Çanakkale Geçilmez
Tahsin Ataizi

Tahsin Ataizi

Tahsin Ataizi

Çanakkale Geçilmez

18 Mart 2019 - 13:31 - Güncelleme: 18 Mart 2019 - 13:33

Bu hafta köşemde kaleme almak istediğim konu: “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.” Öyle ki bu destanı yazanlara bizleri bu günlere taşıyanlara ne yazsak ne söylesek az olduğu gibi, TARİHE SIĞMAZ Kahramanlarımızı da tabii ki ne benim ne de başkalarının köşelerinde kitaplarına da sığmaz. 

Silah arkadaşlarımdan Albay Ömer Erbıyık’ın yazmış olduğu “ÇANAKKALE NE DEMEK” şiiri hepimizin duygu ve düşüncelerini adeta galeyana getiren mısraları… Öyle sanıyorum ki sizleri de duygu seline kaptıracaktır. 

Dolayısıyla ONLAR tarih yazdılar. Bizler de geçmişi onlarla yaşayamadık ama, geleceğe güvenle bakmamız için o tarihi, o zamanı (yaşamasak dahi) o havayı teneffüs edercesine terennüm etmek gerekmez mi?.. 

Aksi taktirde; geçmişini bilmeyen ATA’sını anmayan ATATÜRK’ün adını anmaktan imtina edenlere; Bizler de konuşma ve yazılarımızda imtina edersek: Ne mi olur? 

“Geçmişini bilmeyen bu uğurda ŞEHİTLERİMİZİ de yad etmeyen TOPLUMLAR hiçbir zaman geleceğini de göremez” adeta hayattan tarihten kopar diyorum. 

Çanakkale şehitlerimize ithafen; 

Tüm Şehitlerimize 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın 

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın… 

Derken Allahtan rahmet dileyerek 

E. Alb. Arkadaşım Ömer Erbıyık’ın  

“ÇANAKKALE NE DEMEK” ŞİİRİ: 

ÇANAKKALE NE DEMEK? 

 

18 Mart 1915 Çanakkale deniz savaşları . 

Denizden geçemeyen Küffar  bu sefer 25 Nisan 1915’de  karadan şansını deniyor. 

Silahta, mühimmatta, teknolojik imkanlarda,insan gücünde, 

Giyimde kuşamda,yiyecek dahil lojistik bütün imkanlarda bizden kat ve kat üstünler. 

Ama karşılarındaki yürekleri vatan sevgisi ve iman dolu, 

Mermiye göğüs geren, 

“Ya istiklal ya ölüm” diyen mehmetleri hiç düşünmemişler. 

Şu husus unutulmamalıdır ki ;”En  Güçlü Silah Ölümü Göze Almış İnsandır.” 

 

* * * 

Evet şimdi başlayalım  ne demektir Çanakkale? 

Çanakkale demek ; 

Vatanı uğruna canını vermiş yüzbinlerce şehit demek, 

Parçalanmış kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, 

Eli ve ayağı ,parmağı kopmuş,gözleri kör olmuş ,bağırsakları dışarı çıkmış yüzbinlerce yaralı, 

Her yer cesetlerle dolu,  

Doktor ,sağlık malzemesi  ,morfin çok kısıtlı, 

Sadece yaşama şansı olan askerlerle ilgilenebilen doktorlar,  

Yaralı çok, ağrıdan kıvranan,her tarafta  yankılanan feryatlar, 

İnin inim inleyen yaralılar, 

Sadece kurtulma ihtimali  olanlara , kullanılan ağrı kesiciler, 

Kurtulma ihtimali olmayan yaralı Mehmet’lerden yükselen feryatlar ,  

Nihayetinde ruhunu teslim eden Mehmetler. 

İşte Çanakkale bunlar demek. 

 

* * * 

Bu yaralılardan yarası çok ağır bir nefer, 

Getirildiği doktora “ babaa ,babaa” der, 

“Tanımadın mı baba beni ,ben senin oğlunum”  

Evet bu ifadelerin ağızından zorlukla döküldüğü o nefer. 

