 bin,
Bakırköy’de 6 bin,
Beyoğlu’nda 4 bin 200,
Büyükçekmece’de 9 bin,
Çatalca’da 2 bin,
Esenler’de 5 bin,
Fatih’te 15 bin,
Kâğıthane’de 2 bin,
Kartal’da 4 bin,
Küçükçekmece’de 13 bin,
Sancaktepe’de 3 bin,
Silivri’de 9 bin,
Sultanbeyli’de 45 bin,
Tuzla’da 7 bin,
Üsküdar’da 4 bin yapıda orta ve üstü hasar meydana gelmesi bekleniyor.BİNLERCE GEÇİCİ BARINMA İHTİYACI ORTAYA ÇIKACAKAvcılar’da 35 bin,
Başakşehir’de 13 bin 500,
Beylikdüzü’nde 27 bin,
Çekmeköy’de 4 bin,
Esenyurt’ta 67 bin 410,
Gaziosmanpaşa’da 14 bin,
Kadıköy’de 17 bin,
Maltepe’de 20 bin,
Pendik’te 28 bin,
Ümraniye’de 16 bin,
Sarıyer’de 6 bin 600,
Sultangazi’de 10 bin,
Şile’de 900,
Zeytinburnu’nda 31 bin hane için, geçici barınma ihtiyacı ortaya çıkacak.ÇOK SAYIDA BİNA 20 VE 40 YAŞ ÜSTÜNDEYapıların Bahçelievler’de yüzde 83’ü,
Bayrampaşa’da yüzde 91’i,
Beykoz’da üçte ikisi,
Güngören’de yüzde 90’ı,
Şişli’de yüzde 92’si 20 ve üstü;
Beşiktaş’ta yaklaşık yarısı,
Adalar’da yarıdan fazlası,
Eyüp’te ise üçte biri 40 ve üstü yaşta bulunuyor.
http://depremzemin.ibb.istanbul/wp-content/uploads/2020/06/bakirkoy.pdf
İBB BAKIRKÖY İLÇESİ OLASI DEPREM SENORYASI SONUÇLAR VE DEĞERLENDİRME



Bu çalışma ile 2019 yılında DEZİM ve KRDAE Deprem Ana Bilim Dalı iş birliği ile hazırlanan İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi kapsamında üretilmiş olan veriler; DEZİM tarafından Bakırköy ilçesi için mahalle bazlı olarak yeniden derlenmiş ve Bakırköy ilçesine öznel analizler ve haritalamalar yapılmıştır.
Buna göre Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminde, Bakırköy’deki binaların ortalama %21’inin hasar görmeyeceği tahmin edilmektedir.
Binaların ortalama %33’ünün hafif, %28’inin orta, %11’inin ağır ve %7’sinin de çok ağır hasar görmesi beklenmektedir.
Bakırköy’de, analiz edilen toplam bina sayısı 11.950’dir. Ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının, onarılamayacak boyutta olabileceği ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gereğinin ortaya çıkacağı öngörülmektedir.
Öte yandan, orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşası çoğunlukla daha uygundur. Senaryo depreminde, Bakırköy’deki binaların ortalama %46’sının (yaklaşık 5.482 bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceği tahmin edilmektedir.
Yaklaşık 6.468 binanın ise, hasarsız veya hafif hasarlı olması beklenmektedir. Geçmiş depremlerde yaşananlar, can kaybı ve yaralanma oranlarının kadın ve çocuklarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Geçmiş dönem deprem sonrası istatistikleri, can kayıplarının büyük çoğunluğunun sarsıntı sırasında, daha az kısmının ise binadan çıkmaya çalışırken ya da kurtarılmayı beklerken meydana geldiğini göstermektedir. Yaralanmaların ise yaklaşık yarısının, sarsıntı sırasında, diğer yarısının ise deprem sırasında veya sonrasında binadan çıkmaya çalışırken meydana geldiği gözlemlenmiştir.
Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminin, en kötü senaryo olan gece meydana gelmesi halinde, Bakırköy’de ortalama 1.046 civarında can kaybı meydana gelebileceği, yaklaşık 581 kişinin ağır yaralanabileceği ve 2.701 kişinin de hastane şartlarında tedavi görmesi gerekebileceği öngörülmektedir.
Deprem nedeni ile meydana gelen bina hasarlarının önemli bir etkisi de binaların barındırma özelliğini kaybetmesidir.
Acil barınma ihtiyacının belirlenerek, bunun karşılanması için gerekli ön planlama ve çalışmaların yapılması, özellikle yoğun yapılaşmaya maruz metropol alanlarda beklenen depremler için kritik önemdedir. Deprem sonrası insanların, hasarlı olmasa da binalara girmeyip bir süre dışarda olmayı tercih etmeleri de genel resmi ağırlaştıran bir durumdur.
Bakırköy’de Mw=7.5 senaryo depremi sonrasında yaklaşık 28.910 hanelik acil barınma ihtiyacının ortaya çıkacağı tahmin edilebilir. Hane başına 3 kişilik nüfus kabulüyle, yaklaşık 86.730 kişinin acil barınma ihtiyacı olacağı beklenmektedir.
Bu tahminlerde de depremin oluş şekline göre, hasarlarda gördüğümüze benzer belirsizlikler bulunmakta olup, deprem sonrası gerçekleşen acil barınma ihtiyacı içindeki nüfus verilen değerin altında ya da üstünde gerçekleşebilir.
Haziran 2020 63 Yüksek binalar deprem etkileri altında tekil olarak incelenmeli, yapısal hasar ve bunlardan kaynaklanması olası kayıpların yanı sıra yapısal olmayan unsurların (giydirme dış cepheler, su ve elektrik altyapısını oluşturan sistemler, mekanik, elektrik ve elektronik donanım unsurları, araduvar ve asma tavanlar gibi mimari unsurlar vb) hasar görmesiyle oluşabilecek kayıplar ve diğer sosyo-ekonomik kayıp olasılıkları titizlikle değerlendirilmelidir. İstanbul İGDAŞ doğal gaz şebekesi, İSKİ içme suyu ve atık su şebekelerinde senaryo depremi sonucu beklenen hasarların tahmini, bu şebekelerin, coğrafi ölçekte noktasal (dağıtım istasyonları) veya yayılan/uzayan (boru hatları) unsurları için başlıca iki grupta yapılmıştır.
İGDAŞ boru hatlarında, Bakırköy ilçesinde 15 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği tahmin edilmektedir. Bu rakam, doğal gaz boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir.
5.482 civarında orta ve daha üst seviyedeki hasarlı binalarda bulunan doğal gaz servis kutusunu devre dışı kalması olasılık dâhilindedir.
İSKİ içme suyu şebekesinde senaryo depreminde 17 noktada, atık su şebekesinde ise 48 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği hesaplanmıştır.
Bu değerler, içme suyu veya atık su boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir.
İstanbul gibi özellikle eski ilçe, semt ve mahallelerinde dar yolların, sayısal anlamda yoğun ve hasar görebilirliği yüksek bir bina stoğunun bulunduğu kentlerde, depreme bağlı bina göçmelerinin meydana gelmesi durumunda veya binaların ağır hasar gördüğü hallerde yollar kapanabilmekte ve bu durum deprem sonrası her türlü kurtarma ve yardım operasyonunu çok zorlaştırmakta ve zaman zaman imkânsız hale getirmektedir.
Eğitim, sağlık, spor, kültür, din, konaklama, ticaret ve sanayi gibi kentsel işlevlerin deprem sonrasında mümkün olan en kısa zamanda eski haline dönmesi, sosyal ve ekonomik olarak büyük önem taşımaktadır. Bu raporda sunulmuş olan bütün tahminler, deprem mühendisliği literatüründe yer alan, analitik çalışmalara veya depremlerde yaşanmış deneyimlerden yararlanarak oluşturulmuş ampirik modellere dayanmaktadır.
