Mutlak Butlan Kararını İki Yönlü Okumak Gerekir
Mutlak butlan kararı sadece bir kişinin yeniden göreve dönmesi olarak okunmamalıdır. Kararın ilk sonucu, dönemin genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte o dönemde görev yapan tüm parti yöneticilerinin görevlerine dönmesidir. Bu isimlerin arasında Kılıçdaroğlu’na muhalif olanlar da bulunuyordu. Dolayısıyla geri dönüş yalnızca Kılıçdaroğlu’nun dönüşü anlamına gelmez; aynı zamanda farklı siyasi eğilimlere sahip parti kadrolarının da yeniden yönetime dahil olması anlamına gelir.
Bu kadrolar içinde bugün Ekrem İmamoğlu’na yakın duran milletvekilleri ve parti yöneticileri de bulunmaktadır. Bu nedenle kararın ardından CHP içinde yeni bir güç dengesi ve yönetim mücadelesi ortaya çıkması kaçınılmaz görünmektedir. Parti içindeki farklı gruplar, yeni dönemde etkili olabilmek için siyasi pozisyonlarını yeniden belirlemek zorunda kalacaktır.
Özgür Özel açısından bakıldığında ise bu süreç aynı zamanda bir özeleştiri ve muhasebe imkânı da doğurabilir. Çünkü bugün tartışma konusu yapılan birçok belediye başkanı, parti yöneticisi ve milletvekili mevcut yönetim döneminde belirlenmiş, aday gösterilmiş veya siyasi olarak desteklenmiştir. Eğer bu isimlerle ilgili siyasi ya da hukuki tartışmalar bulunuyorsa, bunların sorumluluğunun da doğal olarak o dönemin yönetimi tarafından değerlendirilmesi gerekecektir. Bu nedenle mutlak butlan kararı yalnızca geçmiş yönetimlerin değil, mevcut yönetimin tercih ve tasarruflarının da yeniden sorgulanmasına yol açabilecek bir sonuç doğurabilir. Siyasette başarıların olduğu kadar hataların ve yanlış tercihlerin siyasi sorumluluğunu üstlenmek de yönetimin görevidir.
Ancak olayın ikinci yönü de vardır. Kamuoyunda oluşan algının aksine, bu tablo CHP açısından mutlak bir yıkım anlamına gelmeyebilir. Çünkü karar sonrasında partinin bütün kadroları siyaset sahnesinden silinmiş olmayacak; aksine geçmiş yönetim ile mevcut siyasi aktörler aynı çatı altında yeni bir denge kurmaya çalışacaktır. Asıl belirleyici olan, bu sürecin mahkeme kararlarından çok parti tabanında ve siyasi sahada nasıl karşılık bulacağıdır.
Sonuç olarak mutlak butlan kararını yalnızca hukuki bir mesele olarak değil, CHP içindeki güç dengelerini yeniden şekillendirecek siyasi bir süreç olarak değerlendirmek gerekir. Kararın gerçek etkisi ise mahkeme salonlarından ziyade parti örgütlerinde, meydanlarda ve seçmen nezdinde ortaya çıkacaktır. Bu süreç, bir yandan geçmiş ile bugün arasındaki hesaplaşmayı gündeme getirirken, diğer yandan hem eski hem de yeni yönetimlerin kendi siyasi sorumluluklarıyla yüzleşmesine zemin hazırlayabilir.