 

* * * 

Doktor, çaresizlik içinde oğlunun kanlı yüzünü siler. 

Oğlu çok acı çekiyor ,hem de çok. 

Kurtulma ihtimali  zayıf mı ,hem de çok zayıf. 

Oğulunun yarası çok ağırdır.Kurtulma şansı yoktur. 

Yaralı askerleri ameliyat eden doktor sedyecilere  seslenir; 

“Bunu gölge bir yere kaldırın” der. 

 

* * * 

Baba elindeki  ağrı kesiciyi çok acı çeken oğluna değil,  

Sadece kurtulma ihtimali olanlara  şırınga eder. 

Saatler geçmiş ,doktor bitap düşmüştür artık.  

Görevini başka bir doktora teslim eder. 

Koşarak gölge bir yere bırakılan oğlunun yanına gider. 

Oğlu son nefesini vermiştir artık. 

Doktor baba kanlar içerisindeki oğluna sarılarak hıçkıra hıçkıra  göz yaşı döker. 

 

* * * 

İşte ölmek üzere olan oğluna  kısıtlı miktarda olan  ağrı kesiciyi vurmayan, 

Kurtulma ihtimali olan Mehmet’lere  o morfini saklayan, 

Fedakâr  böyle  doktorlar  demektir  Çanakkale . 

 

* * * 

18 bile yoktu çoğu askerin yaşı, 

276 kg. mermiyi sırtlayarak topa yerleştiren Seyit Ali yani Seyit onbaşı, 

İngiliz gemisi Ocean’ı batırır 3’üncü atışında  o Seyit onbaşı. 

Karşılığında sorar komutanı ; “Ne istersin” Ey Seyit onbaşı? 

Karnı aç olduğu için bir ekmek ister. 

Sonrada “Arkadaşlarımın hakkı geçer” diye onu da almaz o asker. 

Evet Çanakkale yeryüzünün  henüz böylesini görmediği Seyit onbaşı demektir. 

 

* * * 

Havada çarpışan  mermiler, 

Birkaç dakika sonra şehit olacağını bilebile “Allah Allah” nidalarıyla taarruza geçen  Mehmet’ler, 

Yüz binlerce etrafa yayılan şaraplen parçası, 

Parçalanmış kafalar,kopmuş kollar ve de bacaklar, 

Dışarı fırlamış iç organlar, 

Şahadet getiren dudaklar, 

Silah arkadaşının,komutanının kollarında son nefesini veren o kınalı kuzular demektir Çanakkale. 

 

* * * 

Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinden Halil Helvacı. 

27. Alayda Arıburnu cephesinde 9 ay  düşmanla çarpışmıştır. 

Bir keresinde 3 gün süngü harbi yaparlar düşmanla. 

Üç gün sonunda Koskoca alaydan 7 kişi kalmıştır. 

Bunlara  10 er daha verirler ve Halil’i  çavuş yaparlar. 

Bir gün düşmana Arıburnu'ndaki mevziden ateş ediyordur çavuş Halil. 

Tetiği çekiyor ama  tüfek patlamıyor. 

Yanımdaki arkadaşa “Tüfek bozuldu galiba”  der. 

Arkadaşı kontrol ettikten sonra yüzüme acı acı bakar. 

“Senin tüfekte bir şey yok, tetiği çeken parmağın kopmuş be adam”  deyice Halil çavuş; 

 Parmağımın acısını o an duydum." diye anlatır o anı. 

Bir kurşun gelmiş tetiği çektiği parmağını alıp götürmüş orta yerinden. 

Savaşırken parmağının dahi koptuğunu anlamayan kahraman Halil çavuş’tur Çanakkale. 