Bu modeller, bütün istatistiksel modellerde olduğu gibi kabullere dayanmakta ve çeşitli belirsizlikler içermektedir. Sunulan sonuçlar kullanılan modellerden elde edilen ortalama değerlerdir. Gerçek bir depremin yaratacağı kayıpların bu raporda sunulan sonuçlardan farklı olması kaçınılmazdır.
Bu tip deprem kayıp tahmini analizlerinin (İBB 2001, 2009, 2019), belli periyotlarda güncellenmesi çok önemlidir. Yapılan tahminlerin güvenilirliğini arttıran en önemli unsur, envanter bilgisidir.
İhtiyaç duyulan veri gruplarının ilgili kurumlar tarafından etkin bir şekilde güncellenmesi ve paylaşımı, deprem risk analizlerinde doğruluk payını artıracak ve böylelikle karar alma süreçlerini de en doğru şekilde yönlendirilebilecektir.
Bu noktada ilçe belediye 64 Haziran 2020 başkanlıklarının da kritik bir paydaş olduğu ve güncel bina envanterinin üretilmesinde etkin bir rolü olduğu düşünülmektedir.
Bu çalışma ile Bakırköy’deki öncelikli risk bölgeleri ve kritik mahalleler ortaya konmuş ve karar vericilerin afet riskini azaltmaya yönelik tüm adımlarında yol gösterici nitelikte veriler üretilmiştir.
Bu doğrultuda alınabilecek önlemler açısından ilçenin kentleşme karakterine bakıldığında, Bakırköy’de yapıların büyük oranda 1-4 kat aralığında yer aldığı görülmektedir.
Yapı yaşları baz alındığında ise yapıların yaklaşık %84’ünün 2000 ve öncesi yıllarda inşa edildiği tespit edilmiştir.
Deprem kaynaklı riskin azaltılmasına yönelik eylemlerde, önceliğin bu yapı grupları olması gerektiği düşünülmektedir.
Risk azaltma eylemleri planlanırken de tekil yapı ölçeğinde değil, en azından ada bazlı veya bölgesel yaklaşımların benimsenmesi önemlidir.
Üstyapı odaklı çözümlemelerin yanında, altyapı sisteminin de sürdürülebilir ve dayanıklı nitelikte olması bütüncül bir çözümleme için gerekli görülmektedir.
Yapısal eylemlere ek olarak, ilçe genelinde uygulanabilecek eğitim, farkındalık ve görünürlük çalışmaları ile vatandaşların afet riski farkındalığının ve bireysel önlem seviyelerinin arttırılması, riskin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü, projenin çıktılarını özelleştirdi.
İlçelere özel olarak analizler ve haritalamalar yapılarak, İstanbul’un 39 ilçesi için “İlçe Olası Deprem Kayıp Tahmini Kitapçıkları” hazırlandı.
Olası bir depremde ilçe ve mahallelerdeki bina hasarları, olası can kaybı ve yaralanmalar, altyapı hasarları ve geçici barınma ihtiyacı gibi bileşenler analiz edilerek rapor haline getirildi.

HER İLÇEYE ÖZGÜ SORUNLAR TEŞHİS EDİLDİÇalışma sayesinde, her bir ilçeye özgün sorunlar teşhis edildi. İstanbul genelinde etkili olabilecek yıkıcı bir depremin, ilçelerde neden olabileceği hasarlar ve kayıpların boyutları ortaya konuldu.
Kitapçıklarda, ilçelere ait genel bilgiler ile bina, altyapı ve nüfus bilgileri; üretilen analizler ve senaryo depremler neticesinde hesaplanan kuvvetli yer hareketi parametreleri baz alınarak hesaplanan olası hasarlı bina sayısı, olası can kaybı ve yaralı sayısı ile bunların mekânsal dağılımları; doğal gaz, içme suyu ve atık su şebekelerinde oluşması muhtemel hasarlar ve geçici barınma ihtiyacı bilgileri yer aldı.
1. Derece Deprem Bölgeleri
- Bakırköy
- Bahçelievler
- Beylikdüzü
- Zeytinburnu
- Fatih
- Kadıköy
- Ümraniye
- Ataşehir
- Kartal
- Maltepe
- Sancaktepe
- Sultanbeyli
- Pendik
- Tuzla
- Üsküdar'ın belli bir kısmı
2. Derece Deprem Bölgeleri
- Büyükçekmece
- Avcılar
- Esenyurt
- Küçükçekmece
- Başakşehir
- Bağcılar
- Güngören
- Esenler
- Sultangazi
- Bayrampaşa
- Gaziosmanpaşa
- Beşiktaş
- Beyoğlu
- Kağıthane
- Şişli
3. Derece Deprem Bölgeleri
- Silivri
- Eyüp
- Sarıyer
- Arnavutköy
4. Derece Deprem Bölgeleri
- Çatalca
Web sitesini ziyaret edenler, olası bir depremde oturdukları mahallede kaç binanın ağır ya da hafif hasarlı olacağı, kaç kişinin öleceği ve yaralanacağıyla ilgili tahminleri okuyabilecek.Rapora göre ;
Arnavutköy’de 2 bin,
Ataşehir’de 3 bin,
Bağcılar’da 10 bin,
Bakırköy’de 6 bin,
Beyoğlu’nda 4 bin 200,
Büyükçekmece’de 9 bin,
Çatalca’da 2 bin,
Esenler’de 5 bin,
Fatih’te 15 bin,
Kâğıthane’de 2 bin,
Kartal’da 4 bin,
Küçükçekmece’de 13 bin,
Sancaktepe’de 3 bin,
Silivri’de 9 bin,
Sultanbeyli’de 45 bin,
Tuzla’da 7 bin,
Üsküdar’da 4 bin yapıda orta ve üstü hasar meydana gelmesi bekleniyor.BİNLERCE GEÇİCİ BARINMA İHTİYACI ORTAYA ÇIKACAKAvcılar’da 35 bin,
Başakşehir’de 13 bin 500,
Beylikdüzü’nde 27 bin,
Çekmeköy’de 4 bin,
Esenyurt’ta 67 bin 410,
Gaziosmanpaşa’da 14 bin,
Kadıköy’de 17 bin,
Maltepe’de 20 bin,
Pendik’te 28 bin,
Ümraniye’de 16 bin,
Sarıyer’de 6 bin 600,
Sultangazi’de 10 bin,
Şile’de 900,
Zeytinburnu’nda 31 bin hane için, geçici barınma ihtiyacı ortaya çıkacak.ÇOK SAYIDA BİNA 20 VE 40 YAŞ ÜSTÜNDEYapıların Bahçelievler’de yüzde 83’ü,
Bayrampaşa’da yüzde 91’i,
Beykoz’da üçte ikisi,
Güngören’de yüzde 90’ı,
Şişli’de yüzde 92’si 20 ve üstü;
Beşiktaş’ta yaklaşık yarısı,
Adalar’da yarıdan fazlası,
Eyüp’te ise üçte biri 40 ve üstü yaşta bulunuyor.
http://depremzemin.ibb.istanbul/wp-content/uploads/2020/06/bakirkoy.pdf
İBB BAKIRKÖY İLÇESİ OLASI DEPREM SENORYASI SONUÇLAR VE DEĞERLENDİRME



Bu çalışma ile 2019 yılında DEZİM ve KRDAE Deprem Ana Bilim Dalı iş birliği ile hazırlanan İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi kapsamında üretilmiş olan veriler; DEZİM tarafından Bakırköy ilçesi için mahalle bazlı olarak yeniden derlenmiş ve Bakırköy ilçesine öznel analizler ve haritalamalar yapılmıştır.
Buna göre Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminde, Bakırköy’deki binaların ortalama %21’inin hasar görmeyeceği tahmin edilmektedir.