 

* * * 

Çanakkale demek binlerce yan yana, sırt sırta yatan Mehmetçikler, 

Bir hilal uğruna batan binlerce güneşler, 

Anasına ,babasına,evladına eşine doyamadan vatanı için canını veren babalar ,evlatlar ve de eşler , 

Siperlere mermi, silah taşıyan analar ,kadınlar, 

Evlatlarını “Ya gazi ,ya  da şehit olacaksınız “diyerek gönderen o yürekli analar, 

Köylerde, kasabalarda  erkeğin kalmadığı,  

Diğer cephelerden asker getirilemediğinden, en yakın çevreden başlayarak,  

Gençliklerinin baharındaki 15 YAŞINDAKİ GENÇLERİN dahi, Çanakkale’ye sevk edildiği yerdir  Çanakkale. 

 

* * * 

Hey on beşli on beşli.  

Tokat yolları taşlı . 

Onbeşliler gidiyor . 

Kızların gözü yaşlı . 

Türküsünün düğünlerde oyun havası olarak dinleyip UTANMADAN oynadığımız  bir ağıtın öyküsüdür Çanakkale. 

 

 * * * 

Takım Komutanı şehit düşünce komutayı  üstlenen 28 yaşındaki Yahya Çavuş, 

Geri kalan 67 askeri öyle bir şekilde siperlere yerleştirmiştir ki, 

İngiliz Generali Nepier,  

Yahya Çavuş ve askerlerinin yoğun ateşi karşısında, karşılarında bir Türk Tümeni bulunduğunu zanneder. 

Yahya Çavuş ve 67 askerin cephaneleri biter ve hepisi savundukları tepede şehit düşerler. 

  

 * * * 

Ertuğrul Koyu'na çıkarma yapan 3000 askerden oluşan İngiliz kuvvetini, 

Komutasındaki 67 askeriyle On saat  durduran, 

Çıkarma yapılan koyun sularını o çıkarma yapan düşmanın kanı ile  kırmızıya boyayan, 

 “Ezineli Yahya Çavuş ve 67 askeri” dir Çanakkale. 

 

 * * * 

“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş'tular. 

Tam üç alayla burada gönülden vuruştular. 

Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri. 

Allah'ı arzu ettiler, akşama kavuştular” 

 

 * * * 

Başındaki “Enveriye şapkası” oldukça büyük olan, 

Üzerindeki askeri kıyafeti çok bol gelen 13- 15 yaşlarındaki Gönüllü Bombacı Ali Reşat Çavuş. 

Gecenin karanlığında siperlerden çıkar, 

Düşman askerlerinin,özellikle subaylarının yerlerini bulur ve bombasını atardı. 

Yaşı küçüktü ama cesareti ve  yüreği büyüktü. 

Savaşta göstermiş olduğu yararlıklardan dolayı kendisine  çavuş rütbesi verilmişti. 

Çanakkale cephesinde, Arıburnu ve Anafartalar bölgesinde  kahramanlıklar göstermiş bir genç olan Gönüllü Bombacı Ali Reşat Çavuş’tur Çanakkale. 

 

 * * * 

Conk bayırında düşmanın büyük kara çıkarmasını durduran, 

Kendisinden 5 kat büyük olan düşmana savaş meydanını dar eden, 

Dünyanın en kahraman birliği olan ve tamamı şehit olan  57. Alaydır Çanakkale. 

 

 * * * 

“Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.  

Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.” 

Diyerek 57.Alayın karşı saldırıya geçmesi için  Mustafa Kemal’in emir verdiği yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

Avustralya’nın Melbourne müzesinse sergilenen 57.Alay sancağı altına düşülen not aynen şöyledir; 

 “Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir.Ama esir edilmemiştir. 

Türk Ordusu’nun geleneklerine göre  bir alayın sancağı,alayın son eri ölmeden teslim  edilemez. 

Bu sancak,sonuncu muhafızın  da  altında ölü olarak yattığı bir ağacın altında  asılı olarak bulunmuştur. 

Kahramanlık timsali olarak  karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını  selamlamadan  geçmeyin.” 

Son eri şehit oluncaya kadar düşmanın teslim alamadığı  dünyada emsali olmayan 57. Alayın  sancağıdır Çanakkale. 

 

 * * * 

Esir alınan yüzlerce Türk Mehmetinin İngiliz ve Avusturalya’lılar tarafından toplu  halde üzerlerine benzin dökülerek  yakıldığı, 

Buna rağmen İngiliz ve Avusturalya’lı esirlere ise komutanlarımızın  insanlık örneği gösterip misafir muamelesi yaptığı yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

Yüreği yufka Mehmetin yaralı Anzak askerini İngiliz siperlerine kadar kucağında taşıyarak  teslim ettiği, 

Yaralı askeri teslimden sonra  kendi siperlerimize  dönen mehmetlerimizin İngiliz askerlerince sırtından vurduğu yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

Conkbayırı’nın güneyindeki 261 rakımlı tepe. 

Bir müfreze asker sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunmaktadırlar. 

Mermisi biten bu askerler  Conkbayırı’na doğru koşarak kaçmaktadırlar. 

İşte bu askerlerin koşarak kaçtığını  görür  Mustafa Kemal. 

  

 * * * 

Mustafa Kemal olayı şöyle anlatmaktadır; 

Bu askerlere; 

-Niçin kaçıyorsunuz? dedim. 

-“Efendim düşman askerleri.” dediler 

-Nerede? 

-“İşte “diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler. 

Kaçan askerlere; 

- Düşmandan kaçılmaz, dedim. 

- “Cephanemiz kalmadı.” dediler. 

- Cephaneniz yoksa süngünüz var,dedim. 

Ve bağırarak bunlara süngü taktırarak yere yatırdım. 

Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı.  

KAZANDIĞIMIZ AN, BU ANDIR.”diye anlattığı yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

Yer Conkbayırı.( Conkbayırı Çanakkale İli Eceabat İlçesinde bir mevki adıdır.) 

Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal harekatı tepe üzerineden  izlemekte ve yönetmektedir. 

Bir şarapnel parçası  gelir tam kalbinin üzerine çarpar. 

Elini göğsüne götürür.Kan akmıyordur.  

Kalbinin  üzerinde cebinde bulunan saat paramparça olmuştur. 

Büyük önderin parçalanan cep saati sayesinde  şans eseri mutlak bir ölümden kurtulduğu yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

253 bin şehidimizin  koyun koyuna yattığı , 

Düşmanın Çanakkale geçilir sandığı , 

Askerinin,silahının ve mühimmatının  fazla olmasına kandığı, 

Askerlerimizin Düşmana  “Çanakkale geçilmez “ dedirttiği , 

"Geldikleri gibi gittikleri” yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

Boğaza döşediği mayınlarla hem savaşın hem de ülkenin kaderini değiştiren Nusret Mayın Gemisi, 

Nusret mayın gemisine komutanlık  yapan, 

 26 adet  mayını gecenin karanlığında boğaza döşeyen  Tophaneli Yüzbaşı Hakkı ‘dır  Çanakkale. 

 

 * * * 

 “Allahaısmarladık” diyerek bir daha Geri Dönmemek üzere giden kınalı kuzular demektir Çanakkale”. 

 * * * 

18 Mart 2018’de Çanakkale Zaferi’nin 103. yıl dönümü kutlandı. 

Ama kutlamaların içinde Mustafa Kemal  anılmadı. 

Mart 2018 deki Çanakkale Zaferi hutbelerinde de camilerde  Atatürk'ten bahsedilmedi. 

Hiç kimse unutmasın ki Türkiye’nin ölümsüz  tek bir  Başkomutanı vardır; 

“O da Mustafa Kemal Atatürk'tür.” 

Atatürk ,içimizdedir , kalbimizdedir. 

 

 * * * 

İsmail Kahraman’ın  TBMM Başkanlığını yaptığı Meclis'in tarihini anlatan kitap basılır. 

İçinde Abdülhamit'in adı geçer,  

Ancak TBMM'nin kurucusu Atatürk'ün adı geçmez. 

Bir zamanlar  ne demişti TBMM Başkanı İsmail Bey,: 

“Yeni anayasada laiklik olmamalı!” 

Böyle kişiler Atatürkü ,Cumhuriyeti  hiç sevebilirler mi? 

 

 * * * 

Tarih 18 Mart 2018.  