Binaların ortalama %33’ünün hafif, %28’inin orta, %11’inin ağır ve %7’sinin de çok ağır hasar görmesi beklenmektedir.
Bakırköy’de, analiz edilen toplam bina sayısı 11.950’dir. Ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının, onarılamayacak boyutta olabileceği ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gereğinin ortaya çıkacağı öngörülmektedir.
Öte yandan, orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşası çoğunlukla daha uygundur. Senaryo depreminde, Bakırköy’deki binaların ortalama %46’sının (yaklaşık 5.482 bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceği tahmin edilmektedir.
Yaklaşık 6.468 binanın ise, hasarsız veya hafif hasarlı olması beklenmektedir. Geçmiş depremlerde yaşananlar, can kaybı ve yaralanma oranlarının kadın ve çocuklarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Geçmiş dönem deprem sonrası istatistikleri, can kayıplarının büyük çoğunluğunun sarsıntı sırasında, daha az kısmının ise binadan çıkmaya çalışırken ya da kurtarılmayı beklerken meydana geldiğini göstermektedir. Yaralanmaların ise yaklaşık yarısının, sarsıntı sırasında, diğer yarısının ise deprem sırasında veya sonrasında binadan çıkmaya çalışırken meydana geldiği gözlemlenmiştir.
Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminin, en kötü senaryo olan gece meydana gelmesi halinde, Bakırköy’de ortalama 1.046 civarında can kaybı meydana gelebileceği, yaklaşık 581 kişinin ağır yaralanabileceği ve 2.701 kişinin de hastane şartlarında tedavi görmesi gerekebileceği öngörülmektedir.
Deprem nedeni ile meydana gelen bina hasarlarının önemli bir etkisi de binaların barındırma özelliğini kaybetmesidir.
Acil barınma ihtiyacının belirlenerek, bunun karşılanması için gerekli ön planlama ve çalışmaların yapılması, özellikle yoğun yapılaşmaya maruz metropol alanlarda beklenen depremler için kritik önemdedir. Deprem sonrası insanların, hasarlı olmasa da binalara girmeyip bir süre dışarda olmayı tercih etmeleri de genel resmi ağırlaştıran bir durumdur.
Bakırköy’de Mw=7.5 senaryo depremi sonrasında yaklaşık 28.910 hanelik acil barınma ihtiyacının ortaya çıkacağı tahmin edilebilir. Hane başına 3 kişilik nüfus kabulüyle, yaklaşık 86.730 kişinin acil barınma ihtiyacı olacağı beklenmektedir.
Bu tahminlerde de depremin oluş şekline göre, hasarlarda gördüğümüze benzer belirsizlikler bulunmakta olup, deprem sonrası gerçekleşen acil barınma ihtiyacı içindeki nüfus verilen değerin altında ya da üstünde gerçekleşebilir.
Haziran 2020 63 Yüksek binalar deprem etkileri altında tekil olarak incelenmeli, yapısal hasar ve bunlardan kaynaklanması olası kayıpların yanı sıra yapısal olmayan unsurların (giydirme dış cepheler, su ve elektrik altyapısını oluşturan sistemler, mekanik, elektrik ve elektronik donanım unsurları, araduvar ve asma tavanlar gibi mimari unsurlar vb) hasar görmesiyle oluşabilecek kayıplar ve diğer sosyo-ekonomik kayıp olasılıkları titizlikle değerlendirilmelidir. İstanbul İGDAŞ doğal gaz şebekesi, İSKİ içme suyu ve atık su şebekelerinde senaryo depremi sonucu beklenen hasarların tahmini, bu şebekelerin, coğrafi ölçekte noktasal (dağıtım istasyonları) veya yayılan/uzayan (boru hatları) unsurları için başlıca iki grupta yapılmıştır.
İGDAŞ boru hatlarında, Bakırköy ilçesinde 15 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği tahmin edilmektedir. Bu rakam, doğal gaz boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir.
5.482 civarında orta ve daha üst seviyedeki hasarlı binalarda bulunan doğal gaz servis kutusunu devre dışı kalması olasılık dâhilindedir.
İSKİ içme suyu şebekesinde senaryo depreminde 17 noktada, atık su şebekesinde ise 48 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği hesaplanmıştır.
Bu değerler, içme suyu veya atık su boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir.
İstanbul gibi özellikle eski ilçe, semt ve mahallelerinde dar yolların, sayısal anlamda yoğun ve hasar görebilirliği yüksek bir bina stoğunun bulunduğu kentlerde, depreme bağlı bina göçmelerinin meydana gelmesi durumunda veya binaların ağır hasar gördüğü hallerde yollar kapanabilmekte ve bu durum deprem sonrası her türlü kurtarma ve yardım operasyonunu çok zorlaştırmakta ve zaman zaman imkânsız hale getirmektedir.
Eğitim, sağlık, spor, kültür, din, konaklama, ticaret ve sanayi gibi kentsel işlevlerin deprem sonrasında mümkün olan en kısa zamanda eski haline dönmesi, sosyal ve ekonomik olarak büyük önem taşımaktadır. Bu raporda sunulmuş olan bütün tahminler, deprem mühendisliği literatüründe yer alan, analitik çalışmalara veya depremlerde yaşanmış deneyimlerden yararlanarak oluşturulmuş ampirik modellere dayanmaktadır.
Bu modeller, bütün istatistiksel modellerde olduğu gibi kabullere dayanmakta ve çeşitli belirsizlikler içermektedir. Sunulan sonuçlar kullanılan modellerden elde edilen ortalama değerlerdir. Gerçek bir depremin yaratacağı kayıpların bu raporda sunulan sonuçlardan farklı olması kaçınılmazdır.
Bu tip deprem kayıp tahmini analizlerinin (İBB 2001, 2009, 2019), belli periyotlarda güncellenmesi çok önemlidir. Yapılan tahminlerin güvenilirliğini arttıran en önemli unsur, envanter bilgisidir.
İhtiyaç duyulan veri gruplarının ilgili kurumlar tarafından etkin bir şekilde güncellenmesi ve paylaşımı, deprem risk analizlerinde doğruluk payını artıracak ve böylelikle karar alma süreçlerini de en doğru şekilde yönlendirilebilecektir.
Bu noktada ilçe belediye 64 Haziran 2020 başkanlıklarının da kritik bir paydaş olduğu ve güncel bina envanterinin üretilmesinde etkin bir rolü olduğu düşünülmektedir.
Bu çalışma ile Bakırköy’deki öncelikli risk bölgeleri ve kritik mahalleler ortaya konmuş ve karar vericilerin afet riskini azaltmaya yönelik tüm adımlarında yol gösterici nitelikte veriler üretilmiştir.
Bu doğrultuda alınabilecek önlemler açısından ilçenin kentleşme karakterine bakıldığında, Bakırköy’de yapıların büyük oranda 1-4 kat aralığında yer aldığı görülmektedir.
Yapı yaşları baz alındığında ise yapıların yaklaşık %84’ünün 2000 ve öncesi yıllarda inşa edildiği tespit edilmiştir.
Deprem kaynaklı riskin azaltılmasına yönelik eylemlerde, önceliğin bu yapı grupları olması gerektiği düşünülmektedir.
Risk azaltma eylemleri planlanırken de tekil yapı ölçeğinde değil, en azından ada bazlı veya bölgesel yaklaşımların benimsenmesi önemlidir.
Üstyapı odaklı çözümlemelerin yanında, altyapı sisteminin de sürdürülebilir ve dayanıklı nitelikte olması bütüncül bir çözümleme için gerekli görülmektedir.
Yapısal eylemlere ek olarak, ilçe genelinde uygulanabilecek eğitim, farkındalık ve görünürlük çalışmaları ile vatandaşların afet riski farkındalığının ve bireysel önlem seviyelerinin arttırılması, riskin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.