Mecliste sergilenen Çanakkale konulu tiyatroda, kadın sanatçıların sahneye çıkması engellenmiş, 

“Laiksiz anayasa” isteyen Meclis Başkanı İsmail Kahraman, şimdi de “kadınsız tiyatro” istemişti. 

TBMM Başkanı İsmail Kahraman kadın oyuncuları “Çanakkale ruhunu uymuyor” diye sahne­den indiriyor. 

Çünkü  kendisi Çanakkale ruhunu  yeterince bilmiyor. 

Ama Çanakkale’de vatanı için savaşan ,şehit olan binlerce kahraman Türk kadını vardır. 

 

 * * * 

Çanakkale ; 

 Nezahat On­başı’dır, 

Zeynep Mido Çavuş’dur, 

Saçlarını sıfıra vurdurup “Ahmet” ismiyle savaşa katı­lan , 

Anafartalar 56. Fırka'da silahıyla mücadele veren Mücahi­de Hatice Hanım , 

Baş Hemşi­re Safiye Hüseyin Elbi’dir. 

Acaba bu kadın kahramanlarımızı biliyor mudur ismail Kahraman?  

 

 * * * 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 18 Mart 1934 yılında “ANZAK “annelerine hitaben yazdığı mektupta; 

"Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar;  

Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz.  

Sizler Mehmetçik’lerle yan yana, koyun koyunasınız.  

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar;  

Göz yaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bağrımızdadır.  

Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.  

Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."  

diyerek kendi topraklarımızı işgale gelenlerin ailelerine Türk’ün düşmanına dahi olan alçak gönüllülüğünün anlatıldığı yerdir Çanakkale. 

 

 * * * 

ANZAK (Anzac) sözcüğü, Avustralya ve Yeni Zelanda kolordusu (Australian and New Zealand Army Corps) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiş bir kısaltmadır. 

  

 * * * 

Her yere 15 Temmuz afişleri astıranlar, 

Bu afişlerdeki yazıya;”15 Temmuz Destanı.” yazdıranlar, 

Bu afişlerde Türk ordusunu korkak, , dayak yiyenler olarak resmedenler, 

Ama Çanakkale zaferini geçiştirerek  layıkıyla   kutlamayanlar , 

18 Mart 2018 deki afişlere ; “Çanakkale  Destanı” yazdırmayanlar. 

 

 * * * 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyanet’in yaz eğitim programında yaptığı konuşmada ; 

“18 Mart 1915’i yaşamadınız.Ama 15 Temmuz’u yaşadık. 

Dolayısıyla bu bizim için (Çanakkale savaşından) çok daha anlamlı. “diyordu. 

AKP’li bir çok belediyenin meydanlara astıkları afişlerde,yazılarda ise; 

“15 Temmuz  Destanı” yazmaktadır. 

Bir tarafta Çanakkale’de  destan yazan ,”Çanakkale geçilmez “dedirten dedelerimiz, 

Diğer tarafta 15 Temmuz 2016’yı  Çanakkale  Destanından  daha anlamlı gören büyüklerimiz. 

 

 * * * 

Çanakkale’ de  ülkemizi işgale gelen emperyalist güçlere karşı savaşılmıştır. 

15 Temmuz’da ise : 

Ordumuzun içerisine Bİ-LE-REK  ve İS-TE-YE-REK  iktidar tarafından yerleştirilen , 

Ordumuzdaki komutanlar  cemaat mensuplarını  ordudan atmak  istediğinde , 

İktidarın ilgili mensuplarınca atılmasına şerh konulan bu FETÖ’cülerle  mücadele edilmiştir .  

  

 * * * 

Sonuç olarak; 

Çanakkale  demek 18 Mart 1915’de ,25 Nisan 1915’de yazılan destan demek,  

Ancak 15 Temmuzu Çanakkale destanıyla  kıyaslamak demek, 

Çanakkale Destanının  nasıl yazıldığını yeterince  bilmiyor olmak demek. 

Çanakkale Destanını yazanlara saygısızlık demek. 

 

 

E.Alb  Ömer ERBIYIK 

 

 

Bu yazı 327 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar